Afrika'da neler oluyor?

 Uluslararası güç mücadelesinin yeni alanı Afrika, her ne kadar dünyanın gözü kulağı Suriye özelinde Ortadoğu'ya odaklanmışsa da. Türkiye'de Afrika çalışmaları neredeyse yok denecek mesabesindedir. Fakat genç araştırmacılar ülkemiz açısından sevindirici çalışmalar yapmaktadırlar. Huriye Yıldırım neredeyse Afrika'yı adım adım gezen ender Türk araştırmacısıdır ve bu konuda doktora yapmaktadır. Bizde her şey olup bittikten sonra at yarışı anlatan sunucular gibi olaya yaklaşıldığından olaya etki edecek analizler tahliller ve ön görüler pek çıkmaz.

Huriye Yıldırım bir farkı ortaya koyuyor. Ekoavrasya dergisinde yazdığı uzun bir makalede Huriye Afrika sömürü alanı olarak bilinmesinin ötesinde artık yeni sıkıntılarla illetlerle karşı karşıyadır.
2 013 yılı sonlarında Batı Afrika’da meydana gelen ebola salgını, kısa zamanda sebep olduğu çok sayıda ölüm vakası ve sosyoekonomik etkileri nedeniyle uluslararası gündemde geniş yer almaktadır. Bilinenin aksine ateşli ve ağrılı semptomları olan ebola, esasında yeni bir hastalık türü değildir. İlk olarak 1976’da Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde teşhis edilmiştir. Aradan geçen süreçte çeşitli Orta Afrika ülkelerinde gözlemlenen ebola salgınlarından hiçbirisi, 2013 sonlarında ve 2014’te Batı Afrika’yı vuran salgın kadar ağır geçmemekte. Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Grubu'nun Şubat 2015 raporuna göre ebola, resmi olarak 22,859 kişide görülmüş, bunlardan 9,162’si ise hayatını kaybetmiştir. Bu denli ağır sonuçlara yol açan ebola salgını, BM Güvenlik Konseyi’nin Eylül 2014’te aldığı 2177 sayılı kararla uluslararası barış ve güvenliğe karşı bir tehdit unsuru kabul edildi.Aralık 2013’te Gine’de teşhis edilen vakalardan sonra ebola virüsü kısa sürede Liberya, Sierra Leone, Mali, Nijerya ve Senegal’e de yayıldığı saptanmış, Ancak ebola virüsünden en çok etkilenen ülkeler Gine, Liberya ve Sierra Leone olarak kayda geçmiş. Ebolanın Batı Afrika ekonomisi üzerindeki etkisi, doğrudan Gine, Liberya, Sierra Leone ekonomilerine verdiği ağır zarar ve bunun bölgeye dolaylı yansımaları söz konusudur.

Ebola Batı Afrika’da en çok tarım, madencilik, ulaşım, ticaret, sağlık ve eğitim sektörlerini etkilemiştir. Henüz sanayileşemeyen Gine, Liberya ve Sierra Leone’de halkın yarısından fazlası tarım işçisidir. Tarım sektörünün zarar görmesi, ebola salgının ardından Liberya’da önemli geçim kaynaklarından olan kauçuk, kereste ve palmiye yağı üretimi ve ihracatını büyük oranda sekteye uğratarak ülke ekonomisini ciddi zarara uğratmaktadır. Aynı şekilde Sierra Leone’de ebola salgınıyla birlikte kahve, pirinç ve palmiye yağı üretimi neredeyse yarı yarıya düşmüştür. Batı Afrika ülkelerindeki tarım sektörünün uğradığı bu zarar, milli ekonomilerin yanında yerel halkın gıda güvenliğini de olumsuz yönde etkiliyor.

