FLAŞ HABER
Bizim gibi liderci milletlerin ve liderci milletlerin kurduğu devletlerin en önemli ölçüsü devletin başındaki insandır. Millet devlet başkanına göre hareket tarzını belirler. Bundan dolayıdır ki liderin ağzından çıkan lider sözü tutulmalı, yere düşmemelidir. Eğer sözler tutulmamaya, söz kıymetsiz hale gelmeye başlanırsa sadece lider değil millet de, devlet de aşınmaya başlar. 

Derdimiz sizi bu zor günlerde eleştirmek değildir. Edeple yaşamayı şiar edinmiş bir ülkücü olarak, sözlerinin bizzat sizin kadrolarınız tarafından değersizleştirilmesinden dolayı devletimizin ve milletimizin telafisi mümkün olmayan zararlar görmesinden duyduğum endişedendir. 

“Milleti yaşat ki devlet yaşasın” diyor ulularımız.  

Milleti yaşatmak için aldığınız kararlara uymayan bürokratlara lafınızı yere düşüren uygulamalara müdahale etmemenize şaşkınlığımızdandır, bu sözlerimiz. 

23 Mayıs 2015’te on binlerce esnafı toplayarak verdiğimiz servis araçları işletmeleri esnafınca plaka tahdidi sözü, bizzat İstanbul belediyesi tarafından yerine getirilmedi. Yerine getirilmediği yetmezmiş gibi yol belgeleri durdurularak on binlerce insan gayri kanuni çalışmaya zorlandı. 40 bin esnaf süreci beklerken ya arabalarını parka çekti çalışmadı ya da trafikte problem yaşamayı göze aldı, araçları trafik tarafından bağlandı. 

Bu da yetmezmiş gibi sistem yeni araçların trafiğe girmesine müsaade ederek, esnafın kazançlarını yarı yarıya kaybetmelerine vesile oldu. Esnaf evlerine ekmek getiremez, borçlarını ödeyemez hale geldi. 

Bugün 40-50 bin esnaf “Cumhurbaşkanı bizi kandırdı” diye her gün konuşuyor, yazıyor, çiziyor İstanbul sokaklarında geziyor. 

En acısı da, İstanbul Belediyesi bürokratlarının “saraydan belediye yönetilmez” sözleri, tavırları ve tutumları ile tüm bu yaşananlara rağmen fütursuzca hala inatla meseleyi halletmeme adına aldıkları vaziyettir.  

Hâlbuki çözüm çok kolaydı.  

Plaka tahdidi yerine getirilecek bu süreçte mağdur olan esnafın mağduriyeti giderilecekti. Bir saat mesaiyi bulmayacak çalışma 2 yıla yaklaştı. Sadece bu süreçte bu meslek grubunda kaç intihar vakası yaşandı, kaç boşanma, haciz vs… uygulaması oldu; şahsınız tarafından sordurulsa, durumun vahametini daha iyi anlarsınız. 

Binlerce vaka içinde sadece bir vakadan bahsettik. Yine bizzat zatıallerinizin çok güçlü ekonomik teşvik açıklaması, bürokratların işgüzarlığı, laf kalabalığı ile uygulanamaz hale getirildi. Açıklanan paketin bir dirhem uygulanabilirliğinin olmamasının başta ekonomi bakanları olmak üzere başbakanın da, anlamaması anlaşılır gibi değil. 
Bizim ülkemizin ekonomisi, ufak işletmeler üzerine kurulu ekonomidir. 

Uygulanacak ekonomik tedbirler bu kesimlerden başlamalı idi. Ufak esnaf ünitelerini ve ufak tarım ünitelerini rahatlatmazsanız bu ülkede hiçbir ekonomik tedbiri uygulayamazsınız. 

Ekonomik paketin içeriği iş yapan ünitelere kredi vererek rahatlamayı sağlamayı hedefliyor. Anlaşılmayan, hatta bürokratların kamuflaj ettiği bu işletmelerin tamamına yakını, sicilleri kredi almaya müsait değil.  

İşletmeleri kredi alır hale getirmeden, açıklandığınız tedbirlerin bir işe yaramayacağını siyasi irade fark etmeliydi. Ama bizzat ekonomik tedbirlerin açıklandığı gün, başbakanın başkanlığından ekonomi bakanlarıyla yaptığı basın toplantısında gördük ki, başbakanın paketin içeriğinden haberi yok. Paketin bamteli olacak sicil affının dahi hazırlıkları yetişmemiş, gümrük bakanı çalışıyoruz dedi, bugüne kadar da ses seda yok. 

Akdeniz bölgesi tarımı ve turizmi ile bitmiş vaziyette. Uçağın düşmesiyle başlayan sürecin müsebbibi burada can siper halde üretim yapmaya çalışan, turizme yatırım yapan insanlar mı Antep, Maraş, Adana, Urfa bitme noktasına geldi. Bu bölge insanları mı Suriye savaşını çıkardı? 

Tüm Güneydoğu, Diyarbakır, Hakkâri, Cizre başta olmak üzere bitmiş vaziyette. Açılım dönemi buradaki sivil halk mı şehrin sokaklarını bombalarla doldurdu? 

İç Anadolu, Ege, Marmara’daki üretim üniteleri topyekün çalışamaz halde.  

İstanbul’da Merter, Zeytinburnu, Beyazıt, Sultanahmet, Kapalıçarşı esnafının çığlıkları tam 1 yıldır duyulmuyor. 

Taksim’de ve Ortaköy’de patlayan bombalar bu bölgeleri de, bitirdi. 

Devletseniz, çözümü siz bulmayacak mısınız?  

Türkiye tarihinin en zor günlerini yaşarken, hamasetle ülke yönetilir mi? 

Tüm bu yaşananlarda elbette dış unsurların parmağı, yüklenmesi var. Peki, bu süreci anlamayan başta ekonomi bakanlarının, bu bakanlıklara bağlı bürokratların ihmalleri, hatta ihanete varan tutumları ne olacak? 

Öyleyse gereğini yapmanız gerekmez mi? 

Sözünüzü kıymetsizleştirenlerden hemen hesap sormamanızın sözünüzü değersizleştirdiğini fark etmiyor musunuz? 

Bugün vaziyet alma dengelere göre değil, ilkelere göre olmalı. 

Allah (c.c.) Yüce Türk Milletinin yar ve yardımcısı olsun. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.