Algıda Kelebek Etkisi, Osmanlı ve Osmanlıca

22 Aralık 1914 Sarıkamış Harekatı”nın ruhumuzda bıraktığı derin izlerinde, Anadolu Türklüğü ile Kafkas Türklüğü arasında kurulan gönül köprüsünün mimarı Enver Paşa’yı konuştuğumuz ve andığımız bir sohbet ortamında, konu Osmanlıcaya ve dolayısıyla Osmanlı’ya geldi…

Yılardır tanıdığım ve Türk Milliyetçiliği fikriyatına gönül verdiğine inandığım arkadaşlarımdan birisinin; “Eğri oturup doğru konuşalım arkadaş! AKP ile Osmanlı ruhu canlanıyor…” sözleri ile irkildim.

AKP ve Osmanlı Ruhu! AKP 12 yılda neler yaptı da bu denli toplumu dönüştürmeyi başardı?

Oysa AKP nin yaptığı tek şey, muhteşem bir algı yönetimiydi.

Öyle ki;

Bundan 12 sene evvel, değil özerklikten, ana dilde eğitimden bile bahsetmek Türk Milletince kabullenilmez, tartışılmaz bir konuydu…

Hele hele özerklikten konu açılsa; “Bu vatan toprağı için kan dökmek gerekirse, dünyanın şah damarını keseriz” diyen bir millettik.

Peki ya, ne oldu da bize doğrularımız yanlış, yanlışlarımız doğru oldu?

2008 yılı ile birlikte, uygulamaya konulan başarısız ekonomik politikalar sonucunda milli gelirdeki büyüme önemli ölçüde sekteye uğramıştı. 2011 yılı ise; hükümetin öngörüsüz politikaları sonucunda, dış politikada elde edilen ciddi başarısızlıklara ve omurgasız bir duruşa sahne olmuştu. Kardeş Esad gitmiş zalim Esed gelmişti! Takvimler 09.02.2012 yılını gösterdiğinde ise Norveç’in başkenti Oslo’da yapılan MİT-PKK görüşmesinin ses kayıtları basına servis edilmişti! Ekonomide ve Dış Politika’da başarısız sonuçlar alan hükümet yeni bir sorun ile karşı karşıya kalmıştı. Hem bu sorun diğerlerinden çok daha vahimdi! Öyle ya, on binlerce insanın katili bir terör örgütü ile hükümet müzakere mi başlatmıştı?

Tüm bu başarısızlıklar ve öngörüsüz politikalar, toplum nezdinde AKP hükümetine olan güveni sekteye uğrattı. AKP Hükümeti de, toplumda korku havası yaratarak ayakta kalmaya, başkaca bir ifade ile meşruiyetini korumaya çalıştı. Amacına hizmet edebilecek şekilde senaryolar kurgulandı! Karşılıklı menfaat, fayda/maliyet prensipleri doğrultusunda ozanlar gibi atışabileceği düşman ülkeler ile toplum uyuşturuldu ve dönüştürüldü.

Şimdi ise; sözde Osmanlı ve Osmanlıca ile toplum uyuşturuluyor ve dönüştürülüyor…

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu vatanın ayrılmaz bir parçası, bu milletin öz yurduydu! Kahvehane köşelerinde okeye dördüncüyü arayanların bile bilinç altına hassasiyetle işlenen Kürd/istan kavramının pervasızca ifade edildiğine şahitlik eder olduk.

Eyvah! Dedik… Farklılıklarımız resmedildi, ayrıştırdılar dedik inandıramadık. Bu işin sonunda Osmanlı olmak var dediler. Tam da Sayın Erdoğan’nın Osmanlıca ve Osmanlı’ya dair işaret buyurduğu ve toplum üzerinde narkoz etkisi yaratan sözlerini sarf ettiği bir dönemde… Bölünmenin eşiğindeki ülkemin insanları, TRT tarafından finanse edilen ve yapımı üstlenilen “DİRİLİŞ” adlı Osmanlı nın doğuşunun anlatıldığı dizi film ile uyutuldu. Terör örgütü yandaşlarının şehir içindeki çığırtkanlıklarının kulaklarımızı tırmaladığı bir dönemde, hemen hemen her kanalda reklamları ile sıklıkla karşılaşabileceğimiz “Fatihin Fedaisi Kara Murat” ile de avutuldu.

Toplumun hayal dünyasına katkı sağlamak, narkoz etkisini uzatmak için sahnelenmeye başlandı tüm bu oyunlar. Sonucunda ise “Algıda Kelebek Etkisi”’ne sebep oldu. (Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır)

Öyle ya! Bu millet sahip olduğu vatan toprağını kanı ile besledi, üç beş çapulcuya, teröriste, bebek katiline peşkeş çekecek değil ya! Bu işin sonunda Osmanlı olmak var! Kocaman bir yalan var! İhanetin resmi var!

Saygılarımla,


YORUM EKLE