EKONOMİ

128 Milyar Dolar Kimlerin Dilinde, Kimlerin Cebinde ?

 2013 yılının Nisan ayında 135 milyar dolara ulaşan Merkez Bankası’nın brüt rezervi, sekiz yıl sonra 95 milyar dolar seviyesine gerilemiş durumda.

Üstelik bir yıl içinde 5,5 milyar doları faiz ödemesi olmak üzere 30,5 milyar dolarlık döviz kredileri ve mevduatlar çıkışı olacak.

Buna ek olarak 52,9 milyar dolar tutarında açık pozisyon ve 49,3 milyar dolar tutarında şarta bağlı döviz yükümlülükleri bulunuyor.

Bu tablonun ekonominin kötü yönetimi nedeniyle oluştuğunu savunan Cumhuriyet Halk Partisi, iki önceki Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ın görevden alınmasının ardından göreve atanan yeni başkan Naci Ağbal’ın başkanlığında toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 20 Kasım 2020’de faiz oranını yüzde 10,25’ten yüzde 15’e çıkarmasıyla ‘‘128 milyar dolar nerede?’’ sorusunu ilk kez gündeme taşıdı.

Kılıçdaroğlu: ‘‘128 milyar doları kim aldı? Kime sattın arkadaş?’’

21 Kasım’da partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’ndaki rezervlerin neden ve kimlere satıldığını sordu.

CHP lideri, ‘‘Madem ki diz çöktün, bir sürü laf ettin, şu soruları sorayım: Faizleri arttıracaktın, sen faizleri artıracaktın, bunu biliyorsun. 128 milyar doları niye sattın ve kime sattın? ‘Döviz artmasın’ diye 128 milyar dolar sattılar. Kime sattın arkadaş? Benim bildiğim manav almadı, kasap almadı, pazarcı almadı, taksici almadı, pastacı almadı, işsiz almadı, öğretmen almadı, emekli almadı. 128 milyar doları kim aldı? Kime sattın arkadaş? Bu sorunun cevabını bekliyoruz. Eğer faizi arttıracak idiysen neden Merkez Bankası Başkanı’na bir sürü hakaretler yaparak görevden aldın? O da istiyordu, o da söylüyordu ‘faizin artması lazım’ diye. Niye onu görevden aldın o zaman’’ dedi.

‘‘Merkez Bankası’nın net rezervi eksi 55,5 milyar dolara kadar düşmüş, ancak ne döviz kuru ne de faiz oranı düşük tutulabilmiştir’’

Cumhuriyet Halk Partisi 28 Kasım’da grup başkan vekilleri Engin Altay, Engin Özkoç ve Özgür Özel imzasıyla araştırma önergesi vererek 128 milyar doların kimlere satıldığının ortaya çıkarılması için araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

Araştırma önergesinde ‘‘Türkiye’nin hem ekonomik hem de politik olarak karşısında bulunan risklerin başında Merkez Bankası’nın, net rezervlerinin tamamının satılmış olması gelmektedir. Hatta bazı ülkelerin merkez bankaları ile diğer bankalardan swap (para takası) yoluyla alınan 63 milyar dolarlık borç düşüldüğünde, Merkez Bankası’nın net rezervi eksi 55,5 milyar dolara kadar düşmüştür. Türkiye’nin bu noktaya, Cumhurbaşkanı ve dönemin Hazine ve Maliye Bakanının, Merkez Bankası’nı örtülü bir şekilde kamu bankaları aracılığıyla arka kapıdan döviz satmaya zorlaması yüzünden geldiği bilinmektedir. Bu yolla satılan rezervin 128-130 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu satışın büyük bölümünün döviz kurunun nispeten düşük tutulduğu bu yılın ilk yarısında yapıldığı bilinmektedir. Buna rağmen ne döviz kuru ne de faiz oranı düşük tutulabilmiştir’’ dendi.

Araştırma önergesi teklifi kabul edilmeyen CHP, başta Kılıçdaroğlu’nun grup toplantılarında yaptığı konuşmalar olmak üzere ‘‘128 milyar dolar’’ konusunu sürekli gündemde tutmaya çalıştı.

Erdoğan: ‘‘Ne dövizin buharlaşması ne haksız kazanç söz konusudur’’

Ana muhalefet partisinin ısrarla soruları üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 22 Şubat’ta AKP’nin İzmir İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada iddialara yanıt verirken eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı da savundu.

