Ama siz zaten kahpeydiniz…

Yıllardır alnının teriyle, elinin emeğiyle evine helal ekmek getirmek isteyen her meslek grubuna on binlerce işletmeye müdahale ettiniz. İnsanların, çoluk çocuklarının rızıklarını yok ettiniz. Taban sermayesi diye adlandırılan ufak işletmelerin, imalathanelerin batması için elinizden ne geliyorsa yaptınız.

Önce İstanbul’da servisçi esnafı üzerinde oyun oynadınız. Biliyordunuz ki, servisçilerin sokağa dökülmesiyle oluşacak kaos tüm İstanbul’daki diğer esnaf kesimlerini de, tetikleyecekti. Biliyordunuz ki, ekonomik olarak en çaresiz kesim burası idi. En kolay bu kesim manipüle edilebilirdi.

Önce yol belgelerini durdurarak sayıları on binlerle ifade edilen esnafı işsiz bıraktınız. Sonra 25 Mayıs’tan piyasaya giren araçlarla zaten yerlerde sürünen taşıma fiyatlarını yarı yarıya düşürdünüz. Bu kesime kredi veren kooperatiflerin kredi verme yeteneklerini yok ettiniz. 30 bine yaklaşan 50- 60 bin araç sahibi esnafı intihar edecek duruma getirdiniz.

Bunu ancak ruhu kahpeleşen mahlûkatlar yapardı, Ama siz zaten kahpeydiniz…

Sadece servisçi esnafına zulüm etmediniz, muhtemelen hatta artık kesinleşen Rusya tezgâhıyla Merter’i, Zeytinburnu’nu, Laleli, Kapalı çarşı esnafını bitirme noktasına getirdiniz. Esnafların elinden beşte bir fiyatına işletmelerini aldınız. Kapatılan işletmelerden on binlerce insan işten çıkarıldı. Çoluğu çocuğu mağdur oldu, umurunuzda olmadı. Çok kişi, daha çok kişi mağdur olmalıydı…

Sokaklar "yetiş imam" demeliydi.

Kâinat imamı kurtarıcı olarak gelmeliydi.

Bunun için bir sürü insan intihar edebilir, sokaklara düşer hiç önemli değildi…

Yeter ki, sizin projeniz yürümeliydi.

İstanbul’da böyle kahpece proje yürütürken, İç Anadolu’da hedefiniz tarım işletmeleriydi. Özellikle hayvancılığı yok etmek için gümrükleri elek yaptınız. Kaçak giren et ama en önemlisi süt tozunun kaçak girmesiyle süt fiyatını, su fiyatından ucuz tuttunuz.

On binlerce köylüyü tefecilerin kucağına ittiniz. Hallerde çevirdiğiniz fırıldaklarla, köylünün ürettiği sebze, meyve fiyatlarını köylünün eline maliyetinden daha düşük geçmesini sağladınız. Bütün Türkiye’deki tüm üretim ünitelerini yok etmek için elinizden gelen her şeyi yaptınız. Orta ve büyük işletmeleri, vergi memurlarıyla deneticilerle bunalttınız. İhracat yapan firmaları gümrüklerde perişan ettiniz. İhracatçının ihracat yapmaması için ne gerekiyorsa yaptınız. Bankaları kilitlediniz.

Kentsel dönüşümleri durdurdunuz. İnşaatçıları Belediyelere kul ettiniz. İnsanlara mesleklerini bıraktırmak için elinizden ne geliyorsa yaptınız. Serbest iş yapan müteahhitleri de, bir taraftan tefecilerin diğer taraftan vergi dairelerinin kucağına oturttunuz. Ama en büyük projeniz Güneydoğu idi. Onlarca ilde hayatı durdurdunuz, ikiz kardeşiniz PKK ile yeni piçiniz IŞİD ile şehirleri yaşanmaz hale getirdiniz.

On binlerce ölüme vesile oldunuz. Ordudaki itleriniz yetişmemiş çocukları PKK’nın önüne attı. Binlerce vatan evladının şehit olmasını zevkle seyrettiniz. Şehirlere gelen şehit cenazelerinden oluşacak gerilim ve gerilim sonucu oluşacak kaos kahpe dölü kainat imamınızın tek kurtuluşuydu. Planınızı adım, adım uyguladınız. Bütün Türkiye’yi ve Türk milletini kedi gibi kıstırmıştınız. Kimseye yapacak bir şey bırakmamıştınız.

Bakanlıklara soktuğunuz bürokratlar vasıtasıyla milletle, devletin irtibatını kesmiştiniz. Bütün hesabınız santim, santim tutuyordu.

Öyle ya, projeyi yetiştirdiğiniz altın nesil uyguluyordu.

Bir tek şeyi hesap etmediniz. Herkes hesap yapabilirdi, bir de Allah’ın (c.c.) hesabı vardı. Allah (c.c.) hesabını unutmuştunuz. Türk milletinin Allah’ın (c.c.) milleti olduğu hiç aklınıza gelmedi.

Birde, Allah (c.c.) vardı ve o kurban olduğum şimdi belanızı veriyor.

YORUM EKLE