Akıldane Değirmende Yoğurt Öğütüyor

AKP, on üç senedir seçim sonuçlarına dayanarak ajandasını şımarıklıkla milli irade adıyla dayatıp durdu. Bu dayatmaları toplumu kamplaştırmak isteyenlerle karşılıklı iyi kullandılar. Birisi mağduriyet edebiyatıyla, diğeri irtica ve hırsıza bak şamatasıyla tozu dumana kattılar.

Meclis içindeki muhalefetin yetersizliğinden doğan muhalefet boşluğunu; Marksist-komünist, liberal, sosyalist, bölücü, çıkar çevrelerinin sözcülüğünü yapan PKK sever gazeteci, yazar, çizer, aydın görünümünde gizli servislerin oltasındaki meclis dışı muhalefet devreye girdi. Meclisteki muhalefet de bu güdümlü Türkiye düşmanlarının kuyruğuna takıldı. İktidarı düzgün çalışmaya, doğru iş yapmaya yöneltmesi gereken meclisteki muhalefet bu görevi bıraktı; önceliği Türkiye’yi kamplaştırmak olan güdümlü meclis dışı muhalefetin kamplaştırma programına dâhil oldu, onların borazanlığını yaptı. Halende devam ediyorlar, onların üflediklerini koalisyon şartı olarak sıralıyorlar.

AKP, bir yandan çok iyi becerdiği mağduriyet edebiyatıyla toplumu oyalayıp uyuturken, diğer yandan üstün iş bilirlikle yakın çevrenin gemicikler yüzdürmesinde, devlet imkânlarını ranta, çıkara dönüştürmede üstün marifet sergiledi. AKP deki aile boyu kirlenmenin ortalığa saçılması sonrasında sergilediği adaletten kaçışı ve yargının siyasallaştırması stratejik servislerin güdümlediği muhalefetin işini kolaylaştırdı, manipülasyon kabiliyetini artırdı. AKP manivelası ile devlete sızan “Düşmanımın düşmanı, dostumdur” mantığı ile hareket eden cemaatin güdümlü şebekede yerinin açığa çıkması şebekeyi daha da güçlendirdi.

Geçmişte milliyetçi camiaya yolu uğramış, yeni yapılanmalarda adam yerine konmamış, milliyetçilikten geçinen lafazanlara mikrofon uzatılınca adam yerine konduklarını zannederek onlarda koroya yandan dâhil oldular. Bütün zamanların en büyük ispiyoncusu ve provokatörü, dünün önce Marksist’i sonra Maocusu, bugünün ulusalcısı topal eşeği önüne katan, dünün sözde Atatürkçüsü, bugünün Vatan’cısı derin devlet uzantısı emekli generaller de vaziyetten vazife çıkartıp rol çaldılar. Aslında rol çaldılar yanlış bir değerlendirme olur görev üslendiler demek daha yerinde olabilir. Sağdan, soldan toplama Atatürk’ü sermaye edinen bitmişler korosuyla sözde vatan cephesi, ulusal cephe kurdular.

Oluşturulan bu konsorsiyumu bir arada tutan, AKP karşıtlığı adı altında Türkiye düşmanlığı oldu. 7 Haziran seçimlerinde AKP den kurtulma teranesiyle HDPKK’nın barajı aşması sağlanarak Türkiye kırk katır, kırk satır dayatmasıyla karşı karşıya getirildi.

Eğer mesele gerçekten AKP den kurtulmak olsaydı önce CHP veya MHP ye güç verilmesi, onlar lehine davranılması gerekirdi. En kolayda MHP ile AKP’nin yolu kesilirdi. Çünkü APK seçmeninin %65 i MHP’yi ikinci parti olarak benimseyen yapıda. Dolayısıyla AKP den kopacak seçmenin gideceği durak MHP olurdu ve Türkiye zayiatsız bir şekilde AKP den kurtulmuş olurdu.

Fakat mesele AKP den kurtulmak cümlesiyle HDPKK nın dolayısıyla da terörün meşrulaştırılması, Türkiye’nin batağa batırılması olduğu için HDPKK ya, AKP ve CHP den oy maniple edildi. Bu operasyonu yürüten emekli generallerin toplandığı karargâh, ala ala 161 bin oyla % 0,35 oy alabildi. Demek ki mesele Türkiye düşmanlığı imiş. Şimdi sinsi sinsi el ovuşturup, bıyık altından gülerek Türkiye’yi batağa batırmanın şuh zevkini çıkartıyorlardır.

