1995 'den Günümüze (2)

Yazımızın 1.bölümünü kıyamet senaryosu en gaddar şekilde devreye sokuldu diye bitirmiştik.

1995 – 1999 dönemi bana göre Türkiye Cumhuriyetinin en çok opersyona uğradığı dönem diyebiliriz.

Bu dönem yüzlerce şeytani planın devreye sokulduğu, onlarca ekonomik yıkım projesinin uygulandığı, sayıları ifade edilemeyecek kadar faili meçhul cinayetlerin işlendiği anlam yüklenemeyen eylemlerin olduğu bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.

Bu süreçteki yüzlerce vakayı tek, tek yazmaya ve yorumlamaya gerek görmüyorum, bu bizim işimizde değil fakat Türkiye’yi bugün ve bundan sonrada yönetmeye talip olanlar bu dönemi iyi araştıramazlar ve yorumlayamazlarsa asla bundan sonra ülkemizin başına gelebilecek olayların ve manipülasyonların önüne geçemeyecekler.

Toplumsal olaylar veya toplumlarda büyük infial uyandıran eylemler muhakkak sebepleri ve sonuçları ile araştırılmalı ve ders çıkarılmalıdır.

Yıllardır hayretle karşıladığımız olayları tahlil edip, sonuçlarından ders çıkarmadığımız için 40 yıldır sürekli aynı metotlarla manipüle ediliyoruz. Yabancı ülkeler, ülkemizdeki o günkü açıkları iyi gözlüyor, Türk devlet yöneticilerinin oluşturduğu zaaf veya zaaf gibi gözüken olayları tespit ediyor bu vakanın üzerine giderek ülkeyi istikrarsızlaştırıyor.

Bizim gibi büyük enerji açığı olan, finans derinliği olmayan, sanayisini markalaştıramamış ülkelerin başına gelebilecek en kötü durum istikrarsız yönetimlerdir. Bu açığımızdan da her fırsatta vuruluyoruz.

17 Aralık’ta da aynen böyle oldu. Ben ülkeyi yönetenlerin masum olduğunu veya iddiaların tutarlı tutarsız olduklarını tartışmıyorum. Sadece verilen açıkların nasıl doldurulduğunu göz önüne koymak istiyorum.

1995- 1999 sürecinde de bu günkü gibi manipüle edildik ve neredeyse tüm ekonomik birikimimiz yok edildi.

Şimdi o günlerden 2 vakayı ve o vakaların sonuçlarını hatırlayalım.

9 Ocak 1996’da anlamsız bir şekilde Sabancı cinayeti oldu. Çok iyi korunan Sabancı Holdingin merkezi, hatta kalbi vuruldu.

Özdemir SABANCI, Sabancı Holdingin finans grubuna bakıyor, aynı zamanda Japonlarla Toyota markası üzerinden Türkiye’de üretimi yönetiyordu. Bununla beraber Holding yerli otomobil markası üzerinde çalışıyordu.

Peşinden hemen sadece 7 gün sonra 16 Ocak 1996’da gene anlamsız şekilde Çeçenler adına Türk vatandaşları marifetiyle gemi kaçırma organizasyonuyla karşılaştık.

O günler Türkiye’nin zirveye çıktığı hem de Bakü Ceyhan petrol boru hattı anlaşmalarının tüm pürüzlerinin giderildiği günlerdi. Ve ardından her iki olayla da bağlantısı olduğu iddia edilenler 3 Kasım 1996’da bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler.

Kıyametin sesi kulaklarımızı yırtıyor fakat biz sağır olmakta inat ediyorduk. Duymuyor, görmüyorduk. Duyduklarımızı ve gördüklerimizi iafede edemiyorduk..!

Gerisine bayramdan sonra devam edelim mi?

Bayramı bayram tadıyla geçirelim.

Kurban bayramımız tüm Türk İslam alemine kutlu olsun.


İLGİLİ MAKALE İÇİN TIKLAYINIZ

1995’ten Günümüze (1)




YORUM EKLE