Erdoğan, ‘‘Salgınla birlikte uluslararası alanda ortaya çıkan finansal dalgalanmalara karşı tedbir geliştirmesi gerekiyordu. Planlı ve kontrollü döviz işlemleri yapıldı. Bu işlemlerin tamamı piyasa kuralları çerçevesindedir ve hukuka uygundur. Ne dövizin buharlaşması ne haksız kazanç söz konusudur. Son zamanlarda, CHP ve şürekası, eski hazine ve maliye bakanım Berat Albayrak'ı ve onun nezdinle tüm ailemle şahsımı hedef alan bir kampanya yürütüyor. CHP yöneticilerinin hezeyanlarıyla uğraşmayı zul addettiğimiz için görmezden geldik. Artık bu iş siyaset boyutunu aşıp ailemize saldırı boyutuna varınca ağızlarının payını vermek üzerimize vacip oldu. Bunlar sahtekar. Şu anda Merkez Bankası'nın döviz rezervi sıfırlandı, sıfırın altına düştü. Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Şimdi, 95 milyar dolar döviz rezervimiz var. Başbakanlığım döneminde bu döviz rezervi 132 milyar dolara kadar çıktı. Ondan sonra bir düşüşle 95'e indik. Biz yine 132'ye de 200'e de çıkarız’’ dedi.

Cumhurbaşkanı bu açıklamasından iki gün sonra “Salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu'nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır” diyerek CHP’nin iddiasını bir biçimde teyit etmiş oldu.

"Kaybolan bir şey yok. Kayıp varsa bunlar sizdedir"

10 Mart’taki partisinin TBMM grup toplantısındaki son kez bu konuya değinen Cumhurbaşkanı, döviz rezervlerinde kaybolan bir şey olmadığını ifade etti.

Erdoğan, “Yatıyorlar, kalkıyorlar ‘Damat da damat.’ Damat kadar taş düşsün başınıza. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı dönemden beri Sayın Berat Bey'in attığı adımları CHP döneminde görmek mümkün mü? Tutturmuşlar şu kadar para nerede? Bu para Merkez Bankası'nda. Kaybolan bir şey yok. Kayıp varsa bunlar sizdedir. 135 milyar dolara kadar döviz rezervimiz çıktı. Şu anda da yine döviz rezervimiz kendini toparlamaya başladı. Biz görevi devraldığımızda IMF'e borç 23,5 milyar dolardı. CHP zihniyetinden devraldık. Merkez Bankası'nın rezervi 27,5 milyar dolardı. Sizin şu anda sözcünüz Hazine’de ‘çantacı’ olarak dolaşırdı, ne yazık ki bu ülkenin ne Hazine’sini ne de Merkez Bankası'nı güçlendirdiler’’ diye konuştu.

CHP’li Öztrak: ‘‘Naci Bey, ‘Merkez Bankası kasasından buharlaşan 128 milyar doları araştırın’ dediği için görevden alınmıştır’’

‘‘Faiz neden enflasyon sonuç’’ görüşüne sahip Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerinden dokuz gün sonra Merkez Bankası PPK faiz oranlarını yüzde 17’dan yüzde 19’a yükseltince sadece beş ay önce göreve başlamış olan Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alındı.

Ağbal’ın yerine gelen Eski AKP milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, Yeni Şafak gazetesinde faizin düşürülmesi gerektiği yönünde yazılar kaleme alan bir iktisatçıydı. Ancak Kavcıoğlu başkanlığındaki PPK, 15 Nisan’daki toplantısında faizleri yüzde 19’da sabit tutunca 10 Mart’ta Cumhurbaşkanı tarafından ‘çantacı’ olmakla itham edilen eski Hazine Müsteşarı ve CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Ağbal’ın CHP’nin gündeme getirdiği 128 milyar doların akıbetini araştırdığı için görevden alındığını öne sürdü.

Öztrak, ‘‘Faizlerin %19’da sabit tutulması Naci Bey’in 2 puan faiz artırdığı için görevden alınmadığını gösterdi. Demek ki ‘Merkez Bankası kasasından buharlaşan 128 milyar doları araştırın dediği için görevden alınmıştır’, bu ortaya çıkmıştır. Dalgalı kur rejiminde merkez bankaları piyasalara son derece istisnai olarak ve çok kısa süre için müdahale ederler. Ya ihale açılır, ya da doğrudan müdahale edilir. Buna göre ülkemizde en son döviz müdahalesi kaydı 23 Ocak 2014’te, en son döviz satım ihalesi kaydı ise 27 Nisan 2016’da. Sonrasında hiçbir kayıt yok. Ama Merkez Bankası’nın arka kapısından çıkıp buharlaşan 128 milyar dolar var. Bir de bu buharlaşan dolarları gizlemek için, Katar’dan, Çin’den, bankalardan, SWAP adı altında alınan kısa vadeli emanet dövizler var’’ dedi.

CHP’den ‘‘128 milyar nerede?’’ pankartları

CHP’nin 128 milyar doların akıbetini soran tutumu siyasi söylemle sınırlı kalmadı. Parti, birçok il merkezine ‘‘128 milyar dolar nerede?’’ pankartları astı. İstanbul il merkezine ve birçok ilçe merkezine asılan pankart cumhuriyet savcısının yazılı talimatıyla vinçle indirildi.

Ancak İstanbul’daki CHP ilçe teşkilatları pankartları yeniden astı.

Niğde İl Başkanlığı’na asılan pankart için 427 lira para cezası kesilirken Burdur’un Bucak ilçesinde verilen para cezası 13 bin 237 lira oldu.

Canikli: ‘‘128 milyar doların 36 milyar doları altın olarak Türk halkının evinde’’

128 milyar dolar tartışmasının sosyal medyada da yeniden gündem olmasının ardından AKP cephesinden ardı ardına açıklamalar geldi.

AKP Ekonomik İşler Başkanı Nurettin Canikli, ‘‘2019 ve 2020’de dolar kimlere satılmış? Cari açığın finansmanı için Merkez Bankası 30 milyar dolar döviz satmış. (2019’da cari denge 6,8 milyar dolar, 2020’de cari açık -36,8 milyar dolardır.) Yani 30 milyar doları ithalatçılar satın almış. 2019 ve 2020’de toplam 36 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirildi. 75 milyar doları Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler tarafından satın alınmış. Yani 75 milyar dolarlık Türk Lirası cinsinden hesaplarını dolara çevirmişler. Bu 75 milyar dolar, Türkiye’deki bankalarda hesaplarda durmaktadır. Özetleyelim: A)128 milyar doların 36 milyar doları ile altın ithal edilmiştir ve bu altınlar Cumhuriyet Altını, bilezik ve benzeri yatırım aracı olarak Türk halkının evindedir. B) 75 milyar doları Türkiye’deki bankalarda gerçek ve tüzel kişilerin hesaplarında durmaktadır. C) Özel sektör 43 milyar dolarlık yurtdışına olan döviz borcunu ödemiş. D) Yabancı portföy yatırımcı 12 milyar dolar satın alarak yurtdışına çıkarmıştır’’ dedi.

Merkez Bankası Başkanı: ‘‘Herhangi bir kesime, banka veya firmaya ayrıcalıklı döviz işlemi gerçekleştirilmesi söz konusu değildir’’

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu da Cuma günü Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda 2019 ve 2020 de 30 milyar dolar cari açık, 31 milyar dolar yabancı sermaye çıkışı, 50 milyar dolar tutarında reel sektörün yabancı para pozisyon azaltması ve hane halkının 54 milyar dolar tutarında döviz ve altın alması sonucu döviz rezervleri üzerinde yoğun baskı oluştuğunu ancak bankanın kaybolan varlığı olmadığını söyledi.

Kavcıoğlu, ‘‘Herhangi bir kesime, banka veya firmaya ayrıcalıklı döviz işlemi gerçekleştirilmesi söz konusu değildir. Otomatik işlem platformlarında gerçekleşen bu işlemlerin karşı tarafları yurt içi ve yurt dışı piyasa yapıcı bankalardır. Anılan işlem platformlarında piyasa dinamiklerinden bağımsız olarak, piyasa dışı fiyatlardan belirli taraflar seçilerek işlem yapılması teknik olarak mümkün değildir. Bu nedenle sadece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası değil, dünyanın hiçbir yerinde bu tür karşı taraf ayrıntıları açıklanamaz’’ dedi.

Aynı gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da sosyal medya hesabından yaptığı yorumda ‘‘Tek merkezden yönetilen kirli kampanyalardan medet umanlara bir kez daha sesleniyoruz; 1- Kaybolmuş tek 1 kuruş yoktur’’ ifadelerini kullandı.

Muhalefet 128 milyar dolar hakkındaki açıklamaları yetersiz buluyor

Ancak bu açıklamalar yalnız CHP’yi değil diğer muhalefet partilerini de tatmin etmiş görünmüyor.

Pazar günü Cumhuriyet’te yayınlanan röportajında İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ‘‘Türkiye böyle ciddiyetsizlik görmedi. 940 milyar lira nerede? İktidar, bırakın soruyu cevaplamayı, hata üstüne hata yapmaya devam ediyor. Nurettin Canikli gibi tecrübeli bir siyasetçi çıkıp, ‘Nerede olacak, milletimizin cebinde’ diyebiliyor. İşin şirazesi kaydı. Muhalefet iktidara ‘128 milyar dolar nerede?’ diye soruyor, iktidar ‘milletin cebinde’ diyerek, milleti itham ediyor’’ dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bir youtube kanalında yaptığı açıklamada ‘‘128 milyar dolar nerede? Sayın Erdoğan ve Canikli farklı farklı cevaplar verdi. Canikli, 30 küsur milyar dolarla altın takı alındığını ve milletimizin evinde olduğunu söyledi. Bu kadar gülünç, milleti aptal yerine koyan bir cevap olabilir mi? Bu çaresizliğin bir itirafıdır. Sayın Erdoğan da her şeyin yasalara uygun olduğunu söyledi. Madem yasalara uygun muhalefet de ‘Her şey yasalara uygunsa bu dolarları kim veya kimler aldı açıklayın’ diyor’’ ifadelerini kullandı.

Kaynak:amerikaninsesi.com