Bayramlarımız Kutlu Olmasın Ülkücü Hareket !

Emine anne 75 yaşında, tek göz oda ve bir mutfaktan oluşan, adına ev dediği bir yerde oturuyor. Kalbinde pil var. Evinin duvarları o kadar nemli ki, orada yaşayıpta hala nefes alması bir mucize. Tek göz odasında 3 tane sedir var. "Şükür rapor verdiler ilaçlarımı alıyorum kızım" dedi.
Sosyal güvencesi yok ve 3 aylık maaşıyla geçiniyor. Kışın yağmur yağınca salonuna lağım pisliği doluyormuş ve bir türlü çözememiş bu sorunu. "Valilik falan dediler ama ben istemeyi pek beceremiyorum kızım. Zaten okumam yazmam da yok" dedi.


Duvarında, 2 tane çerçeveli eski fotoğraf ve bir Türk bayrağı asılı. Fotoğraflardan biri bebek, diğeri 19-20 yaşlarında bir delikanlı.

-Kim bu bebek ? dedim, anlattı;
Yıllarca bebek sahibi olamamış, doğurduğu çocuklar en fazla 2 ay yaşamış. Sonra Mehmet Ali'si gelmiş dünyaya. Adak adamış ve 7 yıl kesmemiş saçlarını. Öyle güzel uzamış ki saçları, kestirince atmaya kıyamayıp örüp sandığa koymuş.
Çok akıllı bir çocukmuş Mehmet Ali. Okuluna gider, okuldan sonra da ailesine destek olmak için işportacılık yaparmış.

Birde boks sporuna merakı varmış ve kendi eliyle yaptığı kum torbasında akşamları çalışır, ter atarmış.

Emine anne; "18 yaşındaydı, bir gün eve geldiğinde yüzü morarmıştı, ne oldu oğlum dedim. Yok bir şey anne, bugün okulda pencereye çarptım dedi" diye anlatmaya başladı. Sonradan öğrenmişler, Ülkü Ocaklarına gidiyormuş ve Adana'da pek meşhurmuş. Komünistler öldürülecekler listesine almışlar Mehmet Ali'yi. 20 yaşındayken, Ocaklı ağabeylerinin de tavsiyesiyle, İstanbul'a gitmiş. Öldürmesinler evladını diye hasrete razı olmuş Emine anne. Aradan 3 ay geçmiş ve İstanbul'da vurmuşlar bu yağız delikanlıyı. Cenazesini getirip pencerenin önünde ki sedire yatırmışlar. "Bu nasıl bir kindir ki, gözüne bile kurşun atmışlardı yavrumun. Dün gibi aklımda, kuzumu şu sedire uzatıverdikleri an."
Hala o sedirde yatıyormuş Emine anne. " ölünce beni de o sedire uzatıversinler istiyorum kızım. Oğluma kavuşmam uzun sürmez belki" diyor.

''Bazen kapı çalıyor duyuyorum. Kim o diye ses ediyorum. Anne ben geldim aç kapıyı diyor Mehmet Ali’m. Koşuyorum kapıya ama kimse yok. Besmele çekip oturuyorum yerime. Allah kimseye evlat acısı vermesin kızım.’’
O anlattıkça ben için için ağladım. Evini gördükçe, başımı kaldırıp yüzüne bakamadım. Oğlu şehit olduktan sonra, defalarca evini basmış ve mahalleden kovmak istemiş komünistler. Emine anne. "Oğlum var burada, gitmem. Öldürün beni de" diye direnmiş.

Gitmemiş.



Şimdi gelelim bize.

Her fırsatta övündüğümüz 5000 şehidimizden birisi olan Mehmet Ali Başaran, annesini kime emanet etmişti dersiniz ?

"Büyüdük kocaman bir aile olduk ama ADAM olamamışız vesselam" dedim bu akşam. Verdiğimiz iftar yemeklerini ALLAH KABUL ETMESİN efendiler.

Emine annenin başka çocukları da var ama onların akıbetleri de, yetip yetmemeleri de umurumda değil. İnanın bana, sormadım bile. Mehmet Ali Başaran, bu dava için çarpışırken "ya ölürsem" diye sormuş mudur ki ÜLKÜCÜ AĞABEYLERİNE, ben hesap sorayım aile fertlerine ?

Onlar evlat olabilmiş mi diye sormadım çünkü biz ADAM olamamışken, evlat olma kriteri ne haddime !!!

Şimdi ben bunları sosyal alemde ve gazetede paylaşmak yerine, para babalarının kapısında günlerce lütfetmelerini beklemediğim için HAİN miyim ?

Ben bunları yazınca, ÜLKÜCÜ CAMİA bana kızacak mı ?

Emine anne gibi zor şartlarda ölümü bekleyen anneleri duygu sömürüsü yaptığımı mı düşünecekler ?

Aynı partiden olmayan insanlara bizim hareketi rezil mi ettim ?

Taht kavgasında muhalefet olmak için paralel yörüngeler de cirit mi attım sizce ?

Biliyor musunuz, UMURUMDA DEĞİL !

75 yaşında ki Emine anne o tek göz odada çürümeye terk edilmiş, ömrünün son yıllarını kış aylarında salona dolan bokları temizleyerek geçiriyor. Bir aile fotoğrafını çerçeveletip hediye etme teklifime sevinçle gülümsüyor ve evine götürdüğümüz erzaklardan kendine yetecek kadarını alıp "bu bana yeter, ihtiyacı olan vardır onlara götürün kızım" diyor.

O konuştukça ben de;
"Onu unutup yıllardır evladının acısını ona tek başına yaşattığımız için,

Görkemli otel salonlarında ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERLERİN kanlarıyla imansızca gurur duyup, bir kez bile analarının elini öpmeye gitmediğimiz için,

Her nutuk da "şehit kanlarından" bahsedip, kardeş kanıyla dolu kadehleri lüks salonlarda saltanat kavgalarına kaldırdığımız için,

Bu şahadetlerin hatırını bizden daha fazla sayıp, halâ belamızı vermediğin için çok teşekkür ederim Tanrım" dedim.

Velhasıl;

Şimdiden telaşına düştüğümüz o MÜBAREK bayramlar var ya, ha işte o bayramların, gecenin ve sabahın, yerin ve göğün, aldığımız her nefesin sahibine yakardım isimlerimizle.

BAYRAMLARIMIZ KUTLU OLMASIN ÜLKÜCÜ CAMİA !

BAYRAMLARIMIZ KUTLU OLMASIN MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ !



( Bu yazı 19 Temmuz 2015 tarihinde, ben henüz bir yerel gazete de yazarken kaleme alınmış, Adana'da yaşamak da olan Emine anneyi hatırlatmak adına yeniden yayınlanmıştır. Tüm Ülkücü şehitlere saygı, minnet ve şükranlarımla.)







Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Aydın Genç 1 yıl önce

yazıklar olsun bize.yazıklar olsun davası uğruna ömrünü zindanlarda geçirmiş yiğitlerini kendi kaderleriyle başbaşa bırakanlara.yazıklar olsun şehitlerin ailelerini yetimlerini sahipsiz bırakanlara

Misafir Avatar
Doğan 1 yıl önce

adana teşkilatı bu ayıp senindir. sen şehit ailelerine sahip çıkamayıp böyle zor şartlarda yaşamalarına izin mi veriyorsun. ayıptır yahu. hiçbirşeyin yoksa birşey yapamiyorsan diğer teşkilatlara haber sal yardım iste. kim sana hayır diyebilir. kim bir şehit annesine yardım fırsatını geri tepebilir.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.