POLİTİKA:
banner157
CHP'den ABD'ye çok sert vize tepkisi!

 CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ABD’nin Türkiye’nin vize başvurularını durdurma kararını değerlendirdi. Engin Altay, bu kararın insanların hayatını zora soktuğunu vurgulayarak şunları söyledi: “CHP olarak bu krizle ilgili önce büyük bir sağduyu çağrımız var. Hem AK Parti yöneticilerine, hükümete, Cumhurbaşkanına hem şüphesiz bu muameleyi bize reva gören ABD’ye de aynı sağduyu çağrımızı yapmak durumundayız. Basiretsiz, düzeysiz, uçuk, maceracı dış politika Türkiye’de iş adamından öğrencisine, sporcusundan politikacısına herkesin hayatını biraz daha zora sokmakta. Türkiye’ye Somali, Yemen, İran, Libya, Kamboçya gibi ülkelerle o ülkelere yapılan muamelenin -o ülkeleri de küçümsemiyorum- aynısının yapılması Türkiye için vahim bir durumdur. Ama milletimizin gururunu kıran, itibarını aşağılayan bir durumdur.  ABD’nin bu tutumu şüphesiz kabul edilemez. Bu Türkiye-Amerikan ilişkilerinde bir dip nokta ve tarihsel kırılmalıdır. Bu karar İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki bir yerel çalışanın tutuklanmasıyla mı ilgilidir yoksa Türkiye’nin Ortadoğu politikalarında Irak ve Suriye başta olmak üzere Rusya ve İran ile denge politikaları gözetilmeden sürdürülen hamlelerin ve bundan duyulan rahatsızlığı sonucu mudur? Bu konuda hükümetin aziz milletimize bir izahat vermesi lazım. Ama tekrar söylemek lazım, her ne sebeple olursa olsun kararın kabul edilmesi mümkün değildir.”

“İLİŞKİLERİN DİP NOKTAYA GELMESİ AKP’NİN BASİRETSİZLİĞİNİN SOMUT ÖRNEĞİDİR”

CHP olarak AKP’yi Mısır, Ortadoğu ve AB ülkeleriyle ilişkilerde uyardıklarını ve haklı çıktıklarını savunan Engin Altay şöyle devam etti: “Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Burada da rahmetli ikinci genel başkanımız İsmet Paşa Türkiye’yi yönetecek herkesi uyarmıştı. Büyük devletlerle ilişkiler noktasında güzel bir benzetmesi vardır. Büyük devletlerde ilişkilerde çok dikkatli ve titiz olunması gereğinin altını çizmişti. Geldiğimiz noktada AK Parti’nin  bu şuursuz, hesapsız, kitapsız tümüyle iç siyasete yönelik dış politikası Türkiye’ye her geçen gün kan ve itibar kaybettirmektedir. AK Parti hükümeti derhal bir diyalog süreci de becerebilmelidir. Bu karar batının, Türk yargı sistemine yönelik güven sorunu olduğunun da açık bir işaretidir. Bu bakımdan AK Parti yargının bağımsızlığına ve itibarına gölge düşürmemelidir. Bunun da altını çizmek lazım. ABD’ye bu kararı gözden geçirmesi çağrısında bulunmak istiyoruz. ‘Hiç olmadığı kadar yakınız’dan ilişkilerin dip noktasına gelmesi Erdoğan’ın ve AK Parti yöneticilerinin basiretsizliği, tutarsızlığı ve beceriksizliğinin en somut örneğidir.”

ŞİMDİDEN HÜKÜMETİ TEDBİR VE ÖNLEM ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Engin Altay, İdlib’e Türk askerinin girmesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye kendi güvenliği için bugün ve yarın geleceğimizin güvenliği için çok sıcak günlerin yaşandığı bölgenin önemli stratejik ülkesi olarak şüphesiz belirli tedbirleri almalıdır. Ama bunu yaparken dikkat edilmesi gereken ve hesaplanarak atılması gereken adımlar vardır. Geldiğimiz noktaya bakın; düne kadar devirmek istediğimiz Esad ile güya orada İdlib’de cihatçılara karşı Türk askeri savaşa çıkıyor. İdlib’de bizdeki bilgilere göre 25 bin silahlı cihatçı terörist var. Bir milyonu aşkın da sivil var. Astana pazarlığı şu: İdlib’i bir çember gibi düşünün. Rusya, İran çemberin dışında olacak bizim askerimiz İdlib’de kimi cihatçılara karşı aslında adı milli ordu olan ama içinde cihatçı unsurları barındıran kimi cihatçılarla orada iş tutup savaş yapacak. Rusya, İran dışarıda, Suriye Merkezi Hükümetinin ordusu dışarıda. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askerleri orada muharip güç olarak kullanılacak. Hatırlarsanız Fırat Kalkanı’nda da ‘Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşacak, biz uzaktan top atışıyla destek vereceğiz’ diye başlanan süreçte ÖSO’nun nicelik olarak 3-4 katı TSK mensubu aktif olarak Fırat Kalkanı’nda çatışmanın içinde kaldı. Ve sonuçta TSK bu milletin bekası için şüphesiz her türlü tehdide karşı üstün becerileriyle bu milleti koruyacak güç ve kapasitedir. Ama İdlib’de Türkiye’ye yönelik büyük bir tehdit olan cihatçıları Suriye ordusunu, Rus ve İran askerini dışarıda tutarak sadece TSK’ya temizletmek çok da akla yatkın gelmemektedir. Hemen bunun peşine Afrin hayalleri kurulmasını da anlamış değiliz. Yani ‘İdlib’i temizleyip oradan Afrin’e de gideriz’ naralarını savaş çığırtkanlığı olarak değerlendirmek de mümkündür. İdlib’i temizleyeceğiz, devirmek istediğimiz Esad’a teslim edeceğiz. AK Parti’nin dış politikada geldiği ucube noktanın bir başka örneği de burada ortaya çıkıyor. Türk halkı AK Parti’nin yanlış Suriye politikalarının bedelini ağır ve kanlı bir şekilde ödemeye devam edecek. İdlib Hatay sınırımızda, Türkiye’ye en yakın coğrafyada çok sayıda cihatçı teröristi barındıran bir bölgedir. Bu cihatçıların Türkiye içinde çok sayıda bağlantıları vardır. İdlib sürecinde Türk askeri İdlib’de cihatçı teröristlerle savaşırken Türkiye içerisindeki cihatçıların refleksiyle ilgili de şimdiden hükümeti tedbir ve önlem almaya çağırıyoruz.” (DHA)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yeni partide ‘MHP’ hassasiyeti
Meral Akşener’in MHP'deki seçimli olağanüstü kongre girişimleri sonuçsuz kalınca başlattığı...

Haberi Oku