GÜNÜN YAZISI:
banner157
YENİ SİSTEM, YENİ PARTİ VE PARTİLER/ Hakkı Şafakses yazdı...
 1839 yılında Gülhane Fermanı ile başlayan parlamentoya dayalı demokrasi ile yönetim hedefimiz 178 yıllık serüveninde istibdatlar, darbeler, işgaller ve savaşlar ile düşe kalka bugünlere kadar geldi. 1946 ile başlayan son dönem demokrasi yolculuğumuz 2016 Nisan’ında tartışmalı bir referandumla yepyeni bir döneme evrildi. Yakın siyaset tarihçilerimiz ( 1946-2016 ) arasında geçen dönemi  artık ayrı bir başlık altında değerlendireceklerdir.

16 Nisan referandumundan sonra yeni demokrasi atlasımızda çok önemli nirengi noktalarının değiştiğinin hızla farkına varmalıyız.

                1946-2016 arası demokrasi maceramızın   -parti,seçim ,iktidar- denklemi  artık kırılmış daha doğrusu  bir makas değişikliğine uğramış ve iktidarın iki önemli ayağı yürütme ve yasama ( meclis ) seçim zemininde iki ayrı kulvara yönlendirilmiştir.
Bundan önce demokrasi yolunda tek seçimle  parti  tercihleri ile TBMM'yi belirler ve onun içinden yürütme organını çıkarırdık.
Artık parti tercihleri ile meclis içinden yürütmenin yani hükümetin belirlenmesi yolu kapanmıştır.
TBMM ayrı bir seçimle, yürütmenin başı cumhurbaşkanı ayrı bir seçimle seçilecektir. Bakanlar Kurulunu seçilmiş milletvekillerinden belirleme dönemi son bulmuştur. İşte bu önemli değişiklik partilerin ve partileşmenin  eski dönemdeki  gibi siyaseti yönetme ve iktidar olma ya da iktidar ortağı olma noktasındaki vazgeçilmez gücünü zayıflatmış hatta %51 oyu alamayacak tüm partileri tesirsiz kılmıştır.

                %51 ile başkanı çıkartan siyasi hareket, yenilenecek seçim sistemi ile (dar bölge ya da daraltılmış bölge) TBMM'yi de kontrolüne almanın hesaplarını yapacaktır. Böyle bir durumun baştan kabullenilmesi ve bu iki seçimin tek bir seçim gibi algılanması demokrasimiz açısından  şahsiyetli bir meclisin oluşmasının önünü kapatacaktır.
Başkanı seçerken, meclisinde istikrar için ve başkan-meclis çekişmelerinin ülkeye zarar vereceği propagandası ile aynı parti kadrolarına teslim edilmesi yeni dönem demokrasimizin en zayıf halkasını oluşturacaktır.
Bu gerekçe ya da propaganda ile oluşacak meclis zaten eskiye göre budanmış yetkileri ve sorumlulukları ile hiçbir ağırlığı ve denge,denetim gücü olmayan "salla başı al maaşı meclisi " hâline gelecektir.

Cevabını vermemiz gereken soru şudur: Yeni sistemde cumhurbaşkanının partisinin Mecliste de 301 sandalyeye sahip olması hâlinde mevcut muhalefet partilerinin ve kurulması tartışılan partilerin ülke yönetiminde etkinliğinin parlamento ve yürütme organı nezdinde matematiksel çarpan değeri nedir?

Bu sorunun cevabı bir sayının solundaki  "0" kadardır.

Referandum süresince, getirilmek istenen ucube cumhurbaşkanlığı sistemimin diktatörlüğe evrilecek en zayıf ve demokrasi adına satır aralarına eklemlenmiş tuzak halkalarını yazdık ve anlatmaya çalıştık. Fakat bu sayfa artık kapandı. Geçmişin yanlışlarını, yalana dayalı propaganda kampanyalarını ve sahtekârlıklarını konuşmanın bir anlamı ve faydası yok. Şimdi yapmamız gereken önümüzdeki demokrasi oyununun yeni kurallarını doğru kavramak ve oyun kurucuların kendi çıkarlarına göre planladıkları Türkiye'yi teslim alma hedeflerini kursaklarında bırakmaktır.

