Tek parti devrinden çok partili döneme geçilmiştir, siyasi kulisler hareketlidir. Yeni partilerin kurulması için çalışmalar, arayışlar vardır.

Gözler, bugün bile siyaset zemininde kendinden bahsettiren; kurucu mecliste kuvvetler ayrılığı ilkesinin cumhuriyetin vazgeçilmez kuralı haline getirilmesi için olağanüstü gayretler göstermesi sebebiyle adı İzmir suikastına karıştırılan, fakat ilgisi olmadığı için berat eden, zor günlerin zor adamı, kurucu meclisin Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Ulaş Beyin üzerindedir.

Gazetecilerin ilk işi, bulup düşüncelerini öğrenmek olur;

-       Sizde parti kuracak mısınız?

 

Siyasi mücadelesini “Şahıs istibdadı devam etmesin.” Diye özetleyen Hüseyin Avni Beyin verdiği cevap: parti kurmanın, omurgalı, şahsiyetli siyasetin prensiplerinin veciz ifadesi, adeta manifestosudur;

-       “Siyasi mesaisinin hesabını vermiş, mesuliyetten vareste, memleketin, milletin, hakiki ihtiyaçlarını müdrik kişilerin maddi, manevi, müzaheretlerine mazhar olursam bir parti kurarım.”

 

Çok partili döneme geçtikten sonra CKMP dışındaki partiler, merhum Hüseyin Avni Ulaş Beyin ortaya koyduğu prensiplerin semtine bile uğramamıştır. Sayın Akşener’in partisi yakınından geçecek mi? Diye merakla bekledim. Ortaya çıkardığı tablodan diğerlerinden farklı olmadığını göstermek için epeyce gayret sarf ettiğini görmekten fevkalade müteessir oldum.

Çaresizlik, insanları ihtiyaçları olan umudun parçasını bile bulduklarında ona sımsıkı bağlar. Teessürüm, Sayın Akşener’i umut olarak görüp sımsıkı bağlanmak isteyen insanların o umudunu kırdığı için, umutları kırılanlar adınadır.

İyi şeylerin olacağını söylemek için, iyi bir başlangıç yapmak gerekirdi. Onun için de öncelikle Sayın Akşener başta olmak üzere kurucular listesinde yer alan, partilerinde veya hükümetlerde makam sahibi olmuş siyasilerin, siyasi mesailerinin hesabını vermeleri beklenirdi. Böylece iyi bir başlangıç olurdu.

Mesela; İçişleri Bakanlığı yapmış Sayın Akşener’in 12 Eylül öncesinde Türkiye üzerinde oynanan oyunları, provokasyonları görmezden gelip, çarpık bir değerlendirmeyle Vatikan projesi olan FETÖ elebaşının “Dinler arası diyalog” projesini yapıcı örnek olarak göstermesi, değişik zamanlarda bu şahsa yönelttiği övgüler, hesabı verilmesi gereken “siyasi mesaisinin” içindedir. Karşı suçlamalar, mugalata, kendisinin yarattığı şaibeleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Mesela; 12 Eylül darbesi ile bölünemeyen, Merhum Muhsin Yazıcıoğlu operasyonu ile bölünmeyen, fakat Akşener-Bahçeli ikilisinin başarıyla böldüğü MHP de bulunduğu süre içinde, olan biten yanlışlara karşı suspus olup, Bahçeli’nin yanında yer alması, hesabı verilmemiş siyasi mesaisine dâhildir.

Mesela; Devlet Bahçeli’yi MHP’ye Genel başkan yapmakla övünen; Kongrelerde muhalefetin bir böleni olan; Anayasa mahkemesinde yargılanmasıyla bir camiayı töhmet altına sokmuş Koray Aydın, mahkemeden berat kararı almakla o camiaya karşı siyasi mesaisinin hesabını vermiş mi oluyor?

Mesela; MHP’yi Bahçelinin çiftliğine döndürmesi için “hıh” deyici olan diğerleri...

Mesela; PKK görüşmeleri MİT raporlarına girmiş olan Ümit Özdağ’ın bu görüşmeleri hangi sıfatla, neden yaptığı hesabını vermesi gereken siyasi mesaisinin dâhilinde değil midir?

Siyasi mesaisinin hesabını verip mesuliyetten vareste olmamış bir kişinin bile listelerde yer bulması “iyi şeyler olacak” sözünü boşa çıkartır.

Gelelim “memleketin, milletin, hakiki ihtiyaçlarını müdrik kişiler” meselesine;

Kurucular listesine yerleştirilen bazı kimselerin nerelerle ilişkilerinin olduğunu görünce Sayın Akşener’in ve tercih ettiği kimselerin memleketin, milletin, hakiki ihtiyaçlarını ne derecede müdrik olduklarını da görüldü. (Gönlümüzde her zaman müstesna yeri olan bir kaç arkadaşımız elbette ki bu değerlendirmelerin dışındadır.)

CIA’nın yan kuruluşu  “Nationl Endowment for Demokracy” NED ve onun desteklediği Denge ve Denetleme ağının temsilcisi Selda Tandoğan Demirel Hanıma yer bulunmuş, fakat Akşener’e referans olan Yılma Durak’a yer bulunamamış(!)

Tabi bu tercih meselesi. Hatta tercihin de ötesinde bir mesaj, adres meselesi.

İyide olmuş.

“İyide olmuş” derken tabi ki “oh olsun” anlamında demiyorum. Börk başta gerekir. Yılma Durak Bey bizim kıymetlimiz olduğu için o tablo içinde olmamasına, O’nun adına ve kendi adıma sevindiğim için iyide olmuş dedim.  

 

İlk günden beri hareketi dağıtacağından şüphe etmediğim için muhalifi olduğum Bahçeli “bunlar ülkücü değil” derken haksız da sayılmazdı. Zira ülkücüler bir-bir yuvalarından savrulurken gıkları çıkartmamıştı, hatta alkışlamışlardı da oradan biliyordu ülkücü olmadıklarını.

Allahtan bir mani olmazsa  “Maddi, manevi müzaheretler” NATO, Eşit yurttaşlık  konusuna sonraki yazımızda devam edeceğiz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.