POLİTİKA:
banner157
Davutoğlu suskunluğunu bozdu!
 Kanal 42 Televizyonunun sahur programına konuk olan ve gazeteci Kerem İşkan’ın sorularını yanıtlayan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başbakanlık koltuğundan inişini hızlandıran ve kamuoyunda ‘Pelikan bildirisi’ olarak kimliği meçhul açıklamayla ilgili ilk kez yorum yapan Davutoğlu, AKP’nin kendi değerlerini hızla zayıflattığını, partinin içine itibar suikasti virüsünün bulaştırıldığını savundu. Davutoğlu “Pelikan Dosyası adında bir olaya şahit olduk. Maalesef partide bir çok isme karşı bu yapıldı. En son Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e yapılan da buna benzer bir durum. Bizi en çok üzen ise dostlarımızın bu konuda suskunlukları olmuştur. Yapılan şey itibar suikastidir, bizi üzen dostlarımızın suskunluğudur” diye konuştu.

İşte Davutoğlu’nun, Başbakanlık koltuğunu bıraktıktan tam 380 gün sonra yaptığı ‘tarihi’ açıklamalardan çok konuşulacak bölümler:

TROLLERLE İLGİLİ

“Burada mesele konu değil. Mesele milli şahsiyetlerin yıptarılarak bu davaya hayatları boyu emek vermiş alın teri, zihin teri dökmüş, vicdanlı insanların itibarsızlaştırarak devre dışı bırakılması.
Bakın bu isimlere troller zaten meçhul de o trolleri kullanan isimleri de veya kendi gerçek isimleriyle bu faaliyetleri organize edenlere şu davaya zerre miktar katkıları olmamıştır, hiç ter dökmemişlerdir. İsim vermek istemem siz isimleri düşünebilirsiniz. Hayatlarında oturdukları sırça saraylar dışında halkın içerisine girmemişlerdir. Tek bir insan yetiştirmemişlerdir. Tek bir sancı çekmemişlerdir, tek bir çile duymamışlardır. Bırakın Arakan’a gidip onlarla kucaklaşmayı, bırakın Gazze’ye gidip kızı bombalamada ölmüş bir babayla kucaklaşmayı, kapı komşusu ile kucçaklaşmamıştır bunlar.”

MEHMET GÖRMEZ’E DESTEK

“Ama 15 Temmuz şartları öyle şeyler getirdi ki olabilecek en adi, an alçak iftiralara bu davaya en büyük hizmeti yapmış insanlara rahatlıkla yapabildiler. Yani ben bu anlamda kendim için söylemiyorum sadece… Mehmet Görmez Hoca için de. Görmez Hoca’nın Diyanet İşleri Başkanlığı dönemi bir yüz akıdır. Ondan önce Ali Bardakoğlu hocanın dönemi de öyledir.  Bizim Ak Parti döneminde Diyanet’in performansına bakın; Bosna’dan Sancak’taki müftü meselesinden taa Afrika içlerindeki Çad’daki azınlık Müslümanların dini meselelerine kadar elini uzanan bir faaliyetten bahsediyoruz.
28 Şubat’ta talimatla çalışan bir Diyanet İşleri Başkanlığından eğer bugün Mali’ye Osmanlı mimarisi ile müthiş bir cami yapıp bütün orada ‘işte özlenen Türkiye bu’ dedirten bir Diyanet İşleri varsa buna saygı duyulması lazım”

Davutoğlu’nun başbakanlığının son günlerinde 1 Mayıs 2016 gecesi “Pelikan dosyası” başlığıyla bir blog sitesinden yazı kaleme alınmış,yazıda Davutoğlu ve ekibi hedef alınarak istifaya çağrılmıştı. Bu bildirinin yayımlanmasından 4 gün sonra Ak Saray’a çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Davutoğlu istifa kararı almıştı.

“BİR TAKIM ÇETELER TUTARAK”

“Eleştirilebilir… İtibarsızlaştırmak için bir takım çeteleri, bir takım tetikçileri tuttuğunuz zaman ve onlar üzerinden itibarsızlaştırmaya çalıştığınız zaman… Bunların arkasında 14 yıllık birikimi berhava etmek isteyen bazı unsurlar var demektir. Bunu çok açık ve net söylüyorum. Bu saldırı benim şahsıma karşı olsa zaten ben bıraktım. Yani düşünün ki bir siyasi mücadele içerisindeki insanın bırakabileceği en yüksek makam neresiyse
orada bıraktım. Niye hâlâ saldırılıyor. Çünkü mesele ben değilim. benim temsil ettiğim şey zihniyet yaklaşım o rahatsız ediyor. Kusura bakmasınlar bundan rahatsız olacaklar. Çünkü bu zihniyet bu toprakların tohumudur. Bizden duyulan rahatsızlık herhangi bir makam sebebiyle değil. Şu an da elhamdülillah Konya’yı temsil etmek dışında bir siyasi makamım yok. Ama bilsinler ki ben bu zihniyeti savunmaya devam edeceğim”