Türkiye üzerine hesapları olan dış odaklar ile iktidarlarını varlıkları boyunca korumak hırsında olan iç odakların hedefleri tek bir noktada yoğunlaşmaktadır.
Cumhurbaşkanlığının şahsında tek adamla yürütmeye hakim olmak ve bu tek adamın emir kulu, yat yat; kalk kalk bir TBMM oluşturmak.

Türk milletinin varlığını, birliğini ve Türk vatanının bütünlüğünü korumak için samimi bir duruş ve kararlılık içinde olan Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan her vatandaşın önünde  cevabını bulmak mecburiyetinde olduğu soru şudur: 
Bu oyunu nasıl bozabiliriz?
Bizim olan yani gerçekten milletin meclisini nasıl seçebiliriz? 
Bağımsız, özgür, cesur, vatansever, eğilmeyen, satın alınamayan, yüksek ahlaklı, yetimin, öksüzün, fakirin hakkının şuurunda ve bugüne kadar yaşadığı halkın arasında örnek ve saygı duyulan, sadece halkına , vatanına ve Allah'a karşı sorumluluk duyan vatandaşlarımızın arasından 301 kahramanı nasıl bulup TBMM'ye gönderebiliriz

İşin özü "Kurtuluş ve kuruluş 1920 Meclisi’nin" izinde ülkemiz üzerindeki tüm tehditleri ve kabusları yok edecek, içeride ve dışarıda saygınlığı ile mazlum milletlere tekrar örnek olacak ve emperyalizmin kanlı dişlerini sökecek milletin güvenini arkasına almış yeni bir meclisi nasıl toplayabiliriz?


                Türkiye’yi  "medeniyetler çatışmasında" BOP adı altında konsilide etmek isteyen Batı’lı güçlerin yeni sisteme verdikleri örtülü desteği biliyoruz. Aynı zamanda içeride iktidar sahiplerinin de aynı sistemi kendilerinin geleceği için vazgeçilmez olarak görerek istediklerini de biliyoruz. 
Tek adamda toplanacak yürütme ve yasama iradesinin, Türkiye’nin önündeki dış tehdidin ve onun iç uzantılarının da önlenmesi ve etkisizleştirmesi için uygun hatta elzem olduğuna inanan " vasat akıllı devlet"in de yeni sistemden yana tavır içinde olduğunu ve kurumsal destek verdiğini de unutmayalım.
Bu üç güç odağının da yeni sistemden beklediği menfaatlar farklı olsa da sistemin gelmesi noktasında paralel bir amaç içinde olmuşlar ve birbirlerinin gücünden beslenmişlerdir. Fakat yeni sistemin sahada uygulanması hususunda bu güçlerden "Batı’lı" olanları diğer iki güç, yani "iktidar ve vasat akıllı devlet"  ile yüksek yoğunluklu; "iktidar ve vasat akıllı devlette" düşük yoğunluklu olarak karşı karşıya geleceklerdir.

Çünkü hepsinin hedefi önce cumhurbaşkanlığı sonra onun gölgesinde lider ve partilerinin emir kulu bir TBMM.  Ve sonrasında da sadece kendilerinin doğruları ve çıkarları istikametinde yönetilen bir Türkiye.  Şimdi aklıselim düşünelim. Mevcut muhalefet partilerinden veya yeni kurulacak bir milliyetçi-merkez partiden herhangi biri bugünleri hazırlayan oyun kurucu iç ve dış güç odaklarına karşı % 51 halk desteğine ulaşabilirler mi?

