POLİTİKA:
banner157
SİNEKLER DIŞARI, KENELER SAHAYA
 Global senaryolar çok zamanlı, çok mekânlı, çok oyunculu ana bir öykü etrafına örgülenmiş yan hikâyelerden oluşurlar. Yan hikâyeler birbirinden bağımsız gibi dursalar da esas görevleri ana akım senaryoyu beslemektir. Her emperyal yönetmen için asıl hedef oyuncuların devamlılığı değil OYUNUN kendisidir.

Global senaryonun; içinde bizim de yer aldığımız coğrafyalarla ilgili öngördüğü hain hikâye Büyük Ortadoğu Projesi; dini-ideolojik arka planı Yeni Osmanlıcılık ve Kuran-i retorikten koparılmış bir din yorumudur. “Dinler arası diyalog” bu hain senaryonun uluslararası pazardaki perde markasıdır. Birilerinin BOP dediği bu hain proje bugünün değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günün emperyal senaristlere ilham ettiği bir tahrip uygulamasıdır.

Bu kısa tasvirden sonra söyleyebiliriz ki bugün büyük senaryo dahilinde bazı oyuncularını diskalifiye etmekle mücadele ettiğimizi zannettiğimiz Fetö; BOP’un bizim coğrafyamızdaki dini-ideolojik aktörü, iman coğrafyamıza saplanmış dönüştürücü detektörü, ensemize dayatılmış deforme din yorumudur. Kan örgütü Fetö üslubuyla emperyal senaryonun içinde, dini-ideolojik öngörüleriyle oyunun kendisi, dini-ideolojik hedefleriyle yönetmenin iftiharıdır; seyredenlerin takıldığı olta Yeni Osmanlıcılık, şefaatçileri “ümmetin çıkarı” kavramıdır.

Tunus gibi, Libya gibi, Mısır gibi uzak coğrafyalarda sahnelenirken BOP’u seyretmek, alkış tutmak, Arap Baharı’na kapılmak cesurca söylemeliyiz ki bizim coğrafyamıza pahalıya mal olmuştur. 15 Temmuz'da 250 şehit ve sayısız gazi ile ödediğimiz bedel budur.

15 Temmuz’da deşifre olan sadece Fetönün niyet arka planı değil asıl ve büyük ölçekte BOP’un Türkiye öngörüsüdür. O günün siyaset aktörleri kese bir, kursak bir, sözümona kıble bir ortaklarıyla namlu namluya kalmışlardır. “Tevekkülden” kölelik, “kaderden” yoksulluk, “imandan” imamet çıkarma hokkabazlığı üzerine kurulu olan oyunun Türkiye sahneleri; 15 Temmuz’da bütün şifreleriyle çıplak kalmış, bütün krallarıyla çıplak kalmış, ne güzel ki akamete uğramıştır. YENİLMİŞTİR… Türk Milletinin mukaddeslerine yenilmiştir, milli kaynaklarına yenilmiştir.

Bu kan örgütü senelerdir siyaset kurumunun “kıblemiz bir” yutturmacasıyla kendisine sağladığı imtiyazlı alanda mevzilenmiş; 16 Temmuz’da emperyal senaristlerin konjonktürel inisiyatifiyle oyun dışı bırakılmışlardır. 15 Temmuz’da bertaraf ettiğimiz OYUNUN ideolojisi değil kullanım süresi dolmuş oyuncularıdır.

Fetö denen kan örgütünün İslam ile ilişkisi pazarlanabilir, mevkîye / mevziye / makama dönüştürülebilir cilalı bir hamasetten ibarettir; ağlak bir riyadır. İdeolojisi Yeni Osmanlıcılık, yöntemi yeni bir din inşaıdır. Fetö samimi Müslüman ile samimiyet arasına, samimi Müslüman ile peygamber arasına, samimi Müslüman ile Kuran-ı Kerim arasına örülmüş bir duvardır; emperyal senaryonun dayattığı bir duvar...

Millet ve devlet olarak BOP’un niyetleriyle mücadele, Fetö ile mücadele milli yarınımız için mecburidir. Bu mücadelede devletin ve milletin bütün imkânları kullanılmalı ve mücadele geleneğimizin ahlaki kodlarından kopmadan son mağarasına kadar girilmelidir.

Bugün Türkiye 15 Temmuz hainleriyle mücadelesini sivrisinek tahliyesi pespayeliğinden kurtarmalı ve mücadelesini 15 Temmuz’u hazırlayan örgütün ideolojisiyle, niyetleriyle, kullandığı argümanlarla mücadele sahasına çekmelidir.

Niyetlerini onayladığınız, düşmanlıklarını onayladığınız, pazarladıklarını onayladığınız bir örgütle mücadele ediyorum demek; hain bir aldatış değilse cahil bir aldanıştır. Sivrisinekleri oyundan ihraç edip keneleri sahaya sürmek; oyunun bittiğine değil oyunun yeni oyuncularla sürdürüldüğüne işaret eder. Bir iki oyuncuya kırmızı kart göstermek; asıl niyetin oyunu bitirmek değil oyunu istenen sonuca ayarlamak olduğuna tekabül eder. Buradan hatırlatmak istiyorum; kirli olan, hain olan, kanlı olan sadece oyunun sonucu değil ensemize dayatılan bu OYUNUN kendisidir.

Siyaset kurumu Fetö ile mücadelede samimiyetini; Fetönün dini-ideolojik kurgusuyla mücadele sahasında ortaya koymalıdır, Fetönün dini-ideolojik niyet sahasında ortaya koymalıdır.

Fetö ideolojisiyle, hedefleriyle Türkiye Cumhuriyetinin her kurumuna sızmış habis urdur; kanser gibi yayılmacı, kanser gibi öldürücüdür; girmediği kılık, yapmadığı takiye, içinde yer almadığı sosyal, siyasi ve resmi örgütlenme kalmamıştır. Fetö sadece kadrolarıyla değil; Yeni Osmanlıcılık ideolojisiyle, mezhepçilik tutumuyla, pazarladığı sözümona dinle, kurumsallaştırılmış adaletsizlikle, Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlığıyla kirli ideolojisiyle haindir; her yerdedir ve Fetöyle mücadele sadece müritleriyle mücadeleden ibaret olmamalıdır. İdeolojisini yoketmeden müritlerini tasfiye etmek bir siyaset cambazlığıdır.

Buradan yüksek sesle hatırlatmak isterim; Fetö ile mücadelede aklı devreye koymadan, ahlakın sesine kulak vermeden, niyette ortaklığı bitirmeden kullanılacak hiçbir üslup samimi değildir. Fetö ile gerçekten mücadele edeceksek eğer asli ve öncelikli hedefimiz; Fetönün dini-ideolojik sermayesi, dini-ideolojik argümanları, dini-ideolojik hedefleri ve siyaseten makam tutmuş, mevzilenmiş, sipere gizlenmiş rol bekleyen aktörleri olmalıdır.

Buradan Türk Milletinin bir ferdi olarak siyaset kurumuna sormak istiyorum; bugün Fetönün siyaset etme üslubunuzda izlerini sürdüren, dini-ideolojik niyetlerinizde izlerini sürdüren, dini-ideolojik kurgularınızda izlerini sürdüren dini-ideolojik kodlarından arınmaya var mısınız?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Avusturya Dışişleri Bakanı'nın Erdoğan...
Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya hakkındaki açıklamalarından...

Haberi Oku