16 Nisan'dan Sonra… (1)

Referandum süreci boyunca çok sık duyduğumuz bir söz vardı. 16 Nisan’dan sonra…16 Nisan’dan sonra…16 Nisan’dan sonra…

Söylediklerine göre 16 Nisan’dan sonra terör bitecek, işsizlik azalacak, enflasyon tek haneli olacak, Türkiye uçacak. Hatırladıklarım bunlar.

Bu nakarat kulağa hoş gelen ancak hiç de inandırıcı olmayan bir nakaratdır. Açıkçası ben söyleyenlerin de çok inanarak söylediklerini düşünmüyorum.

Terörün bitmesi tabi ki Türk Milletinin kahır ekseriyetinin arzusudur. Ancak son 15 yılda yapılan uygulamalar bunun tersini göstermektedir. Türk Milleti 2,5 yıllık “Çözüm Süreci” ihanetini, akil insanlar oyalamacasını, Oslo rezaletini, Dolmabahçe mutabakatını unutmamıştır.

2002 yılında %10,7 seviyesinde teslim alınan işsizliğin Ocak/2017 ayı itibariyle genel olarak % 13 genç işsizlikte ise %24,5 olduğu gerçeği ortadadır.

Dünyada sıcak para bolluğunun yaşandığı 2002-2006 yılları arasında Türkiye de nasibini almış ve geçici bir rahatlama dönemi yaşanmıştır.  2006-2010 döneminde patinaj yapmaya başlayan Türkiye ekonomisi 2010 yılından sonra bütün temel ekonomik göstergelerde hedeflenen ve öngörülenlerin ancak yarı değerlerini gerçekleştirebilmiştir.

Enflasyon her bütçe dönemi başında %5-6 seviyesinde öngörülmüştür ancak gerçekleşen oranlar %9-12 arasında olmuştur. Enflasyon oranının her açıklanmasında bir günah keçisi bulunmuştur. Yakın zaman önce gıda ürünlerinin enflasyon paketi içindeki oranı düşürülerek enflasyon verisi aşağıya çekilmeye çalışılmıştır. En son olarak da bazı bakliyat ürünleri ithalatı üzerindeki vergiler sıfırlanmıştır.

2016 yılında 2011-2016 yıllarını kapsayan geniş bir vergi affı getirilmiş daha bu başlangıç safhasındayken referandum nedeniyle ödemelerde ertelemeler getirilmiştir. Bu da yetmemiş hükumet Temmuz 2016-Şubat 2017 dönemlerini kapsayan yeni bir vergi affının hazırlığını yapmaktadır.

Türkiye uzun yıllardır dolaylı vergilerle ayakta durmaktadır. Gerçekleşen vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin oranı %70-75 arasında seyretmektedir.

15 yıldır sürdürülen bir nakarat da teşvik ve yapısal reform kavramıdır.

Gelinen hal ortadadır. Türkiye Cumhuriyetinin ekonomik değerleri “Varlık Fonu” adı ile üçüncü defa peşkeş çekilmek üzere harekete geçilmiştir.

Bacasız sanayi diye tanımlanan turizm sektörü önce Rusya sonra da AB ülkeleri ile ilgili yürütülen sığ dış politikalar sonucunda 2016 yılında %34 oranında gerilemiştir.

Türkiye son 15 yılda Saman, mercimek, patates, kuru fasulye, canlı hayvan, karkas et ithal eden bir ülke olmuştur.

Türkiye’yi yönetemeyenler beton ekonomisi ve sıcak para politikası ile ekonomiyi ayakta tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak kendi ifadeleri ile “Tulumba’da su kalmamıştır.”

YORUM EKLE