İRAN’DA…

Tahran’da Ehli Beyt konulu uluslar arası toplantı da yaptığım konuşmayı sunuyorum:

Sizlere Osmanlı Devletinin ordu gülbenginden bir bölüm okumak istiyorum:

Gülbengi Muhammedi/ Nuri Nebi/ Keremi Ali/ La Feta İlla Ali La Seyfe İlla Zülfikar/ Pirimiz Sultanımız/ Hünkar Hacı Bektaş Veli

Bir de Osmanlı Padişah oğullarının kılıç kuşanma töreninde söylediklerine bakalım:

Bismişah… Allah… Allah…/ Gerçekler demine, Pir gayretine/ Ya Ali Hü…/ Ey Muaviye Ümmeti/ Ey Düşmeni Muhammedi/ Siz küfrani/ Biz şükrani/ Siz bir taraf, biz bir taraf./ Gök girsin, kızıl çıksın./ Bismişah… Allah… Allah…

 

Osmanlı’nın kuruluşundan başlayarak, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli çizgisinde yürüdüğünü söylemek istedim.

Bu çizgi Hak-Muhammed-Ali, Ehlibeyt çizgisidir.

Bu çizgiyi doğru anlayan Osmanlılar 16. Yüzyıla kadar büyük bir başarı ortaya koydular. O yüzyılda Osmanlı, Dünyanın en önemli gücü oldu. Çünkü felsefe, akıl bilimleri, şeriat birlikte okutuluyordu.

Ancak…

Sultan Süleyman’ın babası Sultan Selim bu gücüyle yendiği Memlukların zihniyetine yenildi. Mısır’dan getirdiği 2000 Alim ile Muaviyeci, Eş’ari Sünniliği ülkesinde yaygınlaştırdı. Şah İsmail’in etkisini kırmak için bunu yaptığı söylenir.

Sonunda olan oldu…

Sultan Süleyman zamanında ekilen zehirli tohumlar ürün verdi. Ebussuud gibi Şeyhülislamların etkisiyle, mekteplerden Hikmet (Felsefe) kaldırıldı. Akıl bilimleri küçümsendi. Zamanla onlar da tümüyle kaldırıldı.

Bu işler 16. Yüzyılda oldu.

17. Yüzyılın büyük düşünürü Katip Çelebi MİZAN adlı eserinde bundan sonrasını şöyle anlatır.

“Bundan sonra Osmanlı’da ilim hayatına kesat girdi. Araf Suresinin 185. ayetindeki ‘Göklerin ve yerin melekutuna Allah’ın yarattıklarına, bakmaz mısınız?’ ifadesini ‘öküz gibi bakmak’ sananlara alim denilmeye başlandı. Çöküş böyle başladı.”

Böyle diyor Katip Çelebi, çöküşün başladığını daha 17. yüzyılda görüyor.

Benim için Ehli Beyt çizgisinin en önemli yönü bu konudur.

İslam Milletlerinin tek kurtuluş yolunun da akla ve bilime yönelmek olduğuna inanıyorum.

İmam Ali’nin ilmin ve hikmetin kapısı olması meselesini böyle anlıyorum.

Altıncı İmam Caferi Sadın’ın fıkıh bilimi yanında, kimya biliminin de kurucusu olduğu gerçeği bana heyecan veriyor.

Cabir Bin Hayyan’ın kimya konulu eserlerini de üstadı İmam Sadık’tan dinleyerek yazdığını biliyorum.

Müslümanların devlet yönetimi Peygamberden sonra İmam Ali ve Ehlibeyt İmamlarının elinde olsaydı, bugünkü Müslümanların bilimde, teknikte, demokraside, ahlakta dünyanın en ileri ülkeleri durumunda olacaklarına inanıyorum.

İnsanlık da onların öncülüğünde gelişir ve sömürüye dayalı, emperyalist kapitalizm insanlığın başına bela olmazdı.

İnsanlık adaletli ve insancıl bir gelişme yaşardı.

Olmadı.

Tarih başka türlü gelişti. Tarihten ders çıkaralım. Bundan sonrasına bakalım.

Bundan sonrası için çıkış yolumuz. Yani akıl ve bilim, adalet yolu…

İlim… İlim… İlim Yolu.

Sadece Ehlibeyt… Ehlibeyt… demek; Peygambere, ehlibeyte, imamlara salavat getirmekle de kurtulamayız.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.