BAAS- ALMANYA-VATİKAN

“Alman İstihbaratı Türkiye’yi dinledi” haberlerini özellikle iktidara yakın yazarların hayretler içerisinde yorumlamasını, cemaatçi yazarların da zafer nidasıyla karşılamasını şaşkınlıkla izliyorum dersem acaba ukalalık mı etmiş olurum?

Gözünden ve göbeğinden düşünmeyi iş edinmiş, batı kültürcü, Amerikan hayranı, İskandinav ülkeleri rejimlerinin âşıkları aydınlarımıza bir de namazında niyazında muhafazakâr entelektüellerimiz katılmış da fark etmemişiz.

Fark etmemişiz lafı elbette abartılı…

Komünist, sosyalist, liberal, yeşilci fikirleri İslam’ın ayet ve hadisleriyle süsleyerek Avrupa Birlikçi Müslüman entelektüel kılığına girenlerden elbette haberimiz vardı.

Sağcılık denen baş belası olgu da zaten böyle bir şey değil mi?

Ne yazık ki, Vatikan’ı ve çok tanrılı dinlerin Helen, Roma, Germen kültür dinamiklerine etkilerini anlayamayanların, Fransız İhtilali öncesi kilise fikirleri ve Fransız İhtilalı sonrası oluşan insan gücüne talebinin oluşturduğu ve temelinde insanın kanını iliklerine kadar emme olan, bu niyeti de kadın hakları, hayvan hakları ve neticesinde insan hakları ambalajının endüstriyel Katolisizim’de birleştirilerek sunma çabasını çağdaşlık kabul etmek artık günümüzün realitesi.

İslam’ı sadece ibadet etmekle, şeklî imanla anlayanlar elbette yüzyıllardır oluşmuş paganizm ve haç karmasının inanç dinamiği ve kültür yapısı üzerine oluşmuş devlet organizasyonları anlayamazdı…

Hele ki, düşünce yapılarından milletler mücadelesi kavramını çıkaranların milletler mücadelesinin sonuçlarını anlamaları zaten mümkün değildi.

Bunun için bu coğrafyanın sakinleri son 140 yıldır başına gelenleri anlamıyor. Bunun için dost ve müttefik Almanya’nın duruşuna şaşıranlar, Türk Milletinin yıllardan beri başına bela olan Baas rejiminin aslında Vatikan projeli Alman, Fransız, İtalyan, İngiliz destekli rejimler olduğunu yıllarca kabul etmediler.

1.ve 2. Dünya Savaşlarının sonuçlarını analiz edememiş siyasetçi, aydın sivil toplum lideri, iş adamı vs… insan topluluklarının oluşturduğu idari ve ekonomik yapılar her zaman operasyon yer. Cumhuriyet tarihimiz ne yazık ki, bu operasyonların sayısız örnekleriyle doludur.

Onlarca siyasi kriz, yüzlerce ekonomik kriz hep bu anlamasızlığın ve hazırlıksızlığın sonucu da millet ve devlet olarak hedef tutamamamızın neticesidir.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Musul, Kerkük, Batum’dan vazgeçmemiz, başta Şeyh Sait İsyanı olmak üzere onlarca isyan 3 ihtilal, bir türlü kurumlaşamayan finans yapımız, el yordamıyla oluşturduğumuz sanayimizin verimli hale dönüşememesi, yüzlerce yıllık üretim geleneğimizin markalaşamaması, karşımızdaki inanç merkezini o inanç merkezindeki devletleri o devletlerin hareket hedeflerini anlayamamamızdan kaynaklanmaktadır.

Türkiye’nin en rahat ulaşacağı sınır komşuları gibi gözüken Baas devletleriyle hangi düzlem üzerinden irtibat kurulacağını belirleyemeyişimizin sebebi hedef tutma kabiliyetimizi kaybetmemizdendir.

Türkiye’nin kurucu iradesinin kendilerinde olduğunu iddia eden CHP’nin tam 50 yıl Baas’ın ayakçılığına talip olmasını sebebi de budur.

Baas devletleri söz konusu olduğunda Almanya, İngiltere ve Fransa’nın tam ittifak içinde olduklarını görmeyişimiz.

Başta Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın Irak, Libya, Suriye ve Mısır’ı kullanarak sosyolojik sınırlara ulaşılmasının 50 yıl engellendiğini fark etmeyişimiz.

Saddam’la, Kaddafi’yle, Esad ailesiyle Mısır diktatörleriyle dostluk yapmayı iş edinmemiz bundandır.

Aynı din mensubiyeti veya ideolojik beraberlik benzerliği ile devlet politikası yürütme arzumuz, oturmamış fikir sığlığımız yüzündendir.

Türk düşünce dünyası ne yazık ki, 100 yılı aşkın süredir dünyayı ve dünyadaki gelişmeleri hilal merkezli okuyamıyor. Hilalin ekonomik, sosyal, kültürel dinamikleri de fikri temel yapınız sağlıklı olmadığı için çalışmıyor.

Bu okumayı beceremediğimiz için Avrupalaşması veya Avrupa birliği anlayışını medeniyet projesi gibi algılıyoruz. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere’yi haçlı birliğinin ana unsurları gibi görmüyoruz.

Bu anlayış ve bakış açısı devam ettiği müddetçe Vatikan’ı anlamayacağız. Sonuçta dış güçler diyeceğiz Amerika ve İsrail’e söveceğiz. Bize çizilen çemberin içinde dönüp duracağız.

YORUM EKLE