Atatürk ve Müslümanlık

Gittikçe yoğunluğu artan bir Atatürk karşıtı propagandayı görüyoruz.

 

Amaç belli…

 

Atatürk Cumhuriyetini dönüştürüp Türkiye’yi Suudi Arabistan rejimine benzer bir hale getirmek isteyenler; Atatürk destanını yok etmek istiyorlar. Bunların içinde kimler var kimler…

 

Ama sonunda hepsi Türk’e ve Cumhuriyete sıcak bakmayanlar.

 

Soru şudur: Atatürk Müslümanlığa karşı mıydı? Hemen cevabını vereyim… Evet karşıydı.

Ama hangi Müslümanlığa?

 

Bu soruya şu cevabı da veririm: Atatürk Müslüman’dı ve dindardı. Ama hangi Müslümanlığın dindarıydı?

 

Gelin biz cevap vermeyi Atatürk’e bırakalım: Şemsettin Günaltay’ın Ülkü Dergisinin 100. sayısında 1945’te yazdığı bir yazıdan Atatürk’ün Müslümanlık ile ilgili görüşlerini aktaralım.

 

 Ve anlayalım hangi Müslümanlığa karşı ve hangi Müslümanlığa yandaş idi: “Bizim yüce dinimiz, her Müslüman erkek ve kadına araştırmayı farz kılıyor ve her Müslüman, bu dine bağlananları aydınlatmakla vazifelidir.” “Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir…

 

Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. İslam dini hepsinden üstündür.” “Tük ulusu daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum.

 

 Dinime; bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura aykırı ilerlemeye engel bir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye’ye egemenliğini veren bu Asya milletinin içinde; daha karışık, yapmacık, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır.

 

Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar bu aydınlığı göremezlerse kendilerini mahva mahkum etmişlerdir demektir. Onları kurtaracağız.” “Hangi şey ki; akla, mantığa, toplum yararına uygundur, biliniz ki dinimize de uygundur.

 

Bir şey akıl ve mantığa, halkın yararına uygunsa kimseye sormayın. O şey dine uygundur.” “Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatmışlardır.

 

Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz…

 

Görürüsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.” Atatürk’ün bu tespitlerinin ne kadar haklı olduğunu bugün de görmüyor muyuz? Ne yazık ki, Gerçek İslam yerine, uydurulmuş hadislerle karma karışık hale getirilmiş ve adına Müslümanlık denilen dinin baskısı bütün İslam dünyasında ve ülkemizde de gittikçe hayatı karartan bir hale gelmiştir. Bakın Ortadoğu da olan bitenlere… Ve bakın Ortadoğu bataklığına balıklama atlayan iktidarın yaptıklarına…

 

Evet Atatürk Gerçek İslam’a inanıyor ve onun toplumumuz üzerinde etkili olmasını istiyordu. Sahte Müslümanların herkesten çok Atatürk düşmanlığı yapmaları yadırganacak bir durum değil.

 

Bu bahse devam edeceğiz…

YORUM EKLE