Alternatif Olmak...

Mevcut iktidarın alternatifi Ülkücülük'tür,Ülkücülerdir.maalesef MHP'dir diyemiyorum.Bu günki  MHP'nin de böyle bir derdi, inancı ve arzusu olduğunu sanmıyorum.

 Konum MHP eleştirisi değil ,iktidara alternatif olabilmenin objektif şartlarını tesbit etmek.Ancak ülkücülerin iktidarı için zeminin tüm unsurlarıyla hazır olduğu son on-onbeş yıllık süreçte ,bırakın iktidar olmayı ,görünen bir zaman içinde ,kitlelere umut vadeden ,iktidar alternatifi bir hareket dahi olamamamız ,MHP'deki mevcut zihniyetin tabii sonucudur.Uygulanan politikaların AKP yıpranıp halkın gözünden düşsede,MHP'ye iktidar yolunu açmaktan uzak olduğu görülmektedir.

 Bu durumun en önemli sebebi; var olduğu günden beri varolan sisteme ki, özetle CHP zihniyetidir ,muhalefet ederek ,ideolojik tavrını sürdüren,günlük siyasetle ilişkisini;kendi dünya görüşünü devlet zihniyeti yapma ,yeni kadrolar,yeni siyasetlerle Türkiye'yi yeniden yapılandırma üzerine kurmuş olan MHP'nin,Türkeş sonrası sisteme muhalefeti terk etmesidir. AKP bu alanı doldurarak ,atmadığı güreşin parsasını toplar,kolayca iktidara yürürken sistemin en haşin saldırılarına millet adına göğüs germiş ,cephenin en önünde cesurca savaşmış ülkücülerin,mücadelenin semerelerini toplama noktasında, ne adına ,sisteme teslim politikalara mahkum edildiğini anlamak mümkün değildir.

 Kısa iktidar dönemimizin hayal kırıklığı yaratmasındaki temel sebeb bu olduğu gibi ,muhalefet uslubumuzunda aynı anlayışla sakatlandığı ,devleti,cumhuriyeti savunuyoruz anlayışı perdelemesinde CHP zihniyetinin,statükonun savunucusu ,onun sağ seçmen nezdinde aklayıcısı durumuna düşürüldüğümüz bir gerçek.

 Teslimiyetimizin yarattığı boşluğu siyasi olarak AKP doldurdu, ideolojik olarakta fethullahçılık ,ulusalcılık..

 Türkeş sonrası MHP yönetimi,ulusalcı zihniyetin hedefi, etki alanı, tabanı ise Fethullah'ın oyun alanına çevrilmiştir.Adeta birinin kovduklarını ,birileri toplamakta ,bu kalıplara dökülemeyenler,ülkücü kalanlar,pasifize olmakta,büroraside de ,toplum hayatında da etkisizleşmektedirler.

 Toplumdaki farklı öncelikleri,anlayışları 'tevhid' edebilme potansiyeli ıle 'milli merkez' olabilme özelliğine sahip olan ülkücü anlayış,siyasi,dini,milliyetçilik anlayışları açısından,organize bir saldırıya tabi tutulmuştur ve bu süreç halen sürmektedir.Ülkücü anlayış öncelikle ,ülkücülerin siyasi organizasyonu,MHP'de bir biçimde ayrıştırılmalı,'birlik ruhu'. parçalanmalıydı .Daha sonra bu parçalar aktif hale getirilen 'kontollü'yapılara yönlendirilebilir,herbir parçaya uygun yeni merkezler,'ısmarlama ideolojiler' oluşturulabilirdi.Yaşadıklarımız böyle bir planın pratikleridir.

 Ülkücülerin bu aşamada bir durum değerlendirmesi yapması ,siyasi ideolojik planlarını yenileyerek,kendi hedefleri doğrultusunda yeni politika ve staratejiler geliştirmesi gerekmektedir.Herşeyden öncede mevcut durumun iyi analizi,iyi tesbitine ihtiyaç var.Siyasi,ideolojik hesaplaşmalarımızı hangi merkezlere yönelteceğimizi,önceliklerimizi belirlememiz gerekiyor.İdeolojik mücadele alanı bizim varlığımızın devamı için siyasi alandan öncelikli hale gelmiştir.Siyasetİ bir araç olarak gören haraketler ideolojik,fikri hakimiyetlerini kaybederlerse başarı şansları kalmaz.

 Bu yapılarla ideolojik hesaplaşma bizim için zor birşey değildir.ideolojik kesin çizgilerimiz bellidir,dünya görüşümüz,onu hayata yansıtış tarzımız bellidir.Bu yapıların ise, millet nezdinde gerçek yüzleri ile karşılıkları oldukça sınırlı,ideolojik alt yapıları bizimle başa çıkabilme adına son derece zayıftır.