“MERTÇE ÇIKIP SÖYLEYİN”

“Çünkü bizim burada tarihi sorumlulularımız insani sorumluluklarımız var. Yeter ki eleştirecek olan mertçe çıksın.  Diyorsaniz ‘mültecileri almayın’ deyin. Veya ‘mültecileri sınırdışı edelim’ deyin. ‘ÖSO’yla irtibatı keselim’ deyin diyorsanız. El-Bab’ta nasıl  duracaksan ondan sonra…”

STRATEJİK DERİNLİK’E ELEŞTİRİLERE YANIT

“Benim gördüğüm şey şu; geçen de soruldu ‘tasavvur eksik’ yani bir eser yazmadan önce bir insan önce hayal etmeliki veya Selimiye’yi Mimar Sinan tasavvur etmemiş olmasaydı Selimiye’yi yapabilirmiydi.
Önce tasavvur edeceksiniz. Kervan yolda düzülür diye başlarsanız yamalı bohçaya döner.  Devlet işi de böyledir. Tasavvur meselesidir. Reform yapacaksanız da dış politika yapacaksanız da
tasavvur meselesidir. Ya şu tasavvur yanlış mı onnu karşısına sen de koy.  Stratejik Derinlik’in karşısına bir eser koy bir politika geliştir. Kimse hatasız değil ben de hata yapmış olabilirim ama bunların eleştirirmen saik hedef ne. Hedef daha iyiyi bulmak değil. Hedef yanlış, tehdit gördükleri bir anlayışın kişilerini itibarsızlaştırmak…”

“EĞER BEN KORKACAKSAM…”

“Davutoğlu, sunucu Kerem İşkan’ın “Sizin yeniden döneceğinizden mi endişe ediyorlar” şeklindeki sorusuna ise “Burada bir troll çetesinde bahsediyoruz.  Daha önce sayın Cumhurbaşkanımız ve Hakan Fidan hakkında FETÖ, uluslararası kampanya yürütüyordu. Ondan önce biz Filistin’le ilgilendik diye bütün Yahudi lobisi aleyhimizdeydi. Ondan önce başka lobiler aleyhimizdeydi. İlk defa karşılaşmıyoruz…”
Hep böyle olageldi. Bilelim ki şeytanın defterinde adı olmayanın Rahman’ın defterinde adı olmaz. İnsanlar düşmanlarıyla bilinir. Elhamdülillah ben Filistin’in yayındaydım. Birileri onun için bana düşman olabilir.
Elhamdülillah ben Arakan’daydım, Somali’deydim… Bunun için birileri bizi hedef alacaksa amenna. Eğer bundan korkacaksak bu hayat bize haram olsun. Hedef alınmaktan korkmam.”

“SADECE BANA DEĞİL ABDULLAH GÜL’E DE SALDIRI VAR”

Cevap vermeye tenezzül etmediğimiz için cevap vermiyoruz. Bakın trollere kızmıyorum. Ama susanlar beni üzüyor. Eminim ki Mehmet Görmez Hoca’yı Sayın Abdullah Gül’ü… Esas bizi üzen trollerin saldırmaları değil. Yurt içinde ve dışında FETÖ ile irtibatlı troller… Bir tanesinin biliyorsunuz FETÖ ile irtibatı çıktı. Bu saldırıları zaten doğal görüyorsunuz.  Ama en yakın olduğunuzu düşündüğünüz dostlarınızın suskunluğu…”

NAZIM HİKMET’LE YANIT VERDİ

“Geçen birisi sordu ona da dedim sen Nazım Hikmet’in ‘Küsmek’ isimli şiirini biliyor musun diye. Orada işte küsmek ‘seni seviyorum’ demektir.  Yani küsmek aslında karşı tarafa değer vermektir. Hatta bazen tartışmak bile dostluğunuza değer verdiğinizi gösterir. En çok beni üzen şey işte ‘küsmeyi’ unuttuk. Konya’da da hâlâ varlığını sürdüren o ruh kayboluyor.
Bir müddet önce size hitap edenlerin sonra size nasıl hitap ettiklerini görüyorsunuz. Bir makamı bırakmanın en güzel tarafı nedir biliyor musunuz: bütün maskeler düşer. Hakikat ortaya çıkar. Önemli olan onurla girdiğiniz yerden onurla çıkabilmektir.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

AK Parti'de belediye başkanlarının ardından...
AK Parti, belediye başkanlıkları ile değişimin zaman kaybedilmeden gerçekleştirilmesini amaçlıyor. Hemen...

Haberi Oku