21 Mayıs Çerkes Sürgünü Anma Günü Hakkında Yorumlar

19. yüzyılın ortasına kadar Kuzey Kafkasya’dan birçok yerli halklar Rus Çarlığı tarafından katledilmiş ve kalanların çoğu da Osmanlı toprağına sürgün edilmişlerdir. 21. yüzyıldan beri Türkiye’deki Çerkeslerin önemli kısmı bu olayı “Çerkes Soykırımı” olarak tanımlamakta ve 21 Mayıs’ı “Çerkes Soykırımı günü” olarak nitelendirmektedir. Özellikle Kafkasya Forumu ve Çerkes Haklar İnisiyatifi gibi örgütler Türkiye, Rusya ve Dünya tarafından “Çerkes Soykırımı”nın tanınması için dünya çapında örgütlenmeler girişiminde bulunmakta ve hedefe ulaşmak için çeşitli hareketler ve yurtdışındaki birçok sivil örgütleriyle işbirliği yapmaktadırlar. Bu hareket sürecinde İkinci Dünya Savaşı sürecinde yaşayan Çeçen-İnguş ve Karaçay-Balkar sürgünleri için de 21 Mayıs’ta protesto edilmeye başlamıştır. Bu noktada aynı “sürgün ve soykırıma uğrayıp aynı acıyı paylaşan” Kırım Tatarları ve Ahıska Türkleri gibi gruplara göre Çerkesler daha yüksek seviyede örgütlenmiş durumda ve kamuoyunun ilgisini daha fazla çekmektedirler. Mesela 17 Mayıs’ta Tandoğan’da düzenlenen Kırım Sürgünü Anma mitingine çok az kişi katılırken her 21 Mayıs’ta Taksim’de düzenlenen eylemlere birçok insanlar ve gruplar katılmakta ve geçen 21 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen Rusya’ya karşı protestoya Kırım Tatarları da destek vermiştir. Çerkeslerin çalışmalarının sonucu olarak HDP Türkiye tarafından “Çerkes Soykırımı”nın tanınmasını TBMM’de dile getirmiştir.

Fakat bazı Çerkes grupların örgütlenmesi ve hareketleri konusunda eleştirilen nokta da mevcuttur. Bu nokta ise Ermeniler ile alakalıdır. Mesela Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 24 Nisan’daki konuşmasında “Ermeni Meselesi” için “soykırım” ifadesini kullandığında Çerkes Dernekleri Federasyonu başta olmak üzere Türkiye’deki Çerkesler de Putin’i şiddetli şekilde eleştirmiştir.
Diğer yandan, bazı liberal-Marksist-sol Çerkes örgütleri ve şahısları ise Ermenilerin Osmanlı toprağından tehcirini “soykırım” olarak nitelendirerek Türkiye’yi suçlamakta ve sadece “sürgün, soykırım ve asimilasyon” acısına odaklanarak Ermeni-Çerkes kardeşliğini vurgulamaktadırlar. Ayrıca onlar “ezilen halklar ile birliktelik” denen kavramı pekiştirmek için Taksim’deki “Ermeni Soykırımı” anma törenine şiddetli şekilde destek verdiler ve Çerkes kamuoyunu bu eyleme davet ettiler.

Gerçekte de Çerkeslerin sürgün edilmesinin sebebi, Ermenilerinkinden daha çok Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları ve Karabağlı Türklerin sürgünlerine benzemektedirler. Ahıska Türkleri ve Kırım Tatarları Sovyet Birliği tarafından emperyalist gücün çıkarlarından dolayı Orta Asya ve Sibirya’ya sürgün edilmişlerdir ve Ermenistan-Dağlık Karabağ’dan Türk Sürgünü de genellikle emperyalist gücün planına ve Ermeni milliyetçiliğinin ütopyaya ulaşmaya yönelik çabaları bağlamında gerçekleştirilmiştir. Çerkes sürgünü de bunlara benzer sebeplerden kaynaklanmıştır. 19. yüzyılında Rus Çarlığı Osmanlı’nın Asya ile irtibatı kesip sıcak denize inmek için Kafkasya’yı ele geçirmeye çalışırken, Çerkesler bağımsızlığı ve özgürlüğünü korumak için sürekli Rusya’ya karşı şiddetli direniş göstermişlerdir. Buna karşı Rusya Çerkes halklarını katlederek ve Osmanlı’ya sürgün ederek Kafkasya’yı ele geçirmiştir. Bu bağlamda Çerkeslerin mücadelesi “emperyalizme karşı mücadele” olup Kırım-Ahıska-Çerkes sürgün ise “emperyalist güçlerinin kurbanı” olarak nitelendirilebilir.

