POLİTİKA:
banner157
Terör sorunu ile ilgili açıklamalarda bulunan Bahçeli, "MHP, devletin bekaasına baş koymuş, varlığını adamıştır. Destek ise beklenen koşulsuzdur. Katkı ise beklenen aracısızdır. Dua ise özlenen sinirsizdir. Yeter ki terör illetinden kurtulalım." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunda koalisyon iddialarına yol açan Ak Parti'ye "hukuki destek" açıklamalarına da dün açıklık getirmiş, bu desteğin terörle mücadele konusunda olacağını söylemişti.

"ŞEHİT HABERİ ALMAKTAN BUNALDIK"

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları;

"Siyaset tıkanırken hainler palazlanmaktadır. 6 Mayıs'ta Giresun'da bölücü katilleri bir evladımızı şehit etmişlerdir.

Biz her seferinde şehit haberi almaktan hakikaten bunaldık. Muhterem analarımızın göz pınarlarından akan yaşlar bitsin diyoruz. Terörizm ne kadar zalim, ne kadar ahlaksızsa bu aziz millet o kadar güçlü, sabırlı, o kadar soyludur. Kanlı örgüt döktüğü kanda boğulacaktır. Teröristlerin alayı yerle yeksan olacaktır. Millet devleti ile bir ve bütündür. Heyecan ve hedefler aynı geleceğe sabitlenmiştir.

"TÜRK MİLLETİNİN FITRATINDA ÜMİTSİZLİK YOKTUR"


Türkiye rüştünü ispatlamış bir devlettir. Kendi talihini, kaderini tayin etme kudretini bileğinin hakkı ile kazanmıştır. Hiçbir sefil zihniyet Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel yürüyüşünü kesintiye uğratamayacaktır. Türk milletinin fıtratında ne ümitsizlik ne de korkuya teslim olmak vardır. Bu mader milli namustur. Bu mader son nefere, son nefese, son damla kan toprakla buluşana kadar müdafa edilecektir.

"DESTEKSE İSTENEN KOŞULSUZDUR"

Yok karamsarlığa tamah etmek. MHP, devletin bekaasına baş koymuş, varlığını adamıştır. Destek ise beklenen koşulsuzdur. Katkı ise beklenen aracısızdır. Dua ise özlenen sinirsizdir. Yeter ki terör illetinden kurtulalım. Bir vatan, bir millet kaybetmeden derlenip toparlanalım.

ATATÜRK'ÜN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Kabul edelim ki kapkara bir dönem yaşıyoruz. Kudretsiz dimalar, milliliği bulanık ruhlar bugünleri hep idrakte hem de itirafta epey zorluk çekmektedirler.

Kaçak ve korkak güreşenler ebu büyük millet hiçbir zaman şans tanımadı. Milli mücadelenin en şiddetli günlerinde Mustafa Kemal'in yaptığı tarihi konuşma her şeyi özetlemiştir: İşittim ki bazı arkadaşlar memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür. Ben buradan bir yere gitmemeye karar verdim, hatta hepiniz gidebilirsiniz. Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudunu bayrağıma sarar, temiz kanımı mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm.

"NE YENİ BİR SİSTEME NE DE YENİ BİR REJİME GEREK YOKTUR"

Türk milleti yeni bir devlet kurmuş, dayandığı esasları da milli egemenlik olarak belirlemiştir. Kalbinde ve vicdanında zevk taşımayan her Türk vatandaşı bu gerçekleri tasdik edecektir. Aldığımız kutlu sorumluluk bunun gerektirmektedir. Bu itibarla ne yeni bir sisteme ne de yeni bir rejime gerek yoktur. Yeni bir sisteme gereklilik vardır, devletin tanım konusuna milletin tamamı tamam diyorsa ancak o zaman gündeme alınmalıdır. Bunun dışında her söz zaman kaybı, çatışma ve cepheleşme kaynağı olacaktır.

"BAŞKANLIK GELİNCE NE DEĞİŞECEK?"

