Baht Utansın...

Keşke bende bir cümle ile anlatabilme yeteneği olsa ,sizde de bir cümleden anlayabilme kabiliyeti...

''Asımın nesli cephelerden dönemediği için Akif yurttan gitti '' der bitirirdik işi..

Bir devrin kahpe zihniyeti ,tek bir cümle ile bu kadar güzel tesbit edilebilirdi. Yürekleri yakan bir tespittir bu.CHP zihniyetinin bu ülke üzerine çöreklenip,nefes aldırmayan amansız düşmanlığının özetidir.. Türk Milleti'nin yüzyıla yaklaşan tarih yapma imkanından yoksun kalışının hikayesini barındırır.

Asımın neslinin ,taze bedenlerde ruh bulmadıkça Akif'lerin bu ülkede tutunamayacağını anlatır.Bu cümlenin genç yüreğimde yarattığı fırtınaları asla unutamam.Ülkücülerin garipliğini ,yalnızlığını,sahipsizliğini, çilesini hangi cümle bu kadar güzel anlatabilirdi ki ?

İstiklal marşı şairine ,Çanakkale şehitleri şairine sahip çıkamayan bir nesil ,bir millet asırlık bir zillete mahkum olmuştur..Kim bilir hak nezdinde ki hakkı da ,hükmü de budur. Elbet bedeli ödenmektedir ,ödenecektir....

Bu tespit ülkücü hareketin ''zinde '' olduğu dönemde bir ülkücünün tespitidir.Başka türlü de olamazdı zaten .Ülkücülerin bu millete biçilen kadere başkaldırısının karşılığı uğradığı kıyım ve zulüm ,yaşadığı yalnızlık , onların asımın yeni nesli oluşunun habercisi gibi idi..

Akif'i ''öz yurdunda garip ,öz vatanında parya ''haline sokan garipliğinin farkında lığına en ziyade onların ulaşması tabii idi..

Gün oldu devran döndü...

Ateş çemberlerinden firesiz geçen o neslin istisnaları haricinde teslim oluşuna da şahit olduk ve başka türlü bir acıyla da tanıştık..

Dava yükünü taşıyamamasına ,sıradanlaşmasına ,kendi özüne yabancılaşmasına ,başladığı noktayı unutup hayata yenilişine de tanık olduk...yüreğimiz kavruldu,kahrolduk...

Öz yurdunda garip öz vatanında parya olmanın hüznü ,çilesi ,mücadelesi şimdi ancak hayallerimizi süsleyecek,mazide kalmış bir cennet anısı....!

Bir aşk hikayesidir ülkücü hareket ,sürdürülemeyen,sonu ihanetle biten...Vefa hikayesidir sonu vefasızlıkla biten..

Bir çile hikayesidir,semereleri ucuza devşirilen,hoyrat ellerde sarhoşlara meze edilen!

Şeref ve haysiyet cellatları her daim iş başındadır ve artık dışımızda değil,yanı başımızdadır,dahası hareketin başındadır...

Nasıl geldik bu noktaya ?

Hikaye uzun ,ülkücü sayısı kadar hikaye var ancak özetleyelim..Tek kelime ile pusulamızı yitirdik..

Pusula ? Türkeş....

Daha sağlığında yitirdik pusulamızı.Genç yaşlarda'' güneşe gözlüksüz'' bakmanın cezasını çektik...Körleştik...Önce onu göremez olduk! Babasına isyan eden ergenler gibi. Bu ergen psikolojisinden de hala kurtulamadık..

Ateş çemberlerinden geçmiştik ya..Artık kılavuza ne hacet!! Hep beraber küçük birer Türkeş olduk! ''Ben'' merkezli dünyalar kurduk..Çavuş olmadan generalliğe soyunduk.. O sadece albay 'dı ,kendimizce hatalarını bulduk.

Yediğimiz her herzeyi doğrultan,kırdığımız her cevizi meşrulaştıran , ''istikamet üzere '' olmamızı sağlayanın O olduğunu,gücümüzün, itibarımızın o'nun çevresinde olmaktan geldiğini ,onunla birlikte olmaktan, ''hep beraber '' olmaktan geldiğini idrak bile edemedik..

İstikameti O belirliyordu ,hedefi O gösteriyordu ,biz yalpalasak ,yolda heveslerimizle oyalansak da bir yerde kervana tekrar katılmanın lüksüne alışmıştık,çünkü kervan biz olmasak ta yürüyordu...

Ancak işin esasında yaya kaldığımızı O ahrete göçünce anladık..Anladık mı ? O bile hala meçhul,şüpheliyim...

Belki de anladığımız tek şey kaybettiklerimiz.O nu da mevki ,itibar,para pul, hatta dul'la telafi edeceğini sananlarımız çoğunlukta..

Aldanışlarımız ,yanlışlarımız,sapmalarımız,iddialarımızla orantısız şekilde seviyesiz..İşte acı gerçeğimiz....

Biz bir kadro hareketi idik.. Ne demekti o? Daha ilk gün onu unuttuk..Türkeş sonrası yeni bir tür liderlik,yeni bir işbirliği,organizasyon oluşturabilmeli,kenetlenmeli,hep birlikte bir vücut oluşturabilmeli idik.Türkeş'in özelliklerimizi bastıran hakim özeliğinden şikayet eden ''ergenler'' olarak adaletli bir ilişkiyi,saygı ,sevgi,liyakati esas alan bir birlikteliği gerçekleştirebilmeliydik.

Farklı kabiliyette ,farklı özellik ve nitelikte ülkücüler birlikte yürümenin zeminini oluşturabilmeliydi..Biz bir takımdık ,Türkeş uzakta olsak yakında olsak bizi bir takım halinde tutmanın bir yolunu bulmuştu.Biz de bulabilmeliydik..

Biz ne yaptık..İlk gün takım kaptanını vurduk!! ve takım olmayı imkansız hale getirdik...Kaptan? Kimdi kaptan ?

Ramiz Ongun..

Bu harekete mensup,az veya çok '' kadro'' özelliğini kazanmış herkes biliyordu ki yeni neslin kaptanı O 'dur.Bunda en ufak şüphe dahi yoktur.O sadece içimizden biri idi,bizim ruhumuzun mayası ile mayalanmış ,olağan üstü özellikleri ile değil,ülkücülüğü ile var olan bizden biri idi..dilimizi bilir ,özümüzü bilir,kısaca bizi bilir idi...Birlikte yürümenin zaruretini,ülkücünün kıymetini bilir idi...

80 sonrası ''kadro''belki zaruretten nefsi ile meşgulken Türkeş yeni nesillerle meşguldü ve onlarla gemiyi sefere hazır hale getirdi..O yeni nesil, her nesil gibi çok yönden eleştirilebilir. Ancak bu cinayette! hiç kusuru yoktur .

Kaptanı kendi nesli vurdu..Yoldaşları,takım arkadaşları,ülküdaşları...Küçük bir anekdot ;Samimiyetinden asla şüphe duymadığım bir akıl ,idrak fukarası ergen,Türkeş sonrası ilk istişare toplantımızda şöyle demişti :Remizle olmaz! otuz yılda Türkeş ten ancak ölümüyle kurtulduk!

Ergenlerin bu idraksizliğidir yıkımımızın başlangıcı..Napolyon yenilgi sonrası durum değerlendirmesi için generalleriyle toplanır.Söz alan bir general , barut azdı,ıslaktı diye söze başlar ,Napolyon sözünü keser ;''gerisine gerek yok..''

Bizim kadronun ilk icraatı kaptanı vurmak oldu ...Gerisine gerek var mı?

Peki ne adına ? Bin bir sebep gösterilir ,Türkeş'e kendince kulp bulan ergenler ,Ramiz'e kulp bulmakta zorluk mu çeker ? Hatta haklı olan ,bir sürü yan sebep de gösterilebilir.

Ancak temel sebep açıktır ; Kendi nefisleri adına...Türkeş'in ganimetini paylaşmak adına ,sisteme muhalefetin riskinden kurtulup,savaşı kesip , ''uslu çocuk'' olmanın maddi manevi rant 'ı adına..

Maalesef bir-kaç incik boncuk karşılığı kandırılacak kadar toy ,idraksiz ve dirayetsiz çıktık...Yazık bu milletin bize bağlanan umutlarına..

Asımın nesli cephelerden dönmedi,onlar göklerin Mukaddes çağrısına koştular,cephe kaçkınları Akif'i yurdundan kovdu.Biz cepheden kaçmak için kaptanı vurduk ve düzene teslim olduk...

Başımıza asla savaşmayacak bir komutan! tayin ettiler,nice zaferlere yelken açtık!... Çok komiktir bizim trajedimiz.!..

Ramiz'i vuran herkes birer birer vuruldu,onca zillete katlanan ergenler her kapıdan kovuldu!Halk dilinde bir deyiş vardır ;''delisi olmayan mahallenin akılılarını birer birer düzerlermiş''.

Hak indinde ise hüküm bellidir;''her kavim layık olduklarınca yönetilir''

Her devrin mazlumları vardır ,her devrin zalimleri..Zaman kahpeleşti bir kere..ve zalimler hükmünü yürüttü...tarihe not düşmek adına biz de tespitimizi yapalım..

Tabelaları siper yapıp,ülkücülülüklerini tabelalardan alanlara inat,kahpelere inat,ruhunu satmış aşüftelere inat hayatı kahramanlaştıran ,alınıp satılmayan,köleleştirilemeyen,ülkücülerin sembolüdür Ramiz Ongun....

Bu kahpe zamanın mazlumu ,mahkum edilen acze düşürülüp,hayattan kovulan ülkücülüğün ,''dava adamlığının '' sembolüdür Ramiz Ongun..

Yalnızlığa mahkum edilmiş bir büyük yürek,bir büyük imandır O..

Kirletilmiş bir geleceği hayatından kovmuş,sade ülkücülüğü,her mevki ve makama tercih eden,''zafere değil sefere '' soyunmuş bir savaşçı,dava adamıdır O.

Destan yazma iddiasındaki bir hareketin tabii lideri iken,ruhunu satmış ,yaşarken ölmüş bir kadronun''hain '' i dir O... Bereket ki lideri değil..!!

Kim bilir belki de sadece, fildişi kulesinde Atsız hoca'nın ''yolların sonu''nu okuyup,yol arkadaşlarının zilletine ağlayandır O..

Bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardından saatlerce yol giden
İtler bile gülecek kimsesizliğimize.

Gidiyorum : gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda .
Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz ;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönemlerin
Değişilir topuda bir sokak kaltağına.
...........

Ne diyelim... Baht utansın..!

Alakalı her türden vasata not: bu yazı sadece kendi fildişi kulemdeki sayıklamalarımdan ibarettir ...Telaşa gerek yok.!!




YORUM EKLE