 Ancak ülkücüler fiilen teşkilatsız bırakılarak,devre dışına itilmiş ,potansiyelleri bu güçlere parça parça ,peşkeş çekilmiştir.

 Bilhassa MHP yönetimi bazında etkili olan ulusalcılık ve CHP ile olan ilişki ,MHP'yi hem taban nezdinde hemde ülkücülerle problemli hale getirerek,yapıyı her türlü fitne karşısında korunaksız bırakmıştır.Siyaset; koltuk derdi anlayışında ele alınarak ,fikir devre dışı bırakılarak yapıla yapıla bünye tahrip edilmiş ,neredeyse herkes birbirine rakip hale getirilerek ,seviyesiz tartışmalarla hareket boğulmuştur.

 Ulusalcılık adı altında ,milliyetçiliğe yakınmış gibi pazarlanan görüşlerin,Türk milliyetçiliği ile benzer tarafı olmadığı gibi ülkücülerin adı revize edilmiş bu zihniyet ve sahipleri ile hesaplaşarak rüştünü ispat ettiği göz ardı edilerekbir ilişki geliştirilmesi,MHP tabanının ,ülkücü sempatizanların,bu virüse karşı savunmasız bırakılması anlaşılır gibi değildir.

 Net olarak söylemek gerekir ki, ulusalcılık yaftası altında savunulan görüşler,ardındaki batıcı dünya görüşü,kafalarındaki Türkiye  projesi ,Türk-islam inancına,tarihine bakışları,cumhuriyet dönemindeki muhtelif versiyonlarının bu ülkede oluşturduğu düzen ,'gayrı milli'dir.Türk milletinin menfaatleriyle hiç bir zaman örtüşmemiş,elitist tavırları,milletten kopuk düşünce ve yaşantılarıyla millet üzerinde kurdukları baskıcı hakimiyet,milletçe her zaman mahkum edilmiş ,siyasetin atmış-yetmiş yılı milletin bu zihniyetle gizli açık hesaplaşması,oluşturduğu zulmden kurtulma çabası ile geçmiştir.

 Bugün Türk siyasetindeki kutuplaşmanın temelinde de bu hesaplaşma yatmaktadır.Huylu huyundan vazgeçmemekte ,tabii hakkı saydığı yönetme hakkını ,her yolu deneyerek elde tutma çabasını sürdürmektedir.Bu tabiidir,tabii olmayan ise MHP ve ülkücülerin bu kesimle geliştirdiği anlamsız ilişkidir.

 Siyasi kutuplaşma dışında CHPve zihniyetinin yaşama şansı yoktur.Kalan%50 'nin sahibi gibi davranmak ve bu gücü kullanmak bu zihniyet için hayati bir öneme sahiptir,bu şansı kutuplaşmanın imkanlarıyla bulmaktadır.Bu sayede arkasındaki sermaye çevreleri,derin devlet yapılanmaları,batılı etkili çevreler v.b sorgulanmaktan kurtulmaktadır.

 Halk nezdinde etkinliği kalmamış ,bu yamalı bohça,temsil ettiği gayrı milli bir azınlığın operasyonları ile ayakta durabilmekte,geleceğin sahibi görüntüsünü, umudunu sürdürmektedir.hemde ortaya hiçbir siyasi proje koymadan,ülkeye hiçbirşey vadetmeden.Sadece ülkeyi 'AKP'istilasından kurtaracak eski 'cennet düzeni' ne yeniden kavuşturacaktır.

 Ancak millet bu'cennet düzen'nin içeride hakim çevrelerin ,dışarıda batı'nın kölesi olma dışında bir mana taşımadığını bilecek tecrübeye sahiptir.Batıdan icazet alan Mursi kadar halkı dikkate  alacaklardır,eskiden yaptıkları gibi..

 Siyasetin AKP karşıtı ve yandaşı biçiminde kutuplaştırılarak,kutbun bu yanının,korku üretmek ve AKP'ye sövmekten ibaret bir muhalefet anlayışına mahkum edilmesi,MHP'nin ideolojik farkını iyice yok etmekte,kimliksiz ,kişiliksiz ,AKP karşıtı sağ parti imajına razı olmak mecburiyetinde bırakmakta,MHP adeta CHP zihniyetinin mütedeyyin kitleleler şubesi konumuna itilmektedir.