Tarım ürünlerindeki azalmanın yanında, ihtiyacı olan tahılın tamamını ithal eden Gine, Liberya ve Sierra Leone halklarının büyük bir kısmı ise ülke ekonomilerinin gördüğü zarar ve gıda fiyatlarının artması nedeniyle açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ebola salgını nedeniyle birçok ulaşım şirketi çalışmalarını etkilemektedir. Bu da yerel halkın işlerini kaybetmesi, yabancı yatırımcıların Batı Afrika’dan uzaklaşması ve personellerini geri çekmesiyle birlikte ticaretin baltalanmasıyla sonuçlanıyor. Batı Afrika’da malların serbest dolaşımı, ebola salgını sonrasında, virüs taşıyan insanlar nedeniyle, buradaki sosyoekonomik yapının muhafazasını büyük oranda zorlaştırmıştır. Ayrıca, Batı Afrika’da ulaşımın durması sadece burada değil; Afrika’nın diğer bölgelerindeki turizm faaliyetlerini de olumsuz etkilemektedir. Aynı şekilde ulaşım yollarının kapanmasıyla iptal olan konferanslar, organizasyonlar ve anlaşmalarla gelecekte elde edilebilecek önemli kazanımlar da kaybedilmiştir.

Ebola salgınının Batı Afrika’da vurduğu diğer bir sektör ise.madenciliktir. Gine dünyadaki boksit rezervlerinin neredeyse üçte ikisine ve önemli miktarda alüminyum ve demir kaynaklarına sahiptir. Liberya ve Sierra Leone’de ise demir, altın ve elmas rezervleri bulunmaktadır. Ebola salgını sonrasında Batı Afrika’daki madenlerde çalışan personelin geri çekilmesi, şirketlerin kapatılması ve bölgeden uluslararası talebin azalması sonucunda buradaki madencilik sektöründe de tarımda olduğu gibi büyük maddi kayıplar gözlemlenmiştir. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında sayılan Gine, Liberya ve Sierra Leone’deki sağlık sistemleri 2014 yılında ebola salgınının üstesinden gelmeleri mümkün gözükmemektedir. Salgınla birlikte çok sayıda hasta, sınırlı hizmet potansiyeline sahip hastanelerde tedavi görme talebinde bulunmuştur. Ayrıca özel hastanelerdeki maliyet aşırı artmıştır. Dolayısıyla devletler başka alanlara harcayacağı kaynağı sağlık sektörüne yönlendirmek durumundadır. Ebola salgını Batı Afrika’nın sosyal yapısına da büyük ölçüde zarar vermiştir. Salgından etkilenen bireylerin yaklaşık beşte biri çocuklardır. BM’nin açıklamasına göre 17.000 civarında çocuk, ebeveynlerinden en az birini kaybetmiştir.

Bu durum, zaten yoksul olarak nitelendirilen Batı Afrika ülkelerinin durumunu daha da zorlaştırmaktadır. Ayrıca salgından dolayı Gine, Liberya ve Sierra Leone’de okullara ara verilmesi de bu ülkelerin toplumsal yapısına olumsuz etki olarak geri dönebilir. Batı Afrika’yı, bilhassa Gine, Liberya ve Sierra Leone’yi sarsan ebola salgını esasında, BM Güvenlik Konseyi’nin de belirttiği gibi, sadece bölgesel değil, aynı zamanda uluslararası güvenliğe yönelik bir tehdittir. Bölgede yoksulluğun artması, yaşam koşullarının kötüleşmesi, devletlerin yetersiz kalması sonucunda bu ülkelerin istikrarı olumsuz olarak etkileniyor .

Afrika’da önemli çıkarları bulunan Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi uluslararası aktörler bu senaryoların gerçekleşmemesi için çeşitli girişimlerde bulunmaktadırlar. Hem eboladan zarar gören hükümetlerin hem de uluslararası örgütlerin ve toplumun krize yönelik başarılı müdahaleler gerçekleştirmesi, yukarıda sözü edilen tehditleri azaltması diğer yandan da halkların devletlere karşı güven kaybının önüne geçilmesi açısından önemlidir. Son olarak ise yapılan uluslararası çalışmalar sonucunda Batı Afrika ülkelerinin sağlık ve ekonomik sistemlerinin geliştirilmesi, gelecekte yaşanabilecek bir salgının etkilerini de azaltacaktır.

Özetlediğimizde bunları yazan Huriye Yıldırım'ı tebrik ediyoruz. Çalışmalarının devamını beklediğimizi söylüyoruz.

Dr. Hasan Oktay
KAFKASSAM Başkanı

YORUM EKLE