Artık Sadece Rusya Kalacak………!

Ermenistan 1991’de bağımsızlığa kavuştuğundan beri yurtdışına göçlerden dolayı Ermenistan’ın nüfusu azalmaya devam etmekte ve Ermenistan “Ermenistan’ın Ermenisizleşmesi” korkusuyla karşı karşıya gelmiştir. Gerçekten de, Uluslararası Para Fonu (IMF)’nin Ortadoğu ve Orta Asya Dairesi Başkanı Mesut Ahmet, zor şartlardan dolayı Ermenistan’da her yıl 40 bin kişinin ülkeyi terk ettiği, bu sayının nüfusun yüzde 1’ine tekabül ettiği bildirildi.

Aslen “Ermeni” terimi, Gregoryan kilisesine mensup olan herkesi kapsamaktaydı ve “Ermeni” sayılmak için toprak, ırk, dil, kültür, etnisite, örf-adet gibi unsurlar söz konusu değildi. Bu yüzden Ermeniler için dini haklar ve özerkliğin garanti altına alınması yetiyordu. Bu bağlamda Ermenilerin büyük bağımsızlık hareketleri ve isyanları 19. yüzyıla kadar meydana gelmemesi ve Ermenilerin “millet-i sadıka” olarak nitelendirilmesi oldukça doğal şeydi.

1789 yılındaki Fransız Devrimi sonra Osmanlı toprağındaki Ermenileri de etkilemiştir. Fransız Devrimi münasebetiyle Avrupa’da ana akımı olan “seküler ulusal kimlik” kavramı Osmanlı içindeki Ermeniler arasında 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında benimsenmeye başlamıştır. Ermeniler, Osmanlı’nın her yerinde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da dağınık şekilde yaşıyordu. Fakat modern ulusal kimlik “toprak” ve “anavatan” unsurlarıyla güçlü bağlantı olduğundan, seküler Ermeni ulusal kimliği “bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan ve sadece Ermenilerin yaşadığı büyük Ermenistan”ı gerçekleştirmeye yönelik etnik hareketlerin güçlenmesine sebep olmuştur. Nihai olarak, Ermenilerin “Büyük Ermenistan hayali”ne dayalı etnik hareketler Ermeniler ve Osmanlı içindeki diğer gruplar arasındaki şiddetli çatışmalar ve 1915 yılındaki tehcire yol açmıştır. Bu bağlamda Türkler, Gürcüler ve Çerkesler gibi milletlerin kimliği baştan beri “toprak ve anavatanla bağlar”ı önemli unsur olarak taşırken Ermeni kimliğinde ise “ana vatan” ile bağlar yerine kiliseyle bağlantıları öne çıkarmaktaydı. Ermeniler arasında “anavatan” kavramına bağlı kimlik ancak modern zamanlarda oluşturulduğu için Ermenilerin “toprak ve anavatan”la bağları diğer milletlere göre daha zayıftır.

Ayrıca Ermenistan’ın günümüzdeki coğrafik konumda yer alması, eskiden beri “Ermeniler”in o konumda çoğunluğu oluşturduğu ve “Ermenistan” devletinin eskiden beri o bölgede var olduğu anlamına gelmez. 19. Yüzyılında Kafkasya’daki yoğun bir Türk ve Müslüman nüfusu Rusya için tehdit olarak algılanmaktaydı. Kafkasya’yı kontrol altında tutup Osmanlı ile Orta Asya arasındaki temasları kesmek için Rusya Ermenileri toplayarak bir tampon bölge oluşturmaya çalışmış ve oldukça başarılı olmuştur. Yani Ermenistan, “yerli halk” olarak tanımlanan Ermenilerin niyetiyle alakasız şekilde Rusya’nın çıkarına göre oluşturulmuş bir bölgedir. Gerçekte de günümüzde Ermenistan’da yaşayan Ermeniler arasında “yerli Ermeniler”in sayısı yok denebilecek kadar azdır ve onların çoğunluğunu Anadolu ve İran gibi başka yerlerden gelenler oluşmaktadır.

Ayrıca Ermenistan’ın Rusya’nın Türklere karşı stratejisi için oluşturulan bölge olması şu anlama gelir: komşularıyla iyi ilişkilerin olduğu takdirde Ermenistan’ın coğrafi konumu ulaşım merkezi olma imkânını sağlar. Ama aksi takdirde Ruslar için Kafkasya’daki kendi nüfuzu korumak için kilit noktası olarak önemi artarken Ermeniler için ise Ermenistan’ın konumu her taraftan sıkıştırılıp izole edilmekle kendi yaşamlarını büyük sıkıntılara düşürebilir. Başka deyişle Ermenistan’ın coğrafi konumu özellikle 1990’lı yıllardan sonra Rusya için avantaj olurken “yerli halk” olarak geçen Ermeniler için ise büyük dezavantaj olmaktadır. Sovyet zamanında Moskova’dan büyük maddi destekleri Ermenistan’a geldiğinden ve sadece Türkiye ve İran’la komşu olduğu için Ermenistan’daki Ermeniler kendilerini daha rahat hissediyorlardı. Fakat Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ise “Ermeni Meselesi” ve Karabağ sorunundan dolayı Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri kötüleşti ve Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan sınırları kapatıldı.

Batı bloğu içindeki Türkiye ve Rusya’dan uzaklaşmakta olan Gürcistan-Azerbaycan’ı kontrol etmek için kilit noktası olarak Ermenistan’ın Rusya için önemi 1992’den sonra daha da artmış ve Rusya Ermenistan’ı kendine bağımlı hale getirmeye devam etmektedir. Bu yılda Ermenistan'ın Rusya'dan silah satın alması ve ordunun modernizasyonu için Moskova’nın Erivan'a 200 milyon dolar kredi vermesi ve Ermenistan’daki Rus ordusunun gelişmesi için yatırımların artırılması bunun açıkça göstergesidir. Fakat Ermenistan’daki Ermenilerin durumu ise sanayilerin durdurulması, enerji sıkıntıları ve işsizliğin artması gibi sorunlardan dolayı önemli derecede kötüleşmiş ve Ermenilerin Ermenistan’daki çıkarı artık kalmamış hale geldi. Ermenistan hükümetinin Ermeni diasporasını Ermenistan’a odaklatmak için ve Ermenileri yerde tutmak için “Ermeni Meselesi”ni her fırsatta kullanmasına rağmen Ermenilerin yurtdışına göçü devam etmekte ve Ermenistan’ın nüfusu hızla azalmaktadır.

Sonuç olarak Ermeni kimliği diğer etnik gruplarınkine göre toprakla bağlantı daha zayıftır. Ermenistan da “yerli halk” Ermenilerin niyetiyle alakasız olarak Kafkasya’yı hükmetmek için Rusya tarafından oluşturulmuş ve bu durum, Rusya için avantaj getirirken Ermenilerin yaşamlarına çok ciddi sıkıntıları yaratmıştır. Bu sebeplerle Rusya Ermenistan’daki kendi ekonomik, siyasal ve askeri varlığını gittikçe artırırken, Ermeni nüfusu ise yurtdışına göç gibi sebeplerden dolayı hızla azalmış ve Ermenistan’da “yerli halk” Ermenilerin çıkarı bile kalmamış durumdadır. Artık Ermenistan, “Ermenistan’da Ermenisizleşip sadece Rusya’nın kalmasıyla ‘Kafkasya’nın Kaliningradı’ olma tehlikesi”yle karşı karşıyadır.


YORUM EKLE