Türkiye geçtiğimiz günlerde bir referandum süreci yaşadı ve sonuçları itibariyle herkesin hesabını şaşırtan bir sonuçla karşı karşıya  kaldık.

Ülkeyi koalisyonlardan kurtardık propagandası yapanlar mecliste dahi vekili olmayan baraj sorunu olan partilerle dahi ittifak ve pazarlığa mecbur görünüyor.

MHP bu süreç te yaptığı propagandalara rağmen kendi seçmeninin çok azına evet verdirebilmiş görünüyor.

Sayın Erdoğan ve akp ise MHP+AKP toplamının ve kendi oyununda altında bir gerçekle yüzleşmiş görünüyor. Öyle ki bu sistemde iki seçeneğe oy verilmesine rağmen şaibeleriyle birlikte “evet” tatminsiz bir şekilde geçmiştir.

Bu süreçte iki alternatif vardı ve birisi hem Cumhurbaşkanlığının gücünü, hem hükümetin ve bakanlıkların  hemde belediyelerin imkanları maddi manevi kullanılmasına rağmen sonuç  iktidar partisi açısından düşündürücüdür. Herkes in gözünün önünde valilerin bir çoğunun açıkça EVEt propagandası yapmasına ve hayırcıları itham eden suçlayan korkutan açıklamalar yapılmasına rağmen sonuç ancak bu kadar olmuştur. Basın yayın ve kitle iletişim araçlarının tek taraflı kullanılmasına rağmen diğer tarafın salon bulmakta dahi zorlandığı, billboard ve belediyelerin ilan afiş panolarını dahi kullandırılmadığı bir süreçte ancak şaibe ile bu sonuca varılmıştır.

Şimdi Erdoğan ve Akp’de  dahil diğer tüm   siyasi partiler elini başının arasına alıp sonucu değerlendirmelidir.

Seçimler bu şekilde iki grup arasında geçmeyecektir. Siyasi partiler ve partizanlık artık çok önemli olmayacak toplumsal mutabakat ve ittifaklar artık mecburiyet halini alacaktır.

Hükümet meclisin çıkmadığı için %5 lik partiler dahi çok önem arz edecektir.

Herkes 1. Turda kendi partisinin başkan adayına verecek 2. Turda en çok alan iki adaya yönelecektir.

Akp’nin adayı bellidir konuşulacak bir durum yoktur.

Gelelim diğer tarafa önce CHP’liler sesleniyorum; CHP altından aday dikse , şekerden genel başkan çıkarsa ve aday etse Türkiye’de son 16 senedir oluşan bloklaşma yüzünden abartarak söylüyorum %30’u geçemeyecektir.

Madem ki bu bloğun hedefi  parlamenter sisteme geri dönmek ve daha geniş tabanlı toplumun tüm kesimlerini  kapsayacak bir anayasa değişikliği olmalıdır. Bu noktada toplumda tüm sosyal ve siyasal dilimleri temsil edebilecek başkan yardımcılarını da yine toplumsal yapıyı temsil edecek şekilde düzenleyecek bir baksan adayını desteklemek olmalıdır. Bu asla eklemlettin icadı gibi dayatılan bir icat olmamakla birlikte toplumsal talebin tezahürü seklinde olmalıdır.

Baykal-Bahçeli- Erdoğan üçlüsünün ortaya attığı alternatiflerden kaçınmalı ve topluma kulak verilmelidir.

Bu noktada  Cumhuriyet değerlerine bağlı, laik, demokratik, liberal, mütedeyyin ve milliyetçi kesimlerin isteklerine cevap verecek Cumhuriyetin ilk meclisinin temsili noktasında bir yapılanmaya ve adaya destek olunmalıdır.Bu adayın muhakkak sağ kanatta ismi bilinen sevilen isimlerden olması ve sağdaki cumhuriyetci demokratların oyunu ve katı İslamcılardan ziyade kendi halinde dindar vatandaşımızın da oyunu alacak bir karakteristik özelliğe sahip olması gerekmektedir.

Şimdi gelelim işin bam teline ehh be kardeşim 16 senedir MHP ve CHP birlikteliği dahil Erdoğanı yenemediniz.. son üç dört senedir sivil asker bürokrasisi hukuk ve güvenlik bürokrasisi dahil tarafgirleştiği halde çare bulamadınız önüne geçemediniz. Sonuç olarak hayır surecine giderken gördük ki memur, işçi,işveren, bürokrat, sağcı -solcu, ulusalcı, liberal demokrat her kesim sindirilmiş ve siyaset sahnesinden silinmiştir. Kimisi öğrenilmiş çaresizlikle kendisini sağ olarak tanımlayanlar Alternatifsizlikten AKP’ye, sol olarak tanımlayanlar ise  CHP’ye mecbur kalmıştır.

Sağ, sol demeden Tüm Cumhuriyet değerlerine bağlı; sağcı, solcu , liberal, demokrat, Milliyetçi ve muhafazakar kesimleri demokrat bir anlayışla tek adayda birleştirecek cesur ve kucaklayıcı bir isme ihtiyaç vardır.

İki yıldır her türlü engellemeyi,eziyeti, tehditi, iftirayı, yaşamasına rağmen ağlamadan zırlamadan ve  korkmadan cesaretle yürüyen ve mücadele eden Meral Akşener ve Türk milliyetçileri bu esaret zincirini kırmış ve özgürlükçü bloğun doğal ve hak eden lideri olmuştur.

Bu saatten sonra yeni oyunlar peşinde koşmak İngiliz siyasetine ve birde iktidara yarayacaktır.

Muhalefetin önüne konulacak hareket  tarzı ; Cumhuriyetçi, Demokrat, Milliyetçi, Mütedeyyin ve liberal çevrelerin, kadınların  ve Ilımlı Kürt seçmenin adayı yani “Yeniden Kuvvay-i Milliye” ruhu olmalıdır.Yani toplumsal talep ne ise o yönde hareket edilmelidir.  Meral hanım parti kurar yada bir partinin başına geçer, olmadı sivil insiyatif lideri olarak yoluna devam eder bunları söylemek için henüz erken..ilerleyen süreçte  bunları zaman gösterecek ama bilinmelidir ki Sayın Erdoğan’ın karsısında en güçlü toplumsal  destek ve siyasal kapsayıcılık Sayın Akşener isminde  toplumun tüm kesimleri tarafından kabul görmüştür.

Şimdi tüm siyasi liderler düşünmelidir; 2019 seçimlerinde ne yapılmalıdır? nasıl hareket edilmelidir?partilerin bu kadar anlamsızlaştığı bir sistemde partiniz mi?, kendi siyasi egonuz mu? Türk milletinin parlamenter demokrasiye yeniden geçişi mi daha önemli ve öncelikli yada meclise belli sayıda milletvekili ile girmek ve iş olsun torba dolsun misali göstermelik bir muhalefet mi ,yada 50+1 ve üstünü alarak parlamenter sistemin yeniden ihyası mı?..Yatın düşünün , dönün düşün .. daha zaman var ama ülkenin geleceğini lütfen formalarınıza ve koltuklarınıza heba etmeyin..

 

                                                                                İsmail OSKAY

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.