AKP 15 Temmuz'un altından kalkamaz

Bazı çevrelerin rahatsız olması normal.

Fakat bazı arkadaşlarımda özelden arayarak "Milli birlik ve beraberliğimizin düşmana gösterilmesi gereken bir zamanda sadece FETÖ'ye vurmak lazımken sen AKP'ye de vuruyorsun. Biraz bu tenkit ve yargılarını ertele diyorlar."

Bu konudaki görüşlerimi özetlemek isterim.

1-) Bugün yaşadığımız Türk devletini, Türk milletini ve Türk vatanının bütünlüğünü  hedef alan her türlü yıkıcı ve kanlı örgüt AKP'nin iktidar döneminde semirmiş, cesaretlenmiş ve onların tabiri ile devletimizin kılcal damarlarına kadar girmiştir.

2-) Türkiye'yi tehdit eden ve hedef alan dış destekli terör odakları AKP'den, AKP'li kadrolardan ve AKP'nin yönettiği Türkiye'den korkmamaktadırlar. Bu konu meselenin can damarıdır.

3-) 15 Temmuz'dan sonra “Artık ben dahil hiç kimse ve hiçbir şey eski konumunda olamaz, ben de olmayacağım.” diyen Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve AKP iktidar kadrolarının yönetim anlayışı ve uygulamaları hâlâ  partizanlık  bencilliğinden kurtulmuş değildir. Rektör atamaları bu konudaki en önemli ümit kırıcı icraatların başında gelmektedir.

4-) Aldananların bir daha aldanmayacağının, kandırılanların bir daha kandırılmayacağının garantisi var mıdır?

5-) FETÖ ile mücadelede devlet gücü açısından cesaretli görünseler de AKP'nin sivil siyaset ve ekonomik iş birlikleri açısından karşılıklı faydaya dayalı yıllara sari "simbiyotik" bir yaşam içinde birlikte oldukları FETÖ örgütüne, millet sathında sivil mücadele cephesi açmaları mümkün değildir.

6-) Bu simbiyotik ilişki yüzünden FETÖ'nün kripto unsurlarının mevzilerini koruması ve 15 Temmuz benzeri bir G gününe kadar ihanet planları yapmalarının en büyük fırsat ve ortamını " merhamet ve masumiyet" istismarını yaparak sağlayacakları ve başaracakları tek siyasi alan ve iklim AKP’nin  siyasi ve sivil çevreleridir.

7-) Sayın Cumhurbaşkanı bu gerçeğin farkındadır ve AKP'nin arınmasının yolunu aramaktadır. Bu yüzden AKP siyasi kadrolarının yetersizliğini ve çaresizliğini ifade eden yazı ve paylaşımlar güçlü bir "milli mukavemet merkezinin" kurulması için elzem ve çok önemli bir husustur.

8-) Önümüzdeki günler çok daha çetin ve yıkıcı olaylara gebedir. Meydanlarda milli birliği mitinglerle göstermek ne kadar önemli ve gerekli ise "yönetim erkinde ve kadrolarında AKP partizanlığının terk edilerek, milletin mitinglerde ortaya koyduğu siyaset üstü kesidinin yansımalarını da görmek ve göstermek çok çok daha önemlidir. Bu sorumluluk Sayın Cumhurbaşkanı’nındır.

Bu olayın gerçekleşmesi sadece psikolojik bir eşik olmayıp esas itibarıyla yukarıda değindiğim AKP kadrolarının zaaflarının önlenmesi ve tehdit odaklarının korkacağı ortak tavır ve aklın dosta düşmana gösterilmesinin sağlanmasıdır.

9-) 15 Temmuz sonrası sanki AKP'nin iktidarının Türkiye'nin varlığı ile özdeşleştiği algısı iç ve dış propaganda odaklarınca yaygınlaştırılmaktadır.

Bu propaganda sadece siyasi taassup ve partizanlık olarak AKP'li çevreler ve yayın organları tarafından yapılmamaktadır.

FETÖ ve PKK benzeri Türk milletinin varlığını ortadan  kaldırmaya  yönelik faaliyet içinde olan örgütlerin arkasındaki Batılı güçlerce de şuurlu bir şekilde sinsice bu propaganda yapılmaktadır.

Sanki AKP ve Sayın Erdoğan tasfiye edilirse Türkiye ile Batılı çevrelerin arasında hiçbir sorun kalmayacak ve dostluk köprüleri tekrar kurulacaktır.

Bu iddia tamamen gerçek dışıdır ve büyük bir yalandır.

Bu propagandanın temelinde yatan gerçek şudur.

Bu algı yaratılarak AKP yerine yeni bir milli ve güçlü, yarasız, şaibesiz, tehditleri algılama ve önleme becerisi yüksek, kararlı, kandırılması, aldatılması zor bir iktidarın milletin bağrından çıkma ihtimalinin önlenmesi hedeflenmektedir.

Maalesef başta MHP olmak üzere CHP'de,  mevcut AKP iktidarına devletin bekası adına iyi niyetle şartsız ve itirazsız destek olmakla bu planın bir parçası durumuna düşmektedirler.

İşte bu yüzden böyle bir planın parçası olmamak için ve AKP kadrolarının yukarıda izahına çalıştığım zaaflardan dolayı başımızdaki belalardan ülkeyi kurtarma becerisini gösterebileceklerine inanmadığım için milli  birliği  zayıflatmak  maksadı ile değil tam aksine milli birliği uyandırmak ve gerçek birliğin hangi doğrular merkezinde sağlanabileceğini göstermek için AKP’yi  eleştiriyorum ve eleştirmeye de  devam edeceğim.
YORUM EKLE