24 Nisan sonrası neler olur?

2015 Nisan kazasız belasız atlatıldı ama; adına ne derse densin mücadele asıl şimdi başlıyor.

Ya işi ciddiye almayıp şimdiye kadar yaptıklarımızı tekrar yıl dönümlerinde yapacağız ya da geçmiş yüzyıldaki yaptığımız hataları bir daha yapmamak için yeniden gözden geçirip yeni stratejiler belirleyeceğiz.

Soğuk Savaş döneminde Ermeni meselesi Türkiye’ye karşı bir mücadele yöntemiydi. Türkiye NATO konseptinde olduğu için cephe ülkesiydi ve ortada müthiş bir mücadele vardı. Bu mücadelenin boyutlarını kavrayamayanlar Türkiye’de cereyan eden olayları basit ifadelerle izah etme yollarını arıyorlardı.

Bir anlamda da NATO kendini Türkiye’de gizleyebilmek için bu yöntemi izliyor olabilirdi.

Önemli sonuçlara gebe olaylar iyi analiz edilip, doğru sonuçlar alınacak şekilde kurgulanamıyordu.

Türkiye kaderini etkileyen olaylarda bile kendi başına hareket edebilecek hamleler yapamıyordu.

Ermeni meselesi bunların başında gelmekteydi.

Türkiye Almanlarla birinci dünya savaşını birlikte vermişti, birlikte yenik ilan edilmiş fakat Ermeni Meselesi, Almanya’nın değil, Türkiye’nin başına bela edilmeye çalışıldı.

Hatta Almanlar savaşın olumsuz psikolojik etkilerini Türkiye’ye yıkabilmek için Talat Paşa’nın öldürülmesine göz yummuş, katilin adeta kahraman gibi yargılanarak beraat etmesi sağlanmıştı.

Bu algı operasyonu Türkiye’yi gelişecek olaylarda etki altına alacaktı.

Aynı şekilde soğuk savaş atmosferinde iki kutuplu dünyada Türkiye yeniden cephe ülke olmanın, SSCB, NATO arasında kesişme noktasını yaşadığı için bir müdahale argümanı olarak Ermeni meselesi yeniden karşısına çıktı.

Fakat kendini ifade etmede Türkiye yeteri kadar aktif olamadı.

Adeta bu süreçte Türk diplomatlar görev yaptıkları yerlerde sokağa çıkamaz hale getirildi oluşmuş algı üzerinden Ermeni algısı üzerinden gerçekleşen bu adeta hapis hayatı iki kutuplu dünyada yeni bir nefes yeni bir yol yenisöz bağlamında türkiyenin eli kolu bağlanmış oluyordu.

Bütün bu olumsuzluk ve gelişmelere rağmen her şeye rağmen Türkiye çok şey yapabilirdi. Fakat kolaycılık ve belkide baskılar Türkiyeyi ermeni meselesinde bağımsız kendi başına bir dizi hareketler manzumesi çerçevesinde ortaya bir şeyler koyması açıktan ve ya gizli olarak engellendi.

Üzerinden yüzyıl geçmiş ve birinci dünya savaşında yeni yeni ortaya konan istihbarat ve propaganda savaşı faaliyetlerinin bir neticesi olarak oluşturulan ermeni meselesinde Türkiyenin hala eli kolu bağlı sayılır. Bu fikir öyle düşünülmeden reddedilmemelidir.

İki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçişte hala eski alışkanlıklarla hareket eden dünya devletleri Türkiyeye karşı eski alışkanlıklarını değiştirme ihtiyacı hissetmemiştir.

Şimdi gelinen noktada 1965 yılından bu yana Türkiyeye karşı kim hangi sebepten ermeni meselesini kullanmışsa şimdide aşağı yukarı bu davranış modeli devam ediyora benzemektedir.

Fakat Türkiye bu hamleleri boşa çıkaracak yeni söylem ve eylemler geliştirmek isterken soğuk savaş dönemi alışkanlıklarını da kesinlikle değiştirmelidir.

Soğuk savaş dönemi söylem ve eylemlerinin psikolojik zemini değişmiş, hatta ermeniler o zamandan bu zamana geliştirdikleri yöntemleri gözardı etmek, hatta bu gelişmelerden habersiz eski ezberlerle hareket etme devrini behemahal terk etmeliyiz. Yeni yüzyılda yenisöz söyleyecek olanların kendini ifade ederken soğuksavaş kalıplarını terk edebilenlerin daha ön plana çıkmasını beklemek gerekir.

Bu bağlamda önümüzdeki 10 yıllık bir harekat eylem planı çıkarma çalışmaları başlatılması için öncelikle eski ezberleri eski metinleri acilen gözden geçirmek gerekir.

Bu sahada el yordamı ile akademik kariyer endişesiyle yazılan yazılar dolaşımdan kaldırılmalı, çalışmaları disiplinler arası dayanışma zeminine çekmeliyiz.

Tarihçi tek başına hiçbir şeydir sosyal psikolok sosyoloji uluslar arası ilişkiler teoricileri birlikte çalışabilecekleri bir zemin hazırlanmalıdır.

Bunlar yapılırken Ermenistan ayrı ermeniler ise kendi aralarında ayrı değerlendirilmelidir. Rusya’nın Ukrayna kriziyle uğraştığı bu günlerde fırsat elde iken ermeni meselesinde Ermenistan meselesinde yeni hamleler geliştirilerek türkler ile Ermenilerin kendilerinin oluşturacakları irtibat zeminlerini hazırlamak gerekir. Ermenistan coğrafyası didik didik incelenmeli ve bölgesel barışın inşasına yönelik bir dil, üslup geliştirilmelidir.

Burada akademisyenelere ve özellikle diplomatlara çok iş düşmektedir.

Ayrıca da Türkiye Azerbaycan ilişkileri gözden geçirilerek kırılma noktaları Ermenistan özelinden değerlendirilip bölgesel barışın Azerbaycan’ın lehine işlemesini sağlayacak ikna edici turlar gerçekleştirilmelidir. Azerbaycan kırılgan bir noktada tutulacak Türkiye ermeni meselesini çözer Ermenistan’ı bölgesel barışın paydaşı yaptığında ise Türkiye Azerbaycan ilişkileri kırılgan bir zemine kayabilir.

24 Nisan 2015 beklenilenden daha az bir hasarla atlatılırken Türkiye Ermenistan ilişkilerinin yeniden tesisi için çalışıldığında görülecek olan manzara dediğim gibi Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin bozulabileceği yönündedir.

Buna fırsat vermeden bölgesel barışı tesis etmek gerekmektedir.

Türkiye İran sınırında var olan adı konmamış problemlerin yaşandığı, Türkiye Gürcistan ilişkilerinin bölgesel ve konjonktürel sıkıntılarla yüz yüze kalabileceği ihtimali Türkiye’yi yeni arayışlara sevk edecektir.

Yeni bir bölgesel denge için Azerbaycan Türkiye bu sorunu enine boyuna iyi analiz edebilecek aklıselim fikir adamlarına konuyu tartıştırmak zorundadır.
YORUM EKLE