Adana Operasyonu

Hükümetin icraatlarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Yaptıklarını doğru bulursunuz ya da bulmazsınız. Bu politikalarını da desteklersiniz ya da desteklemezsiniz. Bunların tamamı iç siyasete dönük üretilen politikalardır.

Mevcut hükümet, Suriye meselesinde bana göre yetersiz, hamaset dolu; sonucunu alamadığı ama çıkış noktası olarak doğru bir tavır sergilemiştir. Buna yanlış ya da doğru diyebilirsiniz.

Bence aslolan, devletin ve milletin milli menfaatleridir.

Bu politika içinde Suriye’ye bir takım yardımlar göndermiştir. İnsani olduğu söylenen bu yardımların, başka ‘güçler’ tarafından da bir kısım örgütlere silah ve yasadışı yardımlar olduğu iddia edildi.

Bence Suriye’de, Türkmenler’in dışında her ne sıfatla olursa olsun yardım göndermesi yanlıştır.

Bunların da doğruluğu ve yanlışlığı elbette tartışılabilir. CHP genel başkanının yaptığı gibi bunu sadece mezhepsel endişeyle görerek eleştirmek bence yanlış değil, ihanete varan bir bakış açısıdır.

Bunları elbet herkes kendince yorumlayabilir. Ancak oraya MİT mensuplarınca gönderildiği söylenen yardım konvoylarına bir Cumhuriyet savcısının yanına jandarma ve polisi alıp, her ihtimale karşı gazetecilerin de dahil edilerek bir operasyon yapılması, devlet anlayışıyla uzaktan yakından hiçbir alakası olamaz. Bu müdahalenin sonunda bu alçaltıcı davranışı basına servis edenlerin, ‘hangi güç ve kurumlara’ çalıştığını anlamak için ‘maaş bordrosu’na bakmaya gerek duyulmaz.

Hiçbir cumhuriyetin savcısı, milletin ve devletinin aleyhine bir operasyon içinde asla bulunamaz. Yaparsa bu kişi ve kişilerden de hesabı mutlaka sorulmalıdır.

Bir hukukçu olarak ben de diyorum ki, bu operasyonun hukukla hiçbir izah edilir tarafı yoktur. Hangi operasyonda savcı yanına kolluk kuvvetleri ve basın mensuplarını alıp, bizzat kendisi bulunmuştur?

Demek ki burada başka bir hesap var.

Bu hesap aslında basit, çok bayağı ve alçakçadır.

Yukarıda da söyledim, hükümeti beğenip beğenmemek ayrı bir şey; devletin ve milletin menfaatlerine karşı hareket etmek ayrı bir şeydir. Suriye’ye yardımı da doğru ya da yanlış bulabilirsiniz, ama devlet bir karar almışsa artık mesele ‘milli menfaat’ meselesi olmuştur. Bundan sonra yapılacak tekbir bir hamle var; ya devlet geleneğinde bu politikadan vazgeçirirsin, ya da ‘ihanet çemberi’nin içinde bulunanlar için doğru hareket edilmesini sağlarsın.

Bunun ne zararı olacak?

Maalesef, bunun sonucu uluslararası ‘Savaş Suçları Mahkemesi’ne kadar gider.

Orada da yargılanacak olan unutmayın ki, ‘Türkiye Devleti’ olur.

AKP düşmanlığı ile devlet düşmanlığını karıştıranların Türkiye’ye getirdiği zarar ve durum ne yazık ki, budur.

Bunun neticesinde hepimiz, ‘terörü destekleyen ülke insanı’ konumuna geleceğimizin farkında olsun.

Yakında da ülkemden savunma istenirse kimse şaşırmasın. Paralelci diye nitelenen bu ‘vatan haini’ grubun, ülkemize attığı en büyük ‘kazık ve ihanet’in bir parçası bence budur.

Bir hukuk penceresinden baktığımda, operasyona dahil olan herkesten bunun hesabının mutlaka sorulması gerekir.

Hiç kimse kalkıp bu kişilerin ‘masumane, iyiniyetli, saf, temiz vatan evladı’ oldukları iddiasında bulunmasın. Tamamı ‘ihanet çemberi’ içinde ‘başka mihrakların’ adamlarıdır.

Buna gazeteciler de dahildir.

Yapılan düpedüz ‘vatana ihanet’ ve ‘casusluk’ faaliyetidir.

Kimsenin benim ülkemi ‘terörist ülke’ konumuna getirmeye hakkı yoktur.

Bu duruma sokanlardan da en ağır şekilde hesap sorulmazsa, sormayanlardan da bu millet hesabını bir gün

gelir en ağır şekliyle sorar.

YORUM EKLE