Diğer yandan Ermenilerin Osmanlı’dan tehciri ise farklı sebepten meydana gelmiştir. 20. Yüzyılın başından beri Osmanlı içindeki Ermeniler emperyalist güçler tarafından kışkırtılarak Osmanlı İmparatorluğu’na karşı sürekli isyan ediyordu ve bu süreçte Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki birçok insanlar katledilmişlerdir. Özellikle bu isyan ve Ermeni çetecilerin hareketlerin şiddeti Birinci Dünya Savaşı sırasında zirveye ulaştı ve Osmanlı İmparatorluğu çöküş tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Yani bu zamanda Taşnak ve Hınçak Partileri gibi Ermeni komitacıları ve çetecileri 19-20 yüzyıllarında emperyalist ülkelerle işbirliğini yapıp Osmanlı’yı arkadan vurmuştur. Bu bağlamda 27 Mayıs 1915’te Sevk ve İskân kararını çıkartmıştır. Osmanlı Devleti’nin iradesi de tehcir ve Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerini boşaltıp güvenlik sağlamak yönündeydi ve tehcir edilenler de devlete bağlı olmayan muhtelif kişilerce, sivil güçlerce başıbozuklarca katledilmişlerdir. 1918’den sonra ise bu karar kaldırılmıştır. Böyle bakarsa “Çerkes Sürgünü” ve “Ermeni Tehciri” sadece “süreç içinde çekilen acılar” ortak nokta olarak çıkar ve sebepleri ise birbirine tam ters düşmektedir.

Türkiye’de Ermeni tezini savunan Çerkes grupları ve şahısların çoğu Marksizm-liberalizmi benimsediği için bu iki sürgünü “sınıf çatışması” olarak değerlendirmektedirler ve onlar kendileri ve Ermeniler üzerinde “ezen güçler” olarak nitelendirdikleri Rusya ve Türkiye’yi hedef almaktadırlar. Ama bu süreçte onlar kendilerini “emperyalizmin kurbanı” olarak tanımlayarak “Çerkes Soykırımı”nın tanınmasını “Rus emperyalizmi”ne karşı mücadele olarak nitelendirirken aynı zamanda “Avrupa ve Amerika emperyalist güçleriyle işbirliği yapan” Ermeni diasporası ve Ermenistan ile Türkiye’ye karşı beraber hareket etmektedirler. Çerkeslerin asıl yapması gereken Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Ermenistanlı-Karabağlı Türkleri ve Uygur Türkleriyle işbirliğini ise “ezen Türkiye, Türk milliyetçilerin yanında olduklarını” iddia ederek reddetmekte ve 17 Mayıs’taki Kırım mitingine de Çerkes grupları katılmamışlardır. Günümüzde “Ermeni Soykırımı” tezi Ermenistan’daki normal halkı ezmek için bir mantık olarak kullanılmakta ve Ermeni tezini savunan Çerkes şahısları ve gruplar, bir yandan emperyalizme karşı mücadele ederken diğer yandan emperyalist güçlerle işbirliği yapma çelişkisini taşımaktadırlar.

Bu olay, Marksizm-liberalizmin savunduğu “emperyalizme karşı mücadele ve sınıf çatışması” tezinin taşıdığı çelişkiyi açıkça şekilde gösterdi ve Çerkesler (Kuzey Kafkasyalılar), Ahıska Türkler, Ermenistanlı-Karabağlı Türkler, Kırım Tatarları ve Doğu Türkistanlılar gibi halklar artık “ezilen halklar” olarak işbirliğini güçlendirerek daha geniş çapta ve yüksek seviyede örgütlenmesi gerekir.

YORUM EKLE