Ankara'dan Tunceli'ye

Pazar günü Ankara'dan karayoluyla Tunceli'ye gittim. İtiraf edeyim moral bozucu bir yolculuktu.

Ankara'dan çıktıktan sonra önce Kırıkkale'den geçtim. Sonra Yozgat'tan ve Sivas'tan… Geceyi Erzincan'da geçirdim.

***

Kırıkkale Belediyesi'ni 1989'da MÇP, Hayati Karayol'la, henüz nefes almaya çalıştığı yıllarda, % 30,5'luk oy oranıyla kazanmıştı.

Aynı yıl, yine MÇP Yozgat'ta Mehmet Erdemir'le %49'luk, Erzincan'da Talip Kaban'la %27,7'lik oy oranlarıyla belediyeleri kazanmıştı.

Samimiyet ve fedakârlık dışında hiçbir imkânın olmadığı yıllardı.

Sivas, daha geçen dönem, -seçim döneminde yaşanan özel şartların etkisiyle de olsa- BBP'nindi. Yine merkezde etkili olamasa da 1989'dan itibaren Sivas'ın çok sayıda ilçesini MHP ve BBP'li belediyeler yönetti.

Araba kullanırken, geçtiğim yol üzerinde okuduğum tabelalar bana o yılları hatırlattı. Artık bahsettiğim illerde Ak Parti'nin çok belirgin bir hâkimiyeti ve oy oranlarında kapatılması güç farklar var.

***

Pazartesi sabahı Erzincan'dan çıkıp Erzurum - Tunceli yol ayrımından Tunceli istikametine döndüm. Yol ayrımındaki barikat ve askeri kontrol noktası başka bir ülkeye geçiyormuş duygusuna sebep oldu.

Coğrafi şartları sebebiyle herkesin geçmeye cesaret edemeyeceği yol da, Tunceli de PKK, TİKKO, DHKP-C gibi örgütlere ait yazı, resim ve işaretlerle doluydu.

***

Pazartesi öğle saatlerinde Tunceli'den, Pertek'teki feribotla Elazığ'a geçtim.

Oradan, Malatya, Kayseri, Kırşehir ve Kırıkkale üzerinden Ankara'ya döndüm.

MÇP 1989'da Behçet Susmaz'la Elazığ'da da belediyeyi kazanmıştı.

MHP Malatya'da belediyeyi kazanamadı ama 2004'te %33'ü yakaladı. Bu oran, bu yıl yapılan seçimde % 7,7'ye geriledi.

Kayseri merkezde de MHP'nin belediyeyi kazandığını hatırlamıyorum. Bununla birlikte 1994'te %25,5, 1999'da %26,5'la ciddi oy oranlarına ulaştı. Bu oran son seçimde % 27'ydi.

Kırşehir, 1994'te % 28,8'le, 1999'da % 35,9'la, MHP'nindi, sonra Ak Parti'ye geçti. Son seçimlerde Ak Parti % 42,2 ile belediyeyi yeniden kazanırken daha önce iki kez belediyeyi kazanmış olan MHP % 31'de kaldı.

***

Bahsettiğim iller Ülkücü Hareket'in yokluk yıllarının gurur sayfalarıydı.

Elbette, bugünkü şartlara nasıl gelindiğiyle ilgili, her seçmen kadar az çok fikrim var ama durumun analizini yapıp çareler bulmak benim işim de değil haddim de.

Bakıyorum, anlamaya çalışıyorum ve üzülüyorum, hayata benim durduğum yerden bakan herkes gibi... Ve bir çare olduğuna inanıyorum, hep inandım...

Belki bugünkü tablonun sebepleriyle ilgili herkesin mutabık olması mümkün olmayabilir. Emin olduğum tek şey şu: 1989'da yakalan ivme ve 1999'da yakalanan rüzgâr doğru yönetilip üzerine konulacakların temeli yapılabilseydi, bu hafta geçtiğim yollarda en önemlisi Tunceli'de başka görüntülerle karşılaşacaktım. Yine eminim, sadece Tunceli'de değil, Diyarbakır'da da Siirt'te de Bingöl'de de Kars'ta da başka şartlar, başka bir hayat olacaktı. Başka bir Türkiye olacaktı. Hâlâ olabilir.

***

Cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyoruz. Tayyip Erdoğan, karşısındaki geniş cepheye rağmen seçimin favorisi görünüyor.

"Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım" diyen Erdoğan'ın seçmen tabanı içinde, kendilerini “milliyetçi” olarak adlandıran önemli bir kitle olduğunu görüyorum.

Hakkındaki "rüşvet ve yolsuzluk" iddialarının ciddi bir zemine oturmasına rağmen siyasi tercihlerinde "din" unsurunun öncelikli belirleyici olduğunu söyleyen seçmen, çoklukla Erdoğan'ı tercih ediyor.

"Açılım" politikalarının, artık ülke sınırlarının tartışılmasına, bayrağımızın yerlerde sürüklenmesine varan sonuçları, kendini "cumhuriyete bağlı" olarak tarif eden seçmenlerin ciddi bir bölümünün, "Ak Parti" tercihlerini değiştirmeye yetmiyor.

"Liberal" oldukları iddiasındaki insanlar, mesela, ülkemizde hukukun siyasallaşmasının Avrupa Birliği ve ABD'de bile endişeyle karşılanıp siyaset gündemine etki etmesine rağmen bir rahatsızlık belirtisi göstermiyorlar. İlginç... Ve bu ilginç durum Ak Parti'nin dışındaki alternatiflerin, bugün için seçmen nezdinde "alternatif" olarak görülmediği sonucunu çıkarmama sebep oluyor.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin geleneksel seçmen tabanının dışındaki kesimlere ulaşmak için, farklı bir siyaset dili geliştirmek için, siyasetten silinme pahasına, büyük riskler alıyor, hamleler yapmaya çalışıyor ama aynı gayreti MHP'de görmek mümkün değil.

MHP bugünkü durumunu dikkat ve ciddiyetle gözden geçirmesi yönündeki eleştirilere tepki göstermek yerine anlamaya çalışmalı. Bunu kendi varlığını devam ettirebilmesinden çok ülkenin bekası için yapmak zorunda.

Mail     : ahmetuzun001@gmail.com

Twitter            : @AhmetUzun001

YORUM EKLE