Allah Tetikçinin de Akıllı ve Beceriklisini Nasip Etsin

Bu yıl Ramazanda oruç süresi diğer yıllara göre biraz daha uzun oldu. Tutanların ibadetlerini Allah kabul etsin, mazereti olmayıp da tutamayanlarımızı da Allah affetsin. Arefe günü iftarını beklerken biraz da vakit geçirmek için “gazete” olarak bildiğim bütün gazeteleri aldım, “gazeteci olan” tüm köşe yazarlarını adeta satır satır okudum. Ama bir türlü vakit tamam olmamıştı. Can sıkıntısı insana neler yaptırıyor. Hele bir de kendini “gazeteci sanan” bir kısım kapıkullarına da göz atayım dedim. Dedim de keşke demez olaydım.

İsmi lazım değil, bizim Ortadoğu Gazetesinde bir aklı evvel “besleme” Eski Milletvekilimiz Sinan Oğan’a “çakacağım” diye MHP’nin “Turan ve Türk-İslam Dünyası Siyaseti”ni gammazlamaya soyunmuş. Neymiş efendim, Sinan Oğan Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları katliamların soykırım olarak tanınması için TBMM’ye 26 Şubat 2015 yılında kanun teklifi vermişmiş. Eee, ne olmuş vermişse? Efendim Türkiye’nin ve MHP’nin sözde Ermeni Soykırımının ecnebi devlet parlamentolarında tanınmasını önlemeye yönelik “tarihi tarihçilere bırakalım” siyasetine aykırı imiş. Başka ne buyurmuş? Sinan Oğan “Azeri Lobisi”nin adamıymış. Bizimki hızını alamamış bir de Sinan Oğan’a bu kanun teklifini verdiği için “vatan haini” damgasını fütursuzca yapıştırmış.

Adamın şu aziz mübarek arefe günü yazdığına bak. Allahtan korkup kuldan utanmayacaksın, usturuplu bir küfür sallayacaksın ama bu defa olan bize olacak, iftara iki saat kala orucumuz fesat olacak. Neyse oruçluya vacip olan sükûneti muhafazadır.

Güzel kardeşim, bu tevil götürmeyecek ölçüde saçma lafların hangisini düzeltelim. Hani adamın biri kahvede sohbet ederken kurban hadisesini anlatmaya kalkar ya. “Allah Hz. Musa’ya oğlu Hz. İsa’yı kurban etmesin diye bir keçi gönderdi.” der. Sözünü tasdik ettirmek için yanında oturan mahallenin hocasına döner ve “öyle değil mi hocam, yanlışsa düzelt” diye seslenir. Hoca ise kafasını sağa sola sallar ne diyeceğini bilemez ve nihayet “Kardeşim O bahsettiğin Musa değil, İbrahim. Oğlu İsa değil, Hz. İsmail. Keçi değil, koç. Ben bunun neresini düzelteyim” deyiverir. Biz de senin bu yazdıklarının hangisini düzeltelim, ey güzel kardeşim?

Bir kere Hocalı katliamı tarihçilerin değil bizim işimiz. Biz bu katliamları yaşayanlardanız. Ermeni katilleri Hocalı’da Müslüman Türk’ü etnik temizliğe tabi tutarken bizim yüreğimiz yandı. Sen bundan haberdar olmadıysan, yüreğinde bunların acısını hissetmediysen bu senin, bırak Türk milliyetçiliğini, insanlıkla bir sorunun olduğuna delalet eder. Kıbrıs’ta Rum’u, Bosna’da Sırp’ı, Irak’ta Felluce’de ABD ve Barzani’yi, Suriye’de IŞİD ve PKK-PYD’nin soykırım faaliyetlerini Türk’ün milli meclisinde konuşmayacağız, milli irade kararı haline getirmeyeceğiz de bunlara methiyeler mi düzeceğiz. Öyle mi? Sen ne akıllı imanlı ve izanlı bir ülkücüsün ki, Ermeni ağzıyla konuşursun.

