1990 Bilgi Yılı Açılış Konuşmam (I)

 Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı olarak 1990 yılını ‘BİLGİ YILI’ olarak açıklamıştık. Amacım, Bilgi Çağı doğrultusunda toplumumuzu uyarmaktı. Toplumumuzu, yani yöneticilerimizi, kamu ve özel sektörü, halkı yönlendirenleri ve bütün halkımızı… Yıllardan beri yapageldiğim bir hizmeti, Bakanlık imkanlarıyla daha etkili ve daha kapsamlı yapmak istiyordum.

19 Şubat 1990 günü Milli Kütüphane’nin toplantı salonunda Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL’ın da katıldığı bir açılış toplantısı yaptık. Orada yaptığım açış konuşmasını ilginç bulacağınızı umarak sunuyorum:
´Sayın Cumhurbaşkanım, sayın davetliler;

Adem ANKARA, 19 ŞUBAT 2000

Bugünden on sene sonra, 19 Şubat 2000 tarihinde, Adem Ankara Bey’in hayatının bir bölümünü anlatmak istiyorum.

Adem Bey bugüne, her zamanki gibi, bilgisayarınca programlanmış ve kendisine neşe, yaşama ve çalışma zevki verecek bir müzikle uyanarak başlar… Çok amaçlı "Ankara" markalı bilgisayarı günlük programını anlatır. Dengeli beslenme kaidelerine ve o günkü programının gereklerine göre hazırlanmış kahvaltısını, hizmetçi robot hazırlamıştır. Kahvaltısını ailesiyle birlikte yapar ve evinden çıkar. "Bilgi" marka arabasına biner ve arabaya gideceği yeri bildirir. Otomobilin hafızasında sayısız haritalardan meydana gelen bilgiler vardır. Çarpışmaya karşı bütün tedbirler alınmıştır. Araba bilgisayarca yönetilen şehir trafiğine uyumlulaştırılmıştır. Adem Bey, kolundaki bilgisayarından Opera Müdürlüğünü arar. Akşam programlarından birini seçer. Defalarca seyrettiği 4. Murat’ı tekrar görmek ister. Boş yerlerin listesinden istediği yerleri seçer. Bilet ücretleri, hesabından operanın hesabına geçer. Adem Bey, Milli Kütüphane BİLGİ BANKASI’ndan 18 Şubat 2000 tarihinde dünyada gerçekleşen buluşların listesini dinlediğinde gideceği yere ulaşmıştır…

Adem Bey’in 2000 yılındaki 19 Şubat gününden bir bölümünü, bugünkü bilgi seviyesinin uygulamasını yaparak anlatmaya çalıştım. Sonra düşündüm. Acaba on sene sonraki gelişmelerin getireceği durum tahminimi çok gerilerde mi bırakacak…
Bir bilim kuramcısı: "Şimdiye kadar rüyada gördüklerimizin artık gerçekleşebileceğini bize ispat eden sınır artık gökyüzüne kadar uzanıyor dememize imkan veren bir buluşla karşı karşıyayız."
Sözü edilen buluş, süper iletkenlerdir.

Süper iletkenler, başlamış olan bir devrimi hızlandıracaktır.

Bu Bilgisayar Devrimi’dir.

Kuvantum fiziğinin gizemli dünyasında hareket ederek, bu günün bilgisayarları dünya ekonomisinde bir KUVANTUM SIÇRAMASINA sebep olmaktadır. Bugünkü olay dünyanın sanayi devrimi dönemi ekonomisinden, öteye geçmekte oluşudur. Sanayi devrimi ekonomisi yerküremizin sınırlı olan fiziki ve tabii kaynaklarına bağlı olarak ve onlarla beslenerek gelişmiştir. Şimdi ise bir iktisatçının ifade ettiği gibi HAYAL GÜCÜNÜN, YARATICILIĞIN ve CESARETİN en değerli unsurlar olarak ortaya çıkacağı ZEKA EKONOMİSİ dönemine giriyoruz.

Sayın Sakıp Sabancı, "Rusya’dan, Amerika’ya Gezdiklerim, Gördüklerim" adıyla -bence çok önemli- bir kitap yayınladı. Bu kitapta diyor ki: "Eskiden iki türlü sanayi tanımı vardı. Sermaye-yoğun ve emek-yoğun sanayi denirdi. Şimdi sermaye-yoğun sanayiden söz eden yok. Bunun yerine yeni bir deyim çıkmış. BİLGİ YOĞUN sanayiler… Bilgisayarda kullanılan çips’ler % 70’i bilgi, % 12 işçilik masrafından oluşuyor. Bilgi denince sanayi ürününün meydana getirilmesi için yapılan araştırma, geliştirme harcamaları, deney giderleri ve benzeri harcamalar kastediliyor…"

Sanayi toplumu sermayeye dayalı bir toplumdu. Halbuki sanayinin kabuk değiştirmesi karşısında, sermayenin önemi azaldı. Artık uluslararası piyasalarda paradan bol bir şey yok. Kıt olan insan, "Bilgili insan;" çünkü artık hammadde yoğun ürünler yerine bilgi-yoğun ürünler para ediyor.

(Devam edecek)

YORUM EKLE