Adaylıklar

Seçimlere az bir zaman kaldı.

Adaylık çalışmaları da giderek yoğunlaştı.

Kamuda görevlilerin de aday olabilmek için ard arda istifaları başladı.

Çoğu kez hayretle izliyorum bu istifaları; gözümüzde kutsal saydığımız bu görevlerde yer almak milletvekilliğinden daha mı az kıymetli diye.

Adam MİT gibi devletin temel taşlarından birinin başında, istifa ediyor. Aday olup olmayacağı ya da seçilip seçilemeyeceği dahi kesin değil.

Kutsal bir görev bırakılıp, mebusluğa soyunuluyor.

Hatırlarsınız Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş Paşa’yı.

O dönemlerde hepimizin takdire şayan paşasıydı.

DYP’den aday oldu ve seçildi. DYP’nin sıradan bir milletvekili olarak kaldı.

Aynı şekilde sevdiğim, saygı duyup, değer verdiğim Türk Tarihi’nde Osmanlı konusunda üzerine kimseyi tanımadığım sevgili hocam Yusuf Hallaçoğlu, hiç mebus olmasaydı.

Mebus oldu da ne oldu? Her zaman danışılan bu değerli hocamızın da MHP’nin sıradan bir mebusu olarak kaldı.

Düşünsenize; TTK Başkanı Yusuf hoca mı daha faydalı ve verimli, yoksa meclis sıralarındaki milletvekili Yusuf hoca mı?

Bilen bilmeyen, tanıyan tanımayan herkesin danıştığı Yusuf hoca mı bu millete daha çok hizmet etti, yoksa MHP’nin milletvekili hoca mı?

Siyaset millete hizmet etme aracıdır.

Lakin millete sadece siyasetle hizmet edilmez. Temizlik işçileri de bu millete çok büyük hizmetler etmekte.

Adayı uzmanlığı ile en iyi şekilde değerlendirmek, ondan bu millet için en azami seviyede faydalanmaktır siyaset.

Mebusluk etken halden, edilgen hale gelmemektir.

Bunu söylerken de mebusluğa illa Hakan Şükür gibiler de seçilsin demiyorum.

Şayet etken ve uzmanlık alanı dahilindeki rol azalıyor ya da kısıtlanıyorsa milletvekili olacağım diye de ısrar etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada ‘pensilvanya’ kökenlilerin de MHP’den aday olacakları şeklinde söylentiler ortalıkta dolaşmaya başladı. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin yıllardır bu husustaki tavrını bildiğimden buna pek ihtimal vermemekle birlikte, bu yapı mensuplarının camiamız mensuplarınca da hararetle çeşitli mecralarda savunulduğunu gördüğümden, ihtimal olarak da değerlendiriyorum.

Şayet bu cemaatten birileri aday gösterilecekse öncelikle kamuda görevli ‘Ülkücü’ arkadaşlarımızın görüşünü hızlıca almalarında fayda görüyorum. Zira yaşanan entrika ve yalan-dolanlar ile MEB, Yargı, Emniyet, TSK’daki ‘Ülkücü’ kadrolar talan edilmişken, danışılmadan ve temayül yoklaması yapılmadan böyle bir karar kesinlikle alınmamalıdır.

Olacağını da ileteyim bari. Olmaz olmaz demeyin.

Cemaatin popüler isimlerinden kendini eski ülkücü olarak tanımlayan Ekrem Dumanlı gibi biri aday olursa, MHP’ye belki 100bin oy kazandırabilir lakin emin olun ki, en az 1milyon oy da kaybettirecektir.

Aman ha, hesabı da buna göre yapmak gerek.

İktidar olmak için elbet bir çok gruptan, kurumdan, camiadan, cemaatten aday yapılmalı ama mutlak sürette ‘pensilvanya’ örgütü bunun dışında tutulmalıdır.

En azından bu seçimlerde asla olmamalıdır.

21. Yüzyıl Büyük Türkiye’sini inşa edecek MHP’nin iktidar olması için buna bu dönemde hassasiyetle dikkat etmeliyiz.

Hakkı Kurtuluş

YORUM EKLE