24 Nisan'da Çanakkale ve Erivan: Katılan Ülkelerin Arka Planları ve Güç Politikası

24 Nisan’da Çanakkale’de yapılan anma törenine İngiltere, Kuzey Kıbrıs, Yeni Zelanda, Avustralya, Azerbaycan ve Balkan ülkelerinin yanı sıra birçok ülkeler Devlet Başkanı, Başbakan, Bakanlar düzeylerinde katılmışlardır. Özellikle Nobel Barış Ödülü Sahibi Tevekkül Karman’nın katılması ve birçok Asya-Afrika ülkelerinden bakanlar üstü düzeyde katılmaları Türkiye dış politikasının ağırlığının Avrupa’dan Avrasya, Asya ve Afrika’ya doğru kaymaya başladığını açıkça göstermiştir.

Diğer yandan Erivan’daki “Ermeni Tehciri” anma törenine ise devlet Başkanı düzeyinde Fransa, Rusya, Sırbistan ve Güney Kıbrıs katılmıştır. Bunlardan başka Erivan’a giden ülkelerin çoğu büyükelçi ve bakanlar seviyesinde temsilcileri göndermiş ve aynı zamanda birçok ülkeler Çanakkale’ye de temsilci göndermiştir. Devlet Başkanı düzeyde Erivan’daki törene katılan 4 ülkelerden ikisiyle Türkiye aralarında sorunlar yaşamaktadırlar. Güney Kıbrıs ve Türkiye arasında Kuzey Kıbrıs üzerinde sorun var ve Türkiye-Sırbistan arasında da Kosova ve Bosna-Hersek gibi konular üzerinde sorunlar mevcuttur.

Ama aslında önemli konusu “Ermeni Meselesi”nin 100. yıldönümü anma gününde Amerika, Avrupa ülkeleri (özellikle Fransa ve Almanya) ve Rusya’nın nasıl tavır gösterdikleridir. Almanya 24 Nisan’da Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck Ermeni Meselesi’ni “soykırımı” olarak nitelendirdi ve alman parlamentosu da bu olayı “soykırımı” olarak tanımıştır. Fransa ise Çanakkale’ye Savunma Bakanı’nı gönderirken Cumhurbaşkanı Hollande ise Erivan’a gidip Ermeni Meselesi için “soykırım” ifadesini kullanmış ve “Ermeni Meselesi” konusunda Ermenilerin yanında olduğunu vurgulamıştır.

Aynı zamanda Hollande “Ermeni Soykırımı”nın inkârının yeniden suçu işleme anlamına geldiğini vurgulayarak Türkiye’ye yüklenmiş ve Türkiye’ye “Ermeni Soykırımı”nın tanınması için çağrıda bulunmuştur.
ABD Cumhurbaşkanı Obama 24 Nisan’daki konuşmasında “soykırım” ifadesi yerine “Medz Yeğern (Büyük Felaket)” ifadesini kullanırken Erivan’a Bakanı, Çanakkale’ye ise Ankara’daki büyükelçiyi göndererek Ermenilere daha önem verdiğini göstermiştir.

Batı ülkelerinin Türkiye’den daha çok Ermenilere önem verdiği bu davranışları sadece Ermeni diasporanın baskısından kaynaklanmamaktadır. Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri için Kafkasya’yı kendi nüfuzuna alarak Ortadoğu ve Avrasya’daki hâkimiyeti güçlendirmek son derece önemlidir. Kafkasya’yı kendi nüfuzuna almak için Rusya’nın “Kafkasya’daki kalesi” olan Ermenistan’ı Batı’nın yanına almak gerekir. Günümüzde Rusya-Batı gerginliğinden dolayı Batı’nın Ermenilerden destek alması ve Ermenistan’ı Batı’ya çekmesinin önemi daha artmıştır. Ermenileri, özellikle Ermenistan Ermenileri Batı’ya doğru yakınlaştırmak için Batı ülkeleri daha yüksek kademeli heyetleri Erivan’a göndermiş ve Ermeni Meselesi’ni “soykırım” olarak nitelendirerek Ermenilerden destek almaya çalışmıştır. Mesela Vatikan başlangıçta 24 Nisan’da Erivan’da “soykırım”da hayatını kaybedenler için ayin düzenlemeyi planlıyordu. Fakat Rusya Cumhurbaşkanı Putin 24 Nisan’da Erivan’da olacağını açıklayınca bu plandan vazgeçmiştir.