Sinan kardeşimiz bu katliamları kınayan bir tutum sergileyerek Türk milliyetçilerinin ve ülkücülerin dünya Türklüğüne ve İslam ümmetine karşı MHP’nin duyarlığını dünyaya ilan ederek önemli bir vazife görmüştür. Aynen MHP grup başkan vekilleri Sayın Şandır, Sayın Vural, Genel Başkan Yardımcısı Sayın Atila Kaya ve H. Hüseyin Türkoğlu gibi. Şayet Sinan Oğan’ın teklifinde bir sorun varsa o zaman neden bu teklifin altında imzası olan Oktay Vural’a ya da bu konuda TBMM kürsüsünde konuşan Atila Kaya’ya çakmıyorsun da illa Sinan’a giydirmeye çalışıyorsun. Onlara da “Azeri lobisi”, “vatan haini desene ya maçan sıkıyorsa… Ya sende Oktay Vural’a ya da Atila Kaya’ya laf edecek yürek yok, ya da Sinan Oğan’a çakmak için ağa babandan özel talimat aldın. Bu durumda ya korkaksın ya da “tetikçi”.

Bir Ortadoğu Gazetesi elemanı olarak eleştireceğin bölücü, hain, işbirlikçi siyasi rakipler bitti de bir MHP eski milletvekili olan ülkücü kardeşimize mi sıra geldi? Tabi, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölücü ve teslimiyetçi kuşatma karşısında bile Sinan Oğan’a saldırmak MHP Genel Merkezi’nin öncelikli meselesi. Kim ona saldırırsa sahiplerine o kadar iyi hizmet etmiş olacak ve ödüllendirilecektir, değil mi? Hedefteki adam İki satır iftira, birkaç hakaret, al sana sahibin nezdinde itibar. Az külfet çok nimet. Seni gidi uyanık seni!

Bizimki kendi aklına yetermiş gibi bir de Sayın Bahçeli’ye de akıl vermeye kalkıyor. Ne diyor? Bu mesele diyor, Iğdır il disiplin kurulunun boyunu aşar diyor. Yani bu Sinan Oğan’ı Devlet Bahçeli ve Şefkat Çetin’in kesin talimatına rağmen Iğdır İl Disiplin Kurulu partiden ihraç edemedi, edemez, bu nedenle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ihraç etsin diyor. Bizimki haklı. Sinan Ogan’a Sayın Bahçeli ve Şefkat Çetin’in gücü yetmedi. Her ikisinin de karizması çizildi. İtibarlarını kurtarmak ve bundan sonra Sinan Ogan’ın yanında olmayı düşünenlere gözdağı vermek için Iğdır il teşkilatı köküyle birlikte feshedildi. Ama ne MHP’nin resmi gazetesinde tetikçiler kullanarak itibar cellatlığı yaptırmakla ne de fesih silahını kullanarak ülkücü hareketin mensupları sindirilemez. Ülkücüler bu aziz millet ve mübarek vatan için bildikleri ve inandıkları doğruları her zemin ve zamanda herkese karşı savunacak kadar yürekli ve samimidir. Velev ki ,bu kendi genel başkanları dahi olsun. Bu gerçek dün de böyleydi, bu gün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Ancak kişisel iktidar ve mutlak sadakat bekleyenler hüsrana uğrayacaktır.

Bizimki sadakat ve tetikçilik işini galiba biraz başta savma yapmış. Sanki patronunun gözünü boyamaya çalışmış gibi. Şayet işini biraz ciddi yapsa, azıcık emek verse, saldıracağı hedefin saldıracağı faaliyetini araştırma zahmetine girseydi bahsettiği Ermeni soykırımını tel’in eden kanun tasarısının 2015 yılında değil 2012 yılında verildiğini de öğrenirdi. Buna bile gerek duymadan, sırf efendisini memnun etmek adına işi aceleye ve salla patiye getirmiş. Patronun adına vah ki vah! Efendin olan şahıs eğer siyasi rakiplerini senin gibi tembel, araştırma özürlü, paldır küldürcü tetikçileriyle saf dışı bırakmayı planlıyorsa vallahi işi gerçekten zor. Siz bu gayretkeşliğinizle efendilerinizi de mandepsiye bastırır onların da işini bitirirsiniz.