 AKP'mi,CHP'mi  sorusuna bu milletin vereceği cevap bellidir,millet bu kutuplaşmayı her zaman AKP lehine çözer ,arada yok olan  MHP'dir.Yani bu yapının AKP'ye bir siyasi altarnatif oluşturmadığı açıktır,ama eski düzen sahiplerinin şuan başkacada bir şansı yoktur.Ordu devre dışıdır,yargı şimdilik başaramamıştır,kutbun bu yanını sağlam tutmak hiç değilse pazarlık masasında ağırlık sağlamaktadır.Bu stareteji içinde MHP 'nin yegane kazancı, zahmetsiz birkaç koltuk,bazı yöneciler için birtakım güç merkezleriyle iyi ilişkilerden ibaret bir ucuzluktur.

 Yazıya iktidarın alternatifi ülkücü zihniyet'tir diye başladık,evet öyledir.Milli merkez olabilmenin gerekliliği olan bağımsız,özgün politika ve projelerle hem eski düzenin tasfiyesini,hem de yeniden yapılanan Türkiye'nin dinamik gücü olmayı başarabilme potansiyeli ,bunca tahribata rağmen ülkücü kadrolarda mevcuttur.

 Diğer yapılarla arasına net sınırlar çizen,dost,düşman kuvvetler tanımlamasını ve sıralamasını yeniden düzenleyen,herşeyden öncede yeniden ,kendi kitlesi,mensuplarıyla sürekli bir iletişim,etkileme,etkilenme, eğitim ilişkisi geliştiren ,teşkilat,yapı ve anlayışını kökten yeniden organize edecek bir anlayışla bu mümkündür.

 Ortaya karışık ,ulusalcılık,fethullahçılık,slogan milliyetçiliği karışımında at izi,it izine karışmış vaziyettedir.Kafalar netleştirilmeli,siyasi ,ideolojik ortam sterilize edilip,mikroptan arındırılmalıdır.Küfrün yerini fikir,muğlaklığın yerini tavır almalı ,ülkücülerin nasıl bir Türkiye hayal ettiği ,devletin yeniden yapılanmasının,toplumun yeni bir düşünce etrafında  milli hedeflere  yönelmesinin,ülkücü zihniyete sahip kadrolar olmadan niçin başarılamayacağı ön plana çıkarılarak,bir muhalefet staretejisi üretilmelidir.

 AKP ve ülkücülerin hedef kitleleri  ortaktır,AKP bugün bu kitlenin siyasi temsilcisi haline gelebilmişse ,bu bizim yarattığımız boşluk sayesindedir.AKP'nin siyasi söylemi;bu kitlenin şuur altındaki ,haklılık,büyüklük arzusu,hak bir inanca sahip olma, güçlü olma arzusuna hitap etmekte,iyi organizasyon ve maddi hizmetlerle bu söylem desteklenmektedir.Bu kitleyi suçlayarak,aşağılayarak,kandırıldıkları iddia edilerek yapılacak siyaseti,ulusalcılara bırakalım,zaten ötesine akılları yetmez!Alın teri,göz nuru,fikir,gönül çilesi ile kendi muhalefet tarzımızı oluşturalım.

 Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı ciddi meselelerin tek sorumlusunun AKP olduğunu söylemek,milletin politik zekasıyla alay etmektir.Bugün bütün dünyanın yaşadığı her alanda gerçek bir bunalımdır.ekonomide,gelir paylaşımında, geniş kitlelerin refahı,barış sağlamada,insani meselelerin çözümüde batı medeniyetinin tıkandığına,çözüm üretemediğine şahitlik ediyoruz.Dünyanın geri kalanına artan bir yüzsüzlük,pervasızlık içinde ,zorla hegomonik bir yapıyı,artan bir acımasızlıkla dayattığını görmemek,bu ülkelerin mevcut problemlerindendaha büyük prolemi ,bu dayatmaların oluşturduğunu değerlendirmemek,politik duruşunuzu bu gerçeklere göre ayarlamamak,hatta bu çevrelerin iktidarla ters düşmeleri üzerinden politik menfaat devşirme düşüncesi,milletin itibar edeceği bir duruş değildir,ülkücü bir duruş ise, asla değildir.

 Statejimiz,bunları görüp bildiğimiz,ancak AKP'nin zihniyet dünyası ,kadro yapısı,siyaset anlayışının malum sakatlıkları içinde bu durumun aşılamayacağı üzerine kurulmalıdır.AKP'nin giderek adını koymadan'bu millet' başlığı altında Türk milliyetçiliği kaynaklı söylem ve muhtevalara yönelmesi ,değerlendirilmesi gereken bir durumdur,muhalefet edilecek değil.Burdan alarak,tesbit ve çözümleri öneren ülkücü kadroların, gerçek uygulamayı da yapması gereken kadro olduğu millete anlatılmalıdır.