Başkanlık gelince ne değişecek, hangi başarılar gelecektir. Çok başlılıktan şikayet edenler bugün hangi başların anında uçurulduğunu itiraf etmelidir. Sistemi inşa eden insandır. Bununla birlikte her sistemin dayandığı sosyal, siyasal bir arka planı vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde yükseldiği ana dinamikler değişmeden başkanlık nasıl kurulacaktır. Başka hedeflere yönelmeyecek devlet adamlarının olmayacağını kim belirleyecektir. Buna nasıl mani olacağız.

Milletimizin en tabii beklentisi refah ve reformdur. İş, aş ve yoksulluk sorunlarının kökten çözümüdür. Bunların başkanlık sistemi ile anında değişeceği akla sığmamaktadır.

"KAZANIMLARI KOLAYCA, MİRASYEDİ GİBİ ELDEN ÇIKARAMAYIZ"

Bu bir patinaj halidir ve oldukça mahsurludur. Türkiye'nin temellerini oynatmaya kalkışmak, güçler ayrılığını silip tek elde toplamak, milletimizi buhrandan buhrana sürükleyecektir. İç ve dış politikadaki riskler daha da yoğunlaşmıştır. Sağa sola meyletmeden bugünlere hiç kolay gelmediğimizi söylemeliyim. Kazanımları kolayca mirasyedi gibi elden çıkaramayız.

Başbakan Davutoğlu'nun bırakma kararını sistem tartışmalarından bağımsız düşünmek mantıksızdır. Sayın Davutoğlu ile birbirimize karşı iyi kötü sözlerimiz siyasetin doğası gereği olmuştur. Davutoğlu'na bundan sonraki hayat serüveninde başarılar ve mutluluklar diliyorum. İç sorunlar esasen ilgi ve merak sahamıza girmemektedir. AK Parti'de her belirsizlik, her kriz ülkemizi az ya da çok etkileyecek önemdedir. Bizim amacımız AK Parti'nin zor günlerinde siyasal rant devşirmek değildir.

Sayın Davutoğlu yoldan önce yol arkadaşına vurgu yapıyorsa o zaman bu refikliğin hilafına ilk hareketi kim başlatmıştır?

Sayın Davutoğlu'nun, sandıktan çıkmış bir başbakanı göndermek yetkisi de yalnızca AK Parti mensuplarına ve millete aittir. Asıl sorumlu kimdir ve bunun neden gerekli görmüştür?

Yüzde 49 oy almış bir genel başkanın yetkilerinin tırpanlanmasına, Cumhurbaşkanı ile görüştükten sonra olağanüstü kurultay kararına nasıl varmıştır?

"DAVUTOĞLU'NA DEMEDİĞİMİZİ BIRAKMADIK AMA..."

Pelikan dosyasında ne yazdığı bizim meselemiz değildir. Fikir ayrılıklarının derinine inmek bizim açımızdan faydasızdır. Bizim araya girmeye, taraf tutmaya niyetimiz yoktur fakat ortada bir sorun vardır. Sandıktan çıkan bir iktidar kansız, silahsız tasfiye edilmiştir. Bir iktidar karışıklığı çok büyük sakıncalar doğuracaktır. Davutoğlu'na demediğimizi bırakmadık, geldiğimiz bugün ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır. Gene de buruşturulup atılmasını hazmetmemiz zordur. Başbakanlığına bağlanan umutları boşa çıkarmış, vesayet altında olduğunu belgelemiştir. Anlaşılan Cumhurbaşkanı bir plan ve kurgu dahilinde Davutoğlu'nun süresiz dinlenmeye almıştır."

Tavşan arayanlara Bozkurt’u hatırlatır, akıllarını da baştan alırız.

