1990 Bilgi Yılı Açılış Konuşmam (III)

 Biz ısrarla ifade ediyoruz ki, Türkiye daha hızlı bir şekilde, bilgi çağı zihniyetine ulaşmalı ve bilgisayarlaşmaya hız vermelidir.

Bilgisayarlaşmanın önemini ve Bilgi Çağı’nın mantığını anlayamayanlar “çam sıra bile veremediğimiz okullarda bilgisayara ne gerek var” diye soruyorlar. Gelen çağın dehşetini anlasalardı “okullarımıza, çocuklarımıza gerekirse modern ve süslü binalar vermeyelim, gerekirse yeni sıralar vermeyelim. Ama gecikmeden, bir an önce, bir saniye bile kaybetmeden bilgisayar verelim” derlerdi.

Bilgisayarın ve bilgisayarlı öğretimin getirdiği problemler vardır. Bilgisayar dünyasında “Beşeri Robotlar” haline gelmekten söz ediliyor. Ancak, bilgi toplumu yollarında bizden önce gidenlerden almamız gereken ders, problemlerden korkup, bilgisayarlaşma hızımızı kesmek değildir. Olmamalıdır. Bu, matbaanın, hattatları işsiz bırakma korkusuna benzer bir korkudur. Bize nelere mal olduğu da ortadadır. Bu, trenin, süt hayvanlarının otlaklarına zarar vereceği korkusuna benzer bir korkudur.

Bilgi çağına girmek, bilgisayar dünyasına girmektir, uydular-sistemine uymaktır ve iletişimde gereken hıza ulaşmaktır. “Türk Uydusu” çalışmaları bu bakımdan ne kadar değerli ve ne kadar önemlidir.

Bilgi çağına girmek tercih konusu değildir. Beğensek de, beğenmesek de dev adımlarla geliyor.

Mavi gökyüzü, dokunulmaz ve erişilmez dolunay ve yeşil çayırlar romantizmine hasret duyabiliriz. Ancak bilgi çağına girmekte gecikenlerin” kendi gök kubbeleri, dolunayları ve yeşil çağırları” kalmayabilir.

Thomas Jefferson’un bir sözü bugün çok daha derin anlam kazandı:
“Hataları önlemenin yolu işi gücü bırakıp, insanların, kendilerini tamamiyle bilgiye vermeleridir.”

Bütün bu gerçekleri konuşmak, tartışmak ve dikkatleri, BİLGİ’ye kütüphanelerimize, kitaplarımıza, bilgisayarlara, BİLGİ TOPLUMU gerçeklerine biraz daha çekebilmek için biz, 1990 yılını BİLGİ YILI olarak ilan ettik. Yapacağımız faaliyetlerde ilgili kamu kuruluşlarıyla, Bilim ve Teknoloji Vakfı ile Mucitler Araştırmacılar Derneği ile emeklerimizi birleştireceğiz.

Bugün bu töreni 1990 BİLGİ YILI’nın açılış töreni olarak düzenledik. 1989 yılı içinde Liseli gençlerimiz arasında açtığımız ve gençlerimize okuma ve araştırma alışkanlığı kazandırmak amacıyla yaptığımız yarışmanın ödülleri de bu törende verilecek. Bu yarışmanın bir amacı da gençlerimize kendi araştırmalarına dayalı olarak Milli Kültürümüz konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamaktı. İllerden katılanlardan 288 kişi seçildi. Merkezde bir heyetçe değerlendirme yapıldı ve derece alanlar tespit edildi. Ama bence en güzel ödül, yarışma için çalışmanın kendilerine kazandırdığı bilgilerdir.

Milli Kültürümüzün zengin ve bereketli kaynaklarından da yararlanarak, toplumumuzun BİLGİ TOPLUMU haline gelmesini hızlandırmayı en doğru tutum olarak görüyoruz. Kutsal Kitabın ilk emri “OKU” olan ve ayetlerinin sekizde biri bilimi ve araştırmayı emreden (750 ayet) bir kültürün bu yönünü ihmal etmek akılcı bir tutum olamaz.

İslam Medeniyetinin temelinde hür düşünce, bilime, araştırmaya verilen önemin olduğu, gerilemenin ise içe kapanma ve taassupla başladığı bilinen bir konudur.

Bilgi çağının insanı kendine yabancılaştıracağı iddiaları vardır. Bu noktada bizim insanlığa karşı borcumuz başlıyor. Mevlana’nın, Yunus’un, Hacı Bektaş Veli’nin insanlık ve sevgi çağrılarını insanlığa ulaştırmalıyız ki, BİLGİ ÇAĞI, BİLGİ, SEVGİ VE HOŞGÖRÜ ÇAĞI olsun. Biz UNESCO’ya teklif ettik. Kabul edildi. 1991 ‘Yunus Emre Sevgi Yılı’ olarak ilan edildi. Biz de 1991 Yılını ‘SEVGİ YILI’ olarak ilan ediyoruz. BİLGİ’YE DAYALI SEVGİ’nin sonunda HOŞGÖRÜ gelmeli diyoruz. Ve 1992 yılını da HOŞGÖRÜ YILI olarak ilan ediyoruz.

BİLGİ, SEVGİ VE HOŞGÖRÜ dolu günler ve yıllar diliyoruz.”

YORUM EKLE