Şimdi diyeceksiniz ki, yahu 2012 de –ya da varsayalım bizimkinin dediği gibi Şubat 2015’te olsun- verilen Ermeni mezalimine ilişkin bir yasama faaliyeti aradan bu kadar zaman geçtikten sonra bizimkinin köşesinde arz-ı endam eder. Neden bu teklif verildiği günlerde bizimki bunu eleştirmedi de bu güne kadar bekledi. Bunun cevabını Sinan Oğan’ın Sayın Bahçeli’ye karşı bir hareket başlattığı paranoyasında aramak gerekir.

Sinan Oğan yeniden milletvekili adayı olmadı. Bu MHP Genel merkezinde ve kamuoyunda Sayın Bahçeli’ye bir tepki olarak algılandı. Buna ek olarak Sinan Oğan 7 Haziran seçim akşamı Twitter’da “MHP Osmanlı’nın başkenti, Türkçenin merkezi İstanbul’da bölücü partinin altında kaldı, başarı bunun neresinde?” diyerek Sayın Bahçeli’nin başarı iddiasını tartışmaya açtı. Yani “kral çıplak” deme cesaretini gösterdi. MHP Genel Merkezi bu açıklamadan ürktü ve alelacele, gece saat 02.00 sularında açıklama yaptı. Seçim sonuçlarına “başarısızlık” diyen herkesin yanlış yerde olduğunu bizzat sayın Bahçeli’nin ağzında ilan etti. Sayın Bahçeli bunu yaparken Sinan Oğan ve onun gibi düşünenlere aba altından sopa gösteriyordu. Sayın Bahçeli Türk kamuoyuna mesajını verirken partinin saygıdeğer ve tanınan genel başkan yardımcıları yerine iki kritik şahsı yanına almayı tercih ediyordu. Sağında Ülkü Ocakları Genel Başkanı, solunda partinin Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Yani Bahçeli’nin mesajı Türk kamuoyuna değil ülkücü ve MHP teşkilatlarınaydı. Sinan Oğan’ı seven ülkücülere karşı Ülkü Ocakları sopasını, MHP taşta teşkilatlarına karşı Genel Merkez Teşkilat başkanlığı yani “fesih” sopasını gösteriyordu.

Galiba Sinan Ogan’dan birileri iyice tedirgin olmaya başlamıştı. Derken, MHP Genel Merkezi 7 Haziran gecesi gösterdiği sopayı harekete geçirdi ve MHP Iğdır İl Teşkilatına Sinan Oğan’ın partiden ihraç edilmesi talimatını verdi. Ancak Iğdır İl teşkilatı bu talebi hukuka ve ülkücü geleneğe aykırı bularak reddetti. Bu sonuç birilerini iyiden iyiye kızdırdı ve öfke aklın önüne geçti. Bu defa fesih silahı devreye sokuldu ve Genel Merkez Iğdır İl Teşkilatını feshetti. İşte bunların arkasından bizim beslemeler devreye sokuldu ve Ortadoğu gazetesi Sinan Oğan’a savaş ilan etti. Bu yüzdendir ki, Yahudi tüccar gibi eski defterler karıştırılmaya başlandı.

Yahudi deyince aklıma geliverdi. Sizinle de paylaşayım. Temel, İstanbul’da yolda gördüğü bir kipa takmış adama durup dururken saldırmış, adamın kafasını gözünü patlatmış. Oradan geçenler araya girmiş ve Temel’e neden adama saldırdığını sormuşlar. Temel dövdüğü adama dönerek “sen Yahudi sin değil mi” demiş. Adam da “evet Yahudiyim” deyince, “Siz Hz İsayı çarmıha gerdiniz” demiş. Adamcağız “kardeşim bu 2000 yıl önce olmuş, benim suçum ne? Deyince Temel “ne yapalım benim şimdi haberim oldu” demiş. Bizimki de galiba Sinan Oğan’ın faaliyetlerinden yeni haberdar olmuş da saldırıya geçmiş.

Bizimki de dahil tüm Türk İslam Aleminin Mübarek Ramazan Bayramı mübarek olsun.

YORUM EKLE