Bizim siyaset felsefemiz önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışına dayanmaktadır.
Bizim için siyaset kısa metrajlı bir film değildir.
Bizim için siyaset kısa menzilli bir koşu değildir.
Bizim için siyaset egolarımızı tatmin aracı, dünyalıklarımızı yığma vesilesi değildir.
Bizim için siyaset çıkarların galası, yalanların borsası, onursuzluğun düeti, haram ve hıyanetin resmigeçidi de değildir. Asla böyle de olmayacaktır.
Biz siyasete bakınca nasırlı elleriyle kürek tutan, ter akıtan helal yüzler için ne yapacağımızı,
Biz siyaset denilince soğuktan çatlamış eliyle boş tabağa kaşık sallayan, açlıktan benzi solmuş minicik yavruların geleceğini nasıl kurtaracağımızı,
Biz siyaset konuşulunca milletimizin müreffeh geleceğe, devletimizin medeni ve zirve noktalara nasıl çıkaracağımızı düşünür, bu amaçlar istikametinde çalışır, çırpınır, çareler ararız.
Milliyetçi siyasetimizde aşk vardır, sevda vardır, vatan vardır, millet vardır, Türklük vardır, Türkiye’nin varlığı tümüyle esastır, vazgeçilmezdir.
Biz siyasette tavşana kaç, tazıya tut demeyiz.
Tavşan arayanlara Bozkurt’u hatırlatır, akıllarını da baştan alırız.
İlk molada kayış atmayız.
İlk yokuşta su kaynatmaz, ilk sarsıntıda sağa sola kaçışmayız.
İlk durakta inmez, ilk virajda savrulmayız.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.
Ve biz Müslüman Türk milletinin korkusuz yürekleriyiz.
Damarlarımızda Söğüt’ten Ankara’ya kadar akan Türk kanı vardır.
Bu itibarla ülkemiz için sorumluluk almak boynumuzun borcudur.
Türkiye için zora talip olmak, bütün iftira ve suçlamalara karşı göğüs germek şan ve şerefimizin bize yüklediği ulvi bir görevdir.

Bordo berelilerin IŞİD’e yönelik operasyonu

AKP’nin 22 Mayıs’ta yapacağı olağanüstü kurultayından hangi sonuç çıkarsa çıksın buna saygı duyacağız. Dahası duymak durumundayız.
Fakat düşük profilli bir Başbakanla gidecek bir gelecek yoktur.
Zira Türkiye tam bir kaosun pençesindedir.
Terör azmış, artmış ve haddi aşmıştır.
Bölgesel meseleler içinden çıkılmaz hal almıştır.
Suriye’ye yönelik bir operasyon gündemdedir.
Bordo berelilerin IŞİD’e yönelik olarak planlanan, sınır ötesi bir süpürme harekâtını başlatacaklarına dair iddialar gündemdedir.
Düşen füzelerden dolayı Kilis metruk bir şehre dönmüştür.
Tehdit had safhada, korkunç seviyelerdedir.
AB, vize muafiyetini sağlamak için, utanmadan, sıkılmadan terörle mücadele yasasının değişmesini istemektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da AB’ye “sen yoluna ben yoluna” ifadesini yerinde bir şekilde kullanmışken, sonra birden bire dönmüş AB üyeliğinin Türkiye’nin stratejik bir hedefi olduğunu söylemiştir.
Türkiye’miz darboğazdadır.
Türkiye’miz sıkışmış, iç ve dış basınç yükselmiştir.
Bu cendereden zayıf ve meşruiyeti sorgulanacak bir Başbakan ve hükümet yapısıyla çıkmak olası ve imkan dahilinde görülemeyecektir.
TBMM’de, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması Genel Kurul’a gelecektir.
AKP ve CHP’de fire verilmesi güçlü ihtimaldir.
Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda da milletinin yanında duracak, milli vicdanın sesi olacaktır.
AKP’de sular durulmaz, tartışmalar bıçak gibi kesilmezse, önümüzdeki anayasa ve referandum çekişmeleri Türkiye’yi dibe çekecektir.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yozgatlı vatandaş Kılıçdaroğlu'nu...
Kemal Kılıçdaroğlu, Yozgat'ta bir köy kahvesinde vatandaşlarla bir araya geldi. Bu sırada bir vatandaşın...

Haberi Oku