***************

7 Haziran seçimlerinin partileri mecbur ettiği koalisyon hükümet modelinden partiler kaçıyorlar. 13 senedir milli irade şemsiyesi altında olmadık şeyleri dayatan AKP dahil milli iradeden hep birlikte kaçıyorlar. Acemice ilk kaçak sayın bilge oldu. Şimdi manevralarla acemiliğini örtmeye çalışıyor.

Tutarsızlık, kaçaklık üzerine tez yapacaklara iyi bir argüman olabilir.

Mızmız, kaçarken odanın ışıklarını da söndürdü. Siyaset çıkmaza girdi, karanlığa gömüldü. Karanlık oda da kalanların başına bir iş gelmese bari. Işıklarını söndürdüğü karanlık odadakilere şimdi dışardan yol tarif ediyor.

AKP-CHP koalisyonu Türkiye’nin yarılmasının önünü alacakmış.

Breh, breh, breh... Reçeteni sevsinler senin...

Sen ne güne varsın diye soran yok. Herkesi despotça sindirmiş, herkes yarın hesabıyla kapı kulu. Bu kadar kapı kulu padişahlarda bile yoktu.

İşin garibi ABD, AB, Almanya, Marksistler, liboşlar, devlet kasasını soyan hırsızlar, rantiyeciler, din tüccarları, Atatürk tüccarları HDPPKK ve topyekûn PKK sever şeref haysiyet fukarası bölücüler, hülasa Türkiye düşmanları da aynı koalisyonu istiyorlar. Bunda bir gariplik yok mu?

Acaba..., diyeceğim ama kimse üzülsün istemem.

Bizden olmadığı baştan belliydi de emekli generalleri aşıp derdimizi kimseye anlatamadık... İnşallah şimdi anlamış olsalar bari, hiç olmazsa kalanı kurtarırız belki.
Hoşumuza gitmese de emekli generaller deyince bir acaba sorusu sormanın yeridir şimdi;

Şu emekli generallerden birileri, kulağına şartlar ne olursa olsun sakın ha parmağını kıpırdatma demiş olabilir mi acaba?

Olma-olmaz demeyin. Geçiş dönemi ninnisiyle sizi uyutup, on yedi yıldır kazık kaktıranlar onlar değil mi? Dedeman da konuştukları çoktan generalde oldu, emeklide. Az değil, on yedi yıl. Yoksa nereden bilecek emekli generallerin MHP de ellerinin olduğunu.

Necmettin Halil Onan’a nazire bilgeye bir uyarıda bulanalım;

Dur bilge!

Kaçıp gittiğin bu yollar peşinden sürüklediklerini uçuruma götürürsün.

Sen atlayacaksan dur demem amma bu hareketi kökten bitirirsin.

Ey “kaçak ve kurnaz” bilge! PKKHDP sever CHP ye yol tarif edeceğine sorumluluk al, niye kaçıyorsun? Sosyal medyada sana ait olmayan süslü cümlelerle gaz almayı bırak da hele bunu bir anlat. Bilelim... Millet bilsin neden kaçıyorsun?

Gövdemizi taşın altına koyarız diye savurma, elini taşın altına koymanı da beklemiyoruz, ona iradende yok zaten. Bölücü severlerin devlete yerleşmemesi için hiç olmazsa parmağını kıpırdat. Bunu da yapmayacaksan bırak git, orası boşken bile bundan daha iyi yürür. Yürümezse de kahırlanmaz boş der teselli buluruz.
“Kaçak ve kurnaz” bilgenin araladığı kapıdan diğerleri de kapıyı bulup kaçmanın yollarını arıyorlar. Meydanlarda hiç biri vatanseverlikte, milliyetçilikte, mukaddesatçılıkta, halkçılıkta mangalda kül bırakmıyorlardı oysa.

Ülke kuşatılmış, yanıyormuş, ekonomi çöküyormuş, eşkıya kan gölünde kayık yüzdürüyormuş umurlarında değil. Herkes günü kurtarmanın peşinde. Ülke için, millet için hayır düşünen beri gelsin.

En akıldanesi değirmende yoğurt öğütüyor.

Vah Türkiye'm vah.



YORUM EKLE