Açmazlarımız..Beklentilerimiz...

Son beş yıldır ülke siyasetinin yaşadığı bir kutuplaşmadan bahsediliyor. Kutbun bir yanı net Erdoğan ve AKP ,ya diğer yanı ?
Buna siyasi parti isimlerinden yola çıkarak bir cevap oluşturmak kolay CHP ,MHP ,HADEP. Ancak her birinin kendi perspektifinden ,amaç ve ideolojisinden yola çıkarak bir analiz yaptığınızda durum farklılaşıyor. hele siyaset dışı güç merkezlerini,söz ,güç sahibi dinamik yapıları işin içine kattığınızda,bir birine zıt ideolojiler,farklı Türkiye tahayyülleri,farklı menfaatler,farlı metotlara sahip birçok yapının olduğu görülüyor.

Erdoğan ve AKP hareketinin bu yapıların her birinin kendine has kimyasını bozduğu bir gerçek.Türkiye'nin kendisine has siyasi sisteminde bu yapıların her birinin kendine özel bir rolü,işlevi ve gücü vardı. Basından ,TÜSİAD'a küçük siyasi partilerden ,terör örgütlerine kadar hepsi ,sistem içinde bir işlevselliğe sahipti.Orkestra şefleri ,bu farklı aletlerden döneme göre farklı besteleri seslendirmekte hiç de güçlük çekmiyordu.

Bunların her birinin dünkü durumları ve rolleri ile bugünlerinin analizleri ,daha doğrusu son on yıldaki savruluşlarının hikayesi elbette son derece ilginç. Bir çoğu analarının dahi tanıyamayacağı bir dönüşüm geçirdi ve geçirmekte ,rüyalarında görseler hayra yormayacakları konuma ,ittifaklara savruldular,çoğunun özenle yapılmış makyajı sıyrıldı ve gerçek yüzleri ile ortalığa döküldü.

Her birinin ibretlik hikayesini anlatan ,yazan çıkacaktır elbette bizim konumuz ise ,bu yapılar içinde gerçekten dertli ,özgün bir konumu olan biziz. Biz ,ülkücüler ve siyasi bir yapı olarak MHP.Hemen belirtelim ki biz de savrulduk ancak savruluş sebebimiz ne Erdoğan ne de AKP .İlla bir fail aranacaksa Bahçeli'nin bu savruluşta kilit isim olduğu söylenebilir.

Bizi tanıyan veya yazılarımızı takip edenler Bahçeli dönemi MHP'sinin ilk yıllarından itibaren Bahçeli politikalarına muhalif olduğumuzu bilir.Ancak bu muhalefet bir şahsa kategorik bir karşı çıkış değil, uyguladığı politikalara ,teşkilat anlayışına ,ideolojik olarak flu tavra ve metoda yönelik ülkücü bakış açısından ,kapsamlı bir bir muhalefet anlayışıdır.

Maalesef bu hassasiyetler ve bilinç MHP tabanı ve ülkücülerde yıllar geçtikçe azalmış, azaltılmıştır.Bizim savruluşumuzun hikayesinin bu cümle ile özetlenebileceğini söyleyebiliriz. Geldiğimiz noktada MHP'de siyasi başarısızlık sebebi ile Bahçeli'ye karşı bir rüzgar oluşmuşsa da ,maalesef bu rüzgarın ülkücü hassasiyetlerden oluşmuş bir şuurun yansıması olduğunu söylemek güç.

Yirmi yıldır bir kitle partisi prensipleri ve özentisi ile yönetilen ,ideoloji ve ideoloji taşıyıcı dava damlarından arındırılan(!) MHP'de muhalif rüzgarda bu arınmışlıktan nasibini almış görünmekte.Bu durumun hazmı zor ancak anlaşılabilir olduğunu söylemeliyim.

Ancak bu anlaşılabilir durumun tabii sonucunun ,anlaşılabilir tabii sebeplerden yakın tarihimizin sağ kitle partilerinin boyladığı, siyaset mezarlığını boylamak olduğunu da hemen ekleyelim.

Maalesef MHP 'de muhalefetin bugün sergilediği vizyon ,ilerisi için büyük bir ümit kaynağı değil.Mevcut realite üzerinde siyaset yapan insanlardan (adaylardan)mucize bekleyecek halimiz yok, ancak donanımlarının ve çizdikleri vizyonun yetersizliğinin bilgisinde olsunlar yeter.Bu konuda dertli olsunlar ,samimi çare arayışında olsunlar yeter.

Ülkücü hareket dünyada ve bölgemizdeki gelişmeleri ,yönelişleri ,hakim batı medeniyeti ve devletlerinin bugünkü stareteji ve hedeflerini ,bunun Türkiye'ye yansımalarını bu durumun lehte ve aleyhte taşıdığı imkan ve tehditleri derinlemesine analiz etmeden ve bunun günlük hayatta ,siyasette ,kültürde, izlerini ,etkilerini tahlil etmeden,kendi durduğu yeri ,bakış açısını ,siyasi tavrını ve aksiyonunu doğru bir biçimde planlayamaz.

