Alamutun Yolcuları …

 Son yıllarda çok çeşitli Ülkücülük tipi ve tarifi ortaya çıktı. Bunlar arasında öne çıkanlar ‘’ eski ülkücü, yeni ülkücü, yaşlı ülkücü, son ülkücü, ilk ülkücü, ak ülkücü, kara ülkücü, milenyum ülkücüsü, klavye ülkücüsü , Bahçeli ülkücüsü, Türkeş ülkücüsü …‘’ gibi tanımlamalardır.

Ülkücü olmanın anlamını kavrayamayanlar ile ülkücü hareketi bölmek için kasıtlı çevreler tarafından ortaya atılan bazı tarifler safsatadan ibarettir. Ülkücünün bu tarif ve tanımlara itibar etmeyeceği kesindir.
Günümüzde geliştirilmeye çalışılan saçma sapan kavramların arkasına gizlenenlerin günlük yaşantısında her şeyden önce riya var. Emanete ihanet var, sahtekarlık var, iftira var, fitne-fücur var, yalamalık-yalakalık var, yaranmak için viski sakiliği var, ikiyüzlülük var!!! Var oğlu var.

Ülkücülüğün kavramlarla değil hayat tarzı ile olduğunu kavrayamayan eblehler ve üstelik de ülkücü olduğunu iddia eden insanlar, toplumdaki bazı kişilerden sizlerin farkı ne ?

Dündar Ağa’nın dediği gibi ‘’ fabrikanın hatalı ürünü ‘’ olmanız, yani ülkücü (!)olmanız sizlerin hangi özelliğinizden kaynaklanmaktadır ? Sizler de diğerleri gibisiniz… Böyle ise size ne ihtiyaç var? Sureti haktan görünürken Allah rızasını kazanma kavramını bir yana bırakıp, kalpleri ile dilleri arasına virajlı yollar kurmuş durumda olan bu tipler; Ülkücülüğü kavramlar ve sloganlar ile yaparlar.

Gazetelerde ve yandaş Tv lerde, kendilerine birileri tarafından verilmiş olan görevi yerine getirirken şehevi bir arzu ile ağızlarını doldura doldura, avurtlarını şişire şişire gerdanlarını kıra kıra edebiyat parlatıp lügat paralarlar. Bu kişilere Anadolu çocuğu olmakla, delikanlılık ya da Ülkücülükle bu yaptıklarınızın hiç birisi ile ilgisi yoktur deyin sizin hakkınızda söylenecek söz, fiil, sıfat ve yakıştırmalar artık hazırdır. Fısıltı gazetesi hemen devreye girer ‘’ hain, fitneci, devletin adamı ‘’ yaftalamaları ile cadı kazanının ateşini yakarlar…

Türk milliyetçiliği siyasi hareketinin adı, Ülkücülüktür.

Bu hareketin mensuplarına da Ülkücü denir.

Her ülkücü Türk milliyetçisidir, ancak her Türk milliyetçisi ülkücü olamaz. Gelmiş geçmiş bütün siyasi partiler, ana ideolojik karakterlerinin ve tüzüklerinin verdiği ölçüde ve nitelikte Türk milliyetçisi olabilirler. Fakat bu parti mensupları asla ülkücü değillerdir. Ülkücülerin siyasi partisinin adı MHP’dir.

9 Işık Milli Doktrini ve bunu anlatan aynı isimli kitapta, ülkücülük ve ülkücü hareketin temelleri atılmıştır. Ülkemizin pek çok milliyetçi Türk aydını, bilim adamı ve sanatçısının katkıları ile bir ideoloji ortaya konulmuş ve geliştirilmiştir.
Bazı kişiler son yıllarda başka siyasi partilere ya da cemiyetlere mensubiyet duymalarının rağmına ülkücü olduklarını söylemeye devam etmektedir. Başka çatı altında yer alan bu türden kişiler, kendi konumlarını bulundukları yerde güçlendirmeye ve kendilerini psikolojik yönden meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Bunun için ülkücü hareketin ilkelerine sadık ve uygun, yani açık, net, gerçekçi ve sonuç odaklı ülkücü olmak yerine, kendi ikiyüzlülüklerini, çok kimlik ve kişilikli yani çok babalı varlıklarını, siyasi ve ekonomik çıkarlarını gizlemeye ve örtmeye gayret gösterirler.

Oysa ülkücülük,her zaman ve her yerde Allah rızasını gözeterek ruhlarını yüksek ahlâkla donatmış olarak yüksek hedefler için yeni ufuklara doğru yürümektir. Bu yürüyüşün başlangıç noktası da MHP çatısının altıdır.
Ülkücülük, herkes ve kesimin kendine göre bir Oflu hoca bulması ile olmaz…

Eski ülkücüler, yeni türkücüler, resmi ya da sivil ülkücü denilenler Mhp ve ülkücü hareketin dışında ve başka siyasi otoritelerin emrindedirler. Bunlar, başka sancak ve bayrakların gölgesinde büyümeyi seven, manâ bakımından hiçbir kucaklayıcılığı ve sevgisi olmayan, bayağılaşmış, adi bir cemiyetçilik güderler.



Bu kişiler ve bunlara pirim yapmalarına göz yumup dümen suyuna gidenler belirsizliğin pençesine düşmüş, milli birlik ve manevi değer bütünlüğü çürümüş bir kimlik ortaya koymaktadırlar. Bu esfel-i safilin varlıklar, ülkücüleri ve ülkücü hareketi sıradanlaştırmaya, adileştirmeye, içini boşaltmaya, hiçbir özelliğinin kalmadığını göstermeye gayret etmektedirler. Kendi kokuşmuşluklarını, para karşılığında ülkücülük gibi gösterme yarışına dahil olmuşlardır.
Bu esfel-i safilin yaratıklar, ülkücülüğü özellikle de yeni yetişen gençlere, her an her yerde olunabilecek ve ona mensubiyet duyulabilecek, ama pekde öyle özenilecek, ahım şahım bir değeri olmayan, özelliksiz, içi boş herhangi bir kavram şeklinde sunmaya kalkışmaktadırlar.

Bu tip nesebsiz nesipleri ileriye itekleyenler, ortaya çıkaranlar, tasmasını elinde tutanlar, zembereklerini kuranlar, ceplerine para koyup orasını burasını buranlar ile Ülkücü kelimesinin önüne ardına eski, yeni, bildirici, bağımsız, sivil, gayrı resmi gibi bir takım sıfatlar ekleyip tv lerde gerdan kırdırıp boy gösteren, makale yazdırıp panellerde konuşturan siyasi şartlar ve arkalarındaki güçleri çok iyi tahlil edilmelidir…

( Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır./ Araf-179 )

Bu kesimdeki çomar ile fino karışımı kanişlere bir sorum olacak…

Bütün derdiniz, ülkücü kadroların ve MHP’nin siyasi alanda sıkışması, baskı altına alınması ve yok edilmesi midir ?

YORUM EKLE