Aynı zamanda Batı ülkeleri 15. yüzyıldan beri kendilerinin devam ettirdiği “emperyalizm sistemi”nin meşruiyetini sağlamak için ve kendi içindeki çelişkileri gizlemek için medeni, gelişmiş Batı-vahşi, gerici Doğu ikilemini yaratarak “Doğu” olarak saydığı Rusya ve Türkiye’yi asıllı ve asılsız konularla kötü gösterip kendisini daha üstün göstermeye çalışmaktadırlar. Dünyada “vahşi, acımasız ve gaddar Türkiye, Rusya ve Japonya gibi Doğu ülkeleri” imajı hâkim olduğu sürece kendilerinin yaptıkları vahşetler “vahşi, gayrimeşru ve kötü düşmanlara karşı mücadele” olarak meşrulaştırılır ve günümüzde mevcut olan Batı merkezli sistem de meşru sistem olarak devam eder.

Diğer yandan Rusya da Ermenistan’daki kendi nüfuzunu korumak için Türkiye’ye Meclis Başkanı gönderirken Erivan’a ise Devlet Başkanı Putin kendisi gitmiştir. Putin’in Erivan ziyareti, Rusya’nın Ermenistan’a “ana kalesi” olarak ne kadar büyük önem verdiğini göstermektedir. Putin, 23 Nisan’daki konuşma’da “Biz insanlık tarihinin en korkunç trajedni yaşayan Ermeni halkının acısı samimiyetle paylaşıyoruz. Osmanlı topraklarında 1.5 milyondan fazla Ermeni öldürüldü, 600 bin kişi de evinden çıkarılarak kitlesel tehcire maruz kaldı.” dedi ve Ermenilerle acıyı paylaştığını söylemiştir. Fakat aynı zamanda o, “Etnik kimliğe göre toplu katliamın haklı gerekçesi olamaz. Uluslararası toplum, bu tür vahşetlerin hiçbir zaman ve hiçbir yerde tekrarlanmaması için her şeyi yapmakla yükümlüdür. Ermeni ve bölgenin diğer halklarının yeni kuşakları, barış ve uyum içinde yaşamalı, dini düşmanlığın, agresif milliyetçiliğin ve yabancı düşmanlığının yol açtığı korkuları bilmemeli.” diyerek Karabağ Sorunu üzerinde Azerbaycan ile savaş halinde olan ve Karabağ’dan birçok Türklerin sürgün edilmesine yol açan Ermenistan ve Ermenileri dolaylı olarak uyarmıştır. Yani Putin Ermenilerle birlikte olduğunu ifade ederken aynı zamanda Ermenistan’ın boğazına bıçağı gösterdiği gibi davranarak Ermenistan’ı uyardı ve Türkiye’ye Batı’dan daha ılımlı ve objektif tavır göstermiştir. Ayrıca 24 Nisan’daki törende ise “soykırımı” ifadesini kullanmamıştır.

Türkiye’ye karşı Rusya’nın objektif ve yumuşak yaklaşımını gösteren olayı ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’ın konuşması ve Putin’e karşı Jirinovski’nin eleştiridir. Lavrov Ermeni Meselesi konusunda “soykırımı” ifadesini kullanmamış ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine destek verdiğini söyledi. O, Erivan’daki anma törenine katılmanın direkt olarak “soykırım”ı tanımak anlamına gelmediğini açıklamıştır. Aynı zamanda Putin’in Ermenistan ve Ermeni Meselesi üzerindeki konuşmasından sonra Putin’le birlikte iktidarı oluşturan Jirinovski Duma’daki konuşmada Ermenilerin “kardeş” olarak ifade edilmesini eleştirmiştir. Jirinovski’nin bu konuşma, Putin’e karşı eleştiriden daha çok Putin’in konuşmasına karşı Rusya içinde de eleştirilerin olduğu gibi göstererek Türkiye’yi sakinleştirmek için iktidar tarafından hazırlanan bir plan olarak nitelendirmek daha iyi olur.

Bu yılın Çanakkale ve Erivan’daki anma törenleri, sadece kurbanları anmanın sahası değil, aynı zamanda devletler aralarındaki güç politikası ve iktidar mücadelesi de olmuştur. Bu bağlamda“24 Nisan için asıl söz konusu olan Türkiye-Ermeniler gerginliği üzerindeki Batı-Rusya arasındaki iktidar çatışmasıdır.

YORUM EKLE