Türk milliyetçiliğinin kurucu ideoloğu ve Türk milliyetçiliğinin formüllerini yapan kişi Ziya Gökalp’tir. 29 Ekim 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerinden olan Türk milliyetçiliği konusunda Ziya Gökalp’in Türkçülük mefküresi etkili olmuştur. Günümüzde Türk kimliğinin tartışılmaya açılması, Gökalp’in hala anlaşılmadığının bir göstergesidir.

Bazılarının düşüncesinde Gökalp, Türk etnisitesi üzerine milliyetçilik fikrini ırkçı bir şekilde inşa ederken, bazılarının düşüncesinde Türkiye de yaşayan tüm etnik gruplara aynı hak ve eşitlik halinde yaklaşmış, kapsayıcı bir şekilde Türkçülüğü sistemleştirmiştir.

Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “benim ruh ve bedenimin babası Ali Rıza Bey, heyecanlarımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tır.” Diye övdüğü Ziya Gökalp ortak dil, din, kültür çizgisinde , “Türkçülük ve vatanseverlik” tanımlarıyla, tarihle geleceği ortak bir değer olarak birleştiren bir toplum modelini sunmuştur. Onun bu modeli 1923 sonrasında ulus-devlet inşasında önemli bir etkiye sahip olmuştur. Gökalp batı da ki ulus-devlet bağlamında, Türkçülüğü kültür temeli üzerinden tanımlanmıştır. Türk kimliği ve İslam ilişkisi, Türkçülük ve kozmopolit değerler, Türkçülük ve Osmanlı mirası, Türk kimliğinin tanımı Gökalp’in işlediği konular arasındadır.

Bugün Türkçülüğü ırkçılık olarak görme hadsizliğine düşenler ve anlama şerefine ulaşamayanlar ziya Gökalp’in Türkçülük bağlamında işlediği konuları ve geliştirdiği prensipleri incelemeye çalışmak, üzerinde çalıştığı “Türkçülük” mefküresine bağlı çıkarımlar yapmak mecburiyetindedir.

Netice olarak ifade etmek gerekir ki, Gökalp’in teorik ve düşünsel çalışmalarında millet ve vatan mefkürelerini yücelterek Türk kültürüne dayalı bir ulus inşasının söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Gökalp Türk ulusunun inşasında, kan birliği aramaz. O, bütünsel olarak dil, din, milli ahlak çerçevesinde uluslaşma süreci üzerinde durmaktadır.

Ziya Gökalp birçok yönüyle Türkçü misyonu yüklenmiş, sosyolojik düşünce tarzıyla Türkçü düşünceyi formule etmiş, programlaştırmıştır. Gökalp kültür ve medeniyet bağlamında iç içe geçmiş bu algıyı ayırmış, kültürü etken medeniyeti ise edilgen bir pozisyona yerleştirmiştir. Gökalp uluslaşma süreci içerisinde birlik ilkelerine dayalı, milli bir kimliğin inşasını hedeflemiştir.

İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz ama bu gerçeği asla değiştiremeyeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti Ulu Önderimiz ve ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkçülük temelleri üzerine kurulmuştur. Bununda en büyük kanıtı “Ne Mutlu Türk’üm Diyene! “ sözüdür.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutluyor, yazımı kardeş ülke Azerbaycan’ın efsane lider Ebulfez Elçibey’ in anlayana ibretlik sözü ile bitiriyorum.

“Türk değilim diyene karşı sakın ısrar etmeyin. Allah’ın bahş ettiği şerefi istemeyene, biz zorla şeref verecek değiliz.”