 Yolsuzluk ve rüşvetin,siyaseti rant haline getiren yaklaşımların bu ülkede yeni olmadığı,ancak 'bu milletin'in özelliklerinden de olmadığı bu anlayışlarla kurulacak 'yeni Türkiye'nin eskisinden temelde bir farkının olmayacağı ,devlet ve toplum düzeninim değil 'düzen!'in değişeceği,ülkücülerin'  milli devlet' kavramıyla gerçek bir düzen değişikliğini amaçladıkları net biçimde ortaya konulmalıdır.

 Esasen, Türk-İslam medeniyetinin yeniden ihyasını hedeflemeyen  siyaset anlayışları iyi niyetli dahi olsa,Türk milletinin ihtiyaçlarına cevap veremez.Ülkücüler bu ihtiyaca cevap verecek donanımlarını arttırmak,bize özgü çözümlerle siyasi arenada yerini almak zorundadır.Gerçek muhalefet sataratejisi, en iyi,en organize  biçimde iktidara hazırlanmaktır.Sadece mevcudu yıkmak üzere oluşturulan staratejilerin,gerçek hedefi kaostur ki ;bu ülkede birilerinin 90'lı yılların her şeyiyle  dibe vurmuş Türkiye'sini özledikleri malum.

 MHP'nin kimlerce oluşturulduğu ehline malum,görünüşte meçhul muhalefet staretejisini değiştirip,'ülkücü düşünce'ye dayalı muhalefet yapması,muhalefeti 'dizayn' eden gücün işine gelmeyeceği açıktır,hiç bir zaman da gelmemiştir.Arzuları kutuplaşma içinde erittikleri ülkücü lerin potansiyelinden istifade etme , dün hedef tahtasına oturttukları hareket sayesinde kesin yenilginin neticelerinden kurtularak eski'cennet düzen' lerini sürdürmektir.

 AKP'den kurtulma paranoyasını siyasetin yegane malzemesi haline getiren kısır muhalefet staretejisi boşuna oluşturulmamıştır.Nasıl bir Türkiye? sorusunun cevabı yoktur ,aslen verilecek doğru cevaba bu milletin karnı toktur.İçeriden veya dışarıdan kimi güç odaklarının suyu bulandırması için kazanılan zaman dışında bu staretejinim başarı şansıda yoktur.

 MHP'yi kendi olmaktan çıkararak tek başına iktidarını engelleyen ,iktidarı altın tepside AKP'ye hediye edenler,kontrollerinden çıkan iktidarı ,bizi de kullanarak terbiye ve ülkücülerin altenatif  olmasını,bu muhalefet biçimi ile engelliyor.

 Bu zihniyet, sağın en büyük partisi olduğumuzda başbakanlığı Ecevit'e,ekonomiyi ne idiğü belirsiz Derviş'e,cumhurbaşkanlığını bir kuklaya teslim etmemizin ayıbını bizlere yaşattı,Dervişin erken seçim isteğini  bize uygulattı ,AKP'nin önünü açtı..

 Ülkücülerin onuna sorsan,dokuzunun  olmaz öyle şey,diyeceği  politikaların sebebinin sadece basiretsizlik neticesi olduğunu düşünen kaldımı bilemem?Ancak MHP'de muhalefet edecek çapta olanların MHP bünyesinden bir biçimde uzaklaştırıldığı gerçeği ortada...Muhalif kapıkullarının muhalefet anlayışı, koltuk derdinden  ibaret.'Yoğurttan iktidara bisküvitten darbe ' kıvamında..

 Ne diyelim, birileri ülkücülerin birikimiyle,zekasıyla alay ettklerini sanıyor,kendini aldatıyor.Bizim gönlümüz karacaahmet mezarlığı gibi.Devlet,ebed,müddet için kendi evladına kıyan ecdat gibi,'O 'mezara büyükçe bir taş daha ekler ,etrafı 'hanlikle suçlayan 'hain'lere güler geçer 'işimize' bakarız.

 Sözün özü;MHP Türkeş sonrası ülkücülerin siyasi organizasyonu olmaktan çıkarılmış,tabanında ülkücülerinde bulunduğu ancak 'ülkücülerin söz hakkı' nın olmadığı,siyasi bir organizasyona dönüştürümüştür.

 BU İKTİDARIN ALTERNATİFİ ÜLKÜCÜLERDİR....ÜLKÜCÜLER,'ÜLKÜCÜ ZİHNİYETİ' TEMSİL EDEN, BİR YAPI OLŞTURANA DEK, bu iktidar alternatifsizdir veya alternatif büyük bir' kaos'tur..

Baki selamlar...

YORUM EKLE