Bunlar yapılmalı ve harekete yeni bir planlama ,strateji çizilmelidir. Bu vizyon ortaya konulmadan iktidardan söz etmenin ,Türkiye'ye ufuk olmaktan bahsetmenin pek bir anlamı yoktur.

MHP'nin Türkeş sonrası savrulmalarının ve bugün içinde yaşadığı açmazların temel sebebi ,hareketin iç dinamiklerinin kurutulmuş ,çalışamaz hale getirilmiş olması yanında ,canlı bir fikri ,ideolojik faaliyetin sonlandırılmış olmasıdır.Bu durumun hemen iki kutuplu dünyanın son bulması ve dünyada yeni bir düzenin kuruluş aşamasında ortaya çıkması ,hareketin Türkiye ve dünya gündeminden kopması ile ve sadece reaksiyoner tepkilerle gündemde olmasını getirmiştir.

Üzülerek belirtelim hareket bugün Türkiye'yi de ,dünyayı da okuyamamaktadır.Tek tek fertlerin ,grupların bu konuda bilgi ve birikimleri mevcuttur ,ancak bunları değerlendirecek ,geliştirecek bir plan ve programa , siyasi bir tavra ve söyleme ,eyleme dönüştürecek bir karargah mevcut değildir.

Dalından kopan yaprak rüzgara tabidir sözü bu noktada anlama kavuşmakta, hareketin potansiyelinin,hareketin dışındaki dost ,düşman merkezlerce yönlendirilme çabaları ,hareket içinde bir başka kaos'a yol açmakta ,hareketi sığ ,sahte mücadelelerin arenası haline getirmektedir.

Yazıya siyasetteki kutuplaşma ile başlamamızın sebebi, bu kutuplaşmanın MHP ve ülkücü hareket üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmek içindi.Gerçek problemlerimizi ,açmazlarımızı ,aşmamız gereken gerçek engelleri perdeleyici ,öteleyici,önemsizleştirici bir etki yaratması sebebiyleydi.MHP'yi iki kutupdan birine payanda etme gayretleri harekette yapay kavgalara sebep olmakta hareketi sağlıksız ,sığ tartışmaların içine çekmektedir.

Bir önceki yazımızda ele aldığımız ''iliştirilmiş ülkücülük'' kavramı ile bu konuya dikkat çekmeye çalışmıştık.Türkiye'de yaratılan siyasi kamplaşmanın, yapı içinde muhtelif güçlere alan oluşturduğunu ,MHP 'deki kendi dinamiklerine dönüş ,yeni bir enerji ile ,yeni bir hamle çalışmalarını zehirleyen bir vasat geliştirdiğini belirtmeliyiz.Şahsi ikbali için bu tartışmaları MHP 'ye taşıyan görevli (!) veya şuursuz bir güruhun sesi, gerçek özlemleri bastırmaktadır.

MHP'de gerek mevcut yönetimin gerekse muhaliflerin meseleyi ele alış ,değerlendiriş tarzları ,oluşturdukları gündem maalesef iç karartıcı derecede sığ ve hareketin gerçek meselelerinden ,açmazlarından kopuk bir görüntü çizmektedir.Bir kitle partisindeki iktidar,güç mücadelelerini,koltuk kavgasını çağrıştırmaktadır.

Bahçeli ve ekibinden bir beklentimiz söz konusu dahi olamaz,onlar mevcut durumun yaratıcıları ,müsebbipleridir. Muhalefetin bu değirmene su taşıyacak bir üslup ve tarzda siyaset yapması ,hareketin gerçek meselelerini pas geçerek,oluşturulmuş gündemler üzerinde,suya sabuna dokunmadan sörf yapması ise üzücü ,bir o kadar da düşündürücüdür.

Hareketin dünü ,bugünü , hakkında ciddi bir yorum,analiz ,gelecekle ilgili ciddi bir vizyon ortaya konmadan,günlük siyasetin kısır kavgaları üzerinden,bir yerlerden güç devşirilerek yürütülecek bir mücadelenin,harekete gerçek manada bir katkısının olması söz konusu değildir.İşe bu sığlığın kırılması ile başlanması umulur.

Çok sözü edilen ve var olduğu varsayılan ''ülkücü irade '' tüm muhteva ve prensipleri ile yeniden yorumlanması ,oluşturulup ,inşa edilmesi gereken bir kavramdır.Cepte hazır ,alıp tepeye yerleştirilecek sihirli bir formül falan da değildir.Var olan potansiyelin ciddi,sistematik bir çalışma ,emek ile organize edilerek bir ürün ortaya koyabilmek gerekmektedir.Muhtevası,hedefleri ,metodu ülkücülerin genel kabulüne mazhar olmuş bir program ortaya konulmadan ''ülkücü irade'' den söz etmenin ,bu kavramı koflaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmemiz gerekiyor.

Ülkücüler muhalefetten konjüktürel rüzgarlar üzerinde sörf yapmasını değil, MHP'yi kof bir kitle partisi olma yolundan alıp,Türk milletinin tarihi misyonunu gerçekleştirecek bir araca dönüştürecek plan ve programları ,ülkücü düşünceye ve millete dayanarak siyaset yapma beklentilerini karşılayacak bir vizyonu ortaya koymasını bekliyor.

Baki selamlar..

YORUM EKLE