FLAŞ HABER

Ethem Ruhi Fiğlalı’nın yeni bir çıkarmasını okudum, bitirdim. ‘ Çıkarma’ Türkistan Türklerin de ‘Eser’ yerine kullanılıyor. Deneyelim.

Fiğlalı çıkarmasına Laiklik adını vermiş konuyu iyice incelemiş. Salık veriyorum.

Yaptığım seçmeleri de ilginize sunuyorum:

MP Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı, TBMM’de 31 Mayıs 1950 günü yapılan 1. Menderes Hükümeti Programı görüşmelerinde muhalefetin görüşlerini iletmek üzere söz almış ve dinin devlet işlerine, devletinde din işlerine karışmasının zararlı olduğunu, yeni bir devrim açılmasıyla hürriyet ilkelerinin her alanda görülmesinin önemli olduğunu, bir cenazede 3,5,20 vatandaşın tekbir getirmesine irtica dendiğini, irtica kelimesinin açıklığa kavuşması gerektiğini belirterek, kendilerince din işlerinin devlete değil cemaatlere bırakılmasının doğru olduğunu söylemiştir.

Kurtuluş Savaş’ında din sömürüsünden çok çekmiş olan önderlerin, özellikle Atatürk’ün, dini denetim altında tutmak istemesi anlaşılır bir durumdur. Nitekim aynı durum Fransız Devrimi’nde yaşanmıştır. Ancak bu durumu demokratik dönemde sürdürmek olanaksızdır. Demokratik devlet, ister istemez laik olmak zorundadır. Dinlere hem karışamaz ve hem de bir dine öncelik/üstünlük tanıyarak onun okullarını açamaz. Öte yandan, dinsel toplulukların kendi din okullarını açmasını da önleyemez…

Kanımca ülkemizde kavga, demokrasiye karşın, devletin bir türlü laik olmamasından kaynaklanmaktadır. Devlet, anayasasına koyduğu zorunlu din eğitimini üstlendiği ve bu eğitimi dini yönlendirme amaçlı yaptığı için, teokrasi ile laikçilik arasında salınıp durmaktadır. Bu verilere göre, şu tanıyı koyabiliriz: Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğin kaynağı açısından; laik; devlet örgütlenmesi açısından Teokratik; dini yönlendirme açısından laikçi bir devlettir.

Ne var ki Türkiye’de kurulan ve kendilerini ‘muhafazakar’ ya da ‘mukaddesatçı’ sıfatlarıyla anan partiler, iktidara geldikten sonra veya ellerine geçen ilk fırsatta, muhafaza etmeleri gereken edebiyat, musiki, mimari ve benzeri zengin tarihi ve kültürel değerlere bezenmiş ‘üstün ‘ ve ‘süzülmüş’ bir hayat tarzı yerine, ithal Arap ve Acem kültüründen derleme kaba ve ‘arabesk’ bir hayat tarzını kabul ettirmeyi ve yerleştirmeyi; gelişim ve değişim yerine Cumhuriyet öncesi hayatı, yani rejimi dönüştürmeyi bir siyasi proje kıldılar ve kılıyorlar.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.