Ağrı Rezaleti İktidarın Yüzünün Akımı Karası mı?

Ağrı da yaşananların perde arkasındaki rezalet sokaklara saçıldı. Rezalet kelimesinin bile yetersiz kaldığı aşağılık, şeref, haysiyet fukaralığı bir tezgâh. Böylesine bir gözü dönmüşlüğün ülkenin başına musallat olmasına Türkiye’yi yönetenlerin zerre kadar tepki gösterilmemesi de ayrı bir rezalet, ayrı bir fecaat.

Rezil, sefil anlayış bir daha yerle bir, ama gören kim?

Adamın hiçbir yetkisi, sorumluluğu yok, üstüne üslük ar damarı çatlamış, vicdandan eser yok.

Vicdanı olan, insanlıktan nasibini alan hiçbir kimse kan üzerinden siyaset yapamaz. İnsan olan, zerrece ahlakı olan, oy için bilerek, isteyerek kimseye ölüm tuzağı kuramaz. Yüreğinde miskal Allah korkusu olan, iman olan, oy uğruna kendi askerine pusu kuramaz. Türk askerine pusu kuran anlayışın PKK’dan ne farkı var?

Bunu yapanda, sessiz kalanda, boyun eğende, itaat edende; inanç, vicdan, insanlık, ahlak, namus, ne vatan sevgisi, ne millet sevgisi, ne bayrak sevgisi, ezcümle mukaddes bir değer aranamaz.
Basına yansıyan Ağrı çatışmasının perde arkası, sorumsuz karanlık bir adamın devletin valisini suça azmettirmesinin sonunda yaşanan organize suç yumağı olduğunu gösteriyor. Başta vali olmak üzere ölüm tuzağını hazırlayan, askerleri bu ölüm tuzağına bilerek gönderen, askerleri ölüme terk eden komuta heyeti hemen açığa alınmalı. Karanlık adam başta olmak üzere bu aşağılık tezgâha iştirak eden herkes yargı önüne çıkartılmalı.

Yargı önüne çıkartılmalı ki hukukun varlığına inanıp güvenelim. Yargı önüne çıkartılmalı ki çocuğunu “en büyük asker bizim asker” diye davul zurnayla, şenlikle vatan görevi için askere gönderen analar, babalar çocuğunun güvende olduğuna inansın. Yargı önüne çıkartılmalı ki karanlık hesap içinde olanların hesapları bozulsun. Yargı önüne çıkartılmalı ki cumhuriyet güvende olabilsin.

Ağrı da yaşananların perde arkası, iktidara geldiğinden beri terörü beslenme yolu olarak gören AKP’nin gerçek yüzünü bir daha ortaya koymuştur. AKP, PKK'ya yol vererek zamana, şartlara göre bölge halkını istismar edip, Türkiye’ye ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek için terörü iktidarına manivela yapmıştır. PKK, HDP, iktidar dayanışması her seçimde bölgede değişik senaryolarla devam etmiştir. Basına yansıyanlar doğruysa Neron’a rahmet okumak gerekir. Ağrıdaki danışıklı döğüşün ortalığa saçılması, AKP’nin iktidarda kalabilmek için seçim öncesi Türkiye’nin her bölgesine cenaze göndermek üzerine kurulmuş çılgınlıktır. Türkiye bu çılgınlığı görmezlikten gelemez. Yaralı askerlerin anne, babaları savcılığın kapısına dayanıp gerçeğin arkasına düşmelidir. Türkiye asker babalarının arkasında durup, gerçeğin ortaya çıkması için savcılara güç vermelidir.

Cumhuriyetin savcıları bu karanlık adamların, karanlık tezgâhlarının hesabını soracak cesareti, kararlılığı gösteremezlerse cumhuriyet karanlıklardan gelecek tehdit ve tehlikelerden kurtulamaz. Hiçbir yetki ve sorumluluğu olmayan birinin karargâh merkezinde ne sıfatla bulunduğunu, yaralıları almaya gidecek helikopterin kalkışına hangi yetkiyle neden, mani olduğunun, devletin valisini hukuksuzluğa, kanunsuzluğa azmettirmenin, yazılı emir isteyen devletin görevli ve sorumlu askerine küfürler savurmasının hesabını hukuk sormazsa kim soracaktır?

O, ölüm tuzağına gönderilen askerlerimizin birisi bir savcının, bir yargıcın, bir generalin, bir milletvekilinin çocuğu olmadığı için mi kimsenin kılı kıpırdamıyor. Yazılanlar sayın savcılar için ihbar niteliğinde değil mi? Bunların dikkate alınmamasının, iktidarın savcılar üzerindeki baskısından, hukukun ellerinin arkadan bağlanmasından başka bir anlamı olamaz.

Adaletin temsilcisi gözü bağlı kızın terazisinin elinden alınıp, elleri de arkadan bağlanmasına, mülkün temeline dinamit konmasına bugün hep birlikte haykırmayanlar, yarının karanlığına razı olmuş demektir. Şayet yargı üzerinde bir baskı yoksa yargının bağımsızlığından söz ediliyorsa o zaman savcıların böylesine vahim bir olayda harekete geçmemelerin sebebi de söylenmelidir.

Millet olarak Ağrıdan öteye vatan olmadığını bilen Sayın Ağrı Cumhuriyet savcılarının devletin bekası, cumhuriyetin istikbali için görevlerinin ve sorumluluklarının gereğini yapmalarını bekliyoruz.


YORUM EKLE