Matematik ortada. CHP, MHP,HDP ve yeni parti %49'u bölüşecek.Hadi diyelim AKP'den küsen kopan bir %5 – 6’yı da bu %49'a ilave edelim. Hâlâ bu bloğa karşı iktidar gücünü de elinde tutan %45-46  seçmeni elinde tutacak bir AK Parti gerçeği var.
Kaldı ki cumhurbaşkanlığı adaylığında muhalefet çoğunlukla bir adayın etrafında  toplansa bile bu çoğunluğun seçim kazanmasının zorluğu yanında TBMM'nin seçiminde de her parti kendine çalışacak ve AKP  karşısında parçalı bir tablo içinde olacaklardır. Bu durum da  " istikrar " kelimesinin sihirli gücünün büyükten yana  evrilmesine sebep olacak ve kukla bir çoğunluğa sahip meclisin yolunu açacaktır.

Peki teslim mi olalım,  bir çıkış yolu yok mu, bu tuzağı, demokrasi oyununu bozmanın bir yolu yok mu?

Elbette var.
Sistemin çok önemli bir açığı var.
Bu açığı kavramanın, bulmanın ve yol haritasını çıkarmanın ilk şartı eski sistemin araçlarından ve kurgularından kurtularak - parti, seçim ve iktidar - denkleminin farklı iki raya oturduğunu görmektir.

MHP'nin son siyasi duruşları  ve  tercihleri ile kuruluş değerlerinden ve varlık sebeplerinden çok uzaklaştığını ve Bahçeli’nin yeni sisteme MHP'nin oy potansiyelini dağıtarak destek olduğunu, "başkan ve başkanın emir kulu meclis " formülünde "vasat akıllı devletin" tavsiyelerine uyarak beka sorununu güya bu taktik ile çözmek için pozisyon aldığını ülküdaşlarımız artık görmüş  ve anlamış olmalı.

Bu durum elbette ülkücü harekette çok ciddi sıkıntı yaratmakta ve kahır ekseriyetle MHP'den koparak yeni bir parti kurmanın yolunu hem açmakta hem de kolaylaştırmaktadır.
Bahçeli’nin bir türlü dağıtamadığı MHP'nin oy potansiyelini ülkücüleri  bölerek dağıtma yoluna girdiği ve bu yolun taşlarını döşediği gözüküyor.
Bu konuda birçok ülküdaşımın samimi ve iyi niyetli olduğunu biliyorum. Çaresizlik içinde ve ülkücü hareketle birlikte milliyetçi, muhafazakâr ve vatansever seçmenin ümidi olacak bir partinin kurulmasından başka çıkar yol olmadığına  gerçekten inandıklarına da  eminim.

Fakat biraz daha sabırla davranmaları sonucunda, eski sistemin araçları  ve metotları ile bir netice almanın zor olmasının ötesinde bu şekilde girilecek yolda maalesef sistemi kuranların amacına dolaylı ve farkında olmadan hizmet edeceklerini  göreceklerine inanıyorum.

Ülkücü hareketin ister ilk çıkışında isterse sonradan samimi mensubu olmuş, ülkücü olduğunu gururla söylemiş her arkadaşımız bugüne kadar hangi anaforların içinde savrulmuş olursa olsun, iyi niyetlerle parti içi farklı saflarda bulunmuş olursa  olsun  önümüzdeki zor ve çileli günlerde varlığı ile çok değerli ve büyük bir gücün doğmasının öncüleri olacaklardır.


Unutmayalım ki ülkücüleri bölüp birbirlerine karşı çatışma hâline sokacak olan her adım ancak ve ancak yeni sistemi kurgulayan odakların işine yarar.
Önce bu tuzağa düşmeyeceğiz sonra tarihte demir dağları eriterek özgürlüğüne kavuşan bir milletin torunları olarak ve son yüzyılda Anadolu topraklarında Batı emperyalizminin suratlarına mazlum milletlere örnek olmuş bir tokadı atan milletin evlatları olarak bu oyunu bozacağımıza inanacağız ve sistemin zayıf halkasını kırıp XXI. yüzyılın Türk asrı olmasının yolunu açacağız.
Gelecek yazımda bu zayıf halkayı ve neyi nasıl yapmamızı tartışmak üