1 Kasım Seçimleri ve MHP

Listeler açıklandı.

7 Haziran seçimleri sonrası partiler nerede hata yaptık, istediğimiz oranda seçmene niçin ulaşamadık sorularının cevabını aradılar ve kendi vizyon ve stratejilerine uygun yeni listelerini yaparak YSK'ye teslim ettiler.
AKP, şımarık ve yukarıdan bakan, odunu koysam seçilir algısını veren listesini ciddi oranda değiştirdi.
Doğu ve güneydoğu illerinde ise listeler nerede ise tamamen değişti ve yerel aşiretlere dayalı bir taktikle sıralamalar yapıldı.
Saadet Partisinin seçime girmemesi üzerine, AKP'nin kuruluş çizgisi doğrultusunda, yeni tabirle fabrika ayarlarına dönüşünün işareti olarak İstanbul 1. Bölge 1. sıraya 75 yaşını dolduran İsmail Kahraman ağabeylerini bir ahde vefa örneği olarak listelerine koydular.

Üç dönem kuralı engelini de yeni bir seçim vesilesi ile aşarak kendileri açısından kamuoyunca muteber ve popüler olarak değerlendirdikleri tecrübeli kadrolarını da bu fırsatla listelerine yeniden yerleştirdiler.
AKP 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını kendi hedefleri istikametinde en ciddi ve yoğun değerlendiren parti oldu. Dersine iyi çalışmış olduğunu da ilan ettikleri aday listeleri ile seçmene göstermeğe çalıştı.
Hedefi tek başına Meclis çoğunluğu.

CHP'nin de haziran seçimi öncesi ve seçim sonrası izlediği siyaset ile klasik çizgisine döndüğünü görmek mümkün.
CHP'de sol ve Kürtçü kesimlere sempati eski kodlarına yaklaşmış durumda.
Listesini az da olsa örgüt içi şikâyetler doğrultusunda değiştirdi.

Müftü vekilden zaten daha önce kurtulmuştu.

CHP, ulusalcı adıyla milliyetçi ve vatansever seçmene şirin görünme saçmalığı macerasını da artık sonlandırmış görünüyor.
Gelecekte planlanan ikili sistemin; sol, sosyal demokrat kanadına uygun konumlanmaya çoktan razı oldu.
Bu seçimde hedefi, HDP'ye emanet oyları da geri alarak oy çıtasını %28-30 bandına oturtmak.

MHP
7 Haziran seçim sonuçları sonrası gerek koalisyon gerekse "tekrar seçim" süreçlerinde "Bahçeli" merkezli daha doğrusu dayatmalı bir siyaset süreci yaşadı.
Bunun doğru bir siyaset olduğuna ve halkta bunun karşılık bulacağına inanılıyor ki milletvekili listelerinde parti içinden gelen tepkileri Manisa hariç önemseyip dikkate almadılar.
En ciddi değişiklik Manisa'da oldu. Ülkücülerin şiddetle karşı çıktığı ve hareketle hiç bağı olmayan ayrıca cemaat ilişkisinden dolayı istenmeyen ikinci sıra adayı ile yine istenmeyen üçüncü sıra adayı listeden çıkarıldı. Yerlerine Akhisar ve Salihli ilçelerinden sevilen ülkücü adaylar konuldu.

Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde aynı yol izlenip "hareketin yerel sesi" Manisa'da olduğu gibi dinlenseydi alınacak sonuç çok daha mükemmel olurdu.
Bunun tam aksine listelerde yapılan bazı ufak, fakat ufak olmasına rağmen kamuoyunda oldukça gürültülü değişiklikler de müspet yönde seçmen odaklı değil, tam aksine seçmeni uzaklaştırıcı mahiyette olmuştur.
Ayrıca 7 Haziran milletvekili listelerinde başlayan "Genel Başkanlık koltuğuna" yönelik tehdit değerlendirilmesi önceliği yine hortlamış ve bu korku Meral Hanım'ın liste dışı kalmasına sebep olmuştur.
Bu liste ile Sayın Bahçeli’nin 2002’den beri MHP yönetiminde izlediği iki temel siyasetteki ısrarı devam etmiştir.

■ Sağ, muhafazakâr, mütedeyyin ve milli hassasiyetleri olan seçmeni AKP'nin çekirdek selamet ve refah kökenli seçmeninin yanına itmek ve sağ seçmen bloğunda AKP'yi rahat bırakmak,
■ Milliyetçi-ülkücü hareketin birliğini ve bütünlüğünü sağlayacak adımları atmayarak aksine ihraç ve dışlama yoluyla MHP'nin mihverini dağınık ve küskün hâlde tutmak.
Bu siyasetin tabii sonucunun hedefi de elbette, dar kadrocu, sürekli muhalefet kurgusu üzerine politika izleyen, İktidarı hiçbir şekilde düşünmeyen, yandaş ve yoldaş ahbap-çavuş ilişkili bir çekirdek Meclis grubu ile mecliste yer almak olacaktır ve öyle de olmaktadır.

AKP %13-14 ‘lük Selamet Partisi’nin çekirdek oyunu %50'lere çıkartarak iktidar olmuştur. MHP de %15’lik çekirdek oyunu tek başına iktidara taşıyacak güç ve kadrolara sahiptir. MHP'nin gerek bugünkü dünya ve bölge konjonktürünün gerekse ülke gerçeklerinin zorladığı milliyetçi politikaların tek ve hakiki temsilcisi olduğu düşünüldüğünde MHP iktidarının önlenemez bir siyasi gelecek olduğundan hiç şüphe etmememiz gerekir.
Seçim sonuçları itibarıyla MHP’nin tek başına iktidarını kimse beklemiyor.

En iyi sonuç milletvekili sayısının yüzün üstüne çıkması ve oyların yükselme eğrisinin çıkışını devam ettirmesi.
Fakat bu seçim sonuçları beklenilenin tersi "sadece ülkücülerin" oyu ile sınırlı kalırsa o zaman MHP'nin 1 Kasım gecesi olağanüstü kongre sürecine girmesi mukadder olacaktır.
Milletvekili sayısının mevcudu koruması veya birkaç eksikle üçüncü parti olunması durumunda tek bir şey hariç olağanüstü kongreyi yaptırmamak ve geciktirmek asla mümkün olmayacaktır.
O tek bir şey de tek başına iktidara bu sefer de gelemeyecek olan AKP ile koalisyon yapmak. MHP'de seçimlerde başarısız olan yönetimin kongreyi yaptırmamak için kongrenin önünü keseceği tek hareket AKP ile koalisyon hükümeti kurmak olacaktır.

İktidar ortağı olan MHP'de kongre şartlarını her türlü seçim başarısızlığına rağmen oluşturmak imkânsıza yakın çok zor bir iştir.
Bu seçimde MHP’nin alacağı oy kendi öz ve çekirdek oyu olacaktır.
Bu oy miktarı nicelik ve nitelik olarak çok kıymetli ve anlamlı bir oy olacaktır.
13 yıldır her türlü savrulmaya, operasyona ve planlı dağıtılmaya muhatap olmuş fakat buna rağmen kaya gibi sağlam durmuş, genç nesillerin katılımı ile büyümüş Cumhuriyet tarihinin tek fikri ve siyasi hareketi olduğunun ispatı alınacak bu oyla olacaktır.

Yapılan anketlerde mensuplarının yaş gruplarına göre en dengeli ve eşit dağılan Türkiye’nin tek partisi MHP'dir.
En yaşlı partisi de CHP.

AKP, Milli Nizam Partisi ile başlayıp, Selamet ve Refah Partisi ile devam eden siyasi İslamcı hareketin ideolojik %13-15 ‘lik çekirdek oyunu sağ muhafazakâr seçmen kitlesinin %40 oyu ile buluşturarak iktidar olmanın yolunu buldu.
Fakat artık " İslam’ın" siyasi istismarında ve "din, inanç " merkezli siyaset çizgisinde sona yaklaşıldı. Milletimizin samimi ve gösterişten, riyadan uzak inanç dünyasında, AKP’nin sona yaklaşan bu siyasi çizgisi artık iyice itici olmaya başladı.
Cuma günleri camilerimizde imam, cemaat çatışmaları çoğaldı.

Gittikçe bayağılaşan ve boğduran bu sakil, basit ve cahilce, "İslam" üzerinden yapılan siyasi istismar propagandası ciddi tepkilere ve çatışmalara gebe.
" İnanan, inanmayan" karşıtlığını tahrik ederek %50 üzerinden siyasi ikbalini ve oy potansiyelini korumak için, milletimizin birliğini dahi bozmayı göze alan AKP şimdi de " inananlar" ve "samimi Müslümanlar" arasında din adamları aracılığı ile camilerde fitnenin kapısını açmaktadır.

Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş, siyasi iktidar yandaşı ve bir o kadarda sığ Diyanet İşleri Başkanı yakında bugüne kadar örneği görülmemiş bir şekilde cami cemaatinin tepki, şikâyet ve hakaretlerine muhatap olursa kimse şaşırmasın.

AKP iniştedir ve bu inişi durdurmak artık mümkün değildir.
Dolayısı ile 1 Kasım sonrası gelişecek siyasi olaylar MHP'yi Türkiye'nin iktidarına hazırlayacak hatta zorlayacaktır.
MHP'nin kendisini yenilemesi ve birliğini sağlaması ile milletimize hazır olduğunu göstermesi siyasi tabloda büyük bir rahatlamaya ve ümide vesile olacaktır.
Olumsuz her türlü şarta rağmen MHP'nin tüm ülküdaşlarımızın azami çabasıyla alabileceği en fazla oyu alması gelecekteki MHP iktidarının en büyük gücünü oluşturacaktır.

HEDEF...
Küskünlükler, kırgınlıklar, kızgınlıklar rafa,
Bütün ülkücüler sandıkta buluşmaya...
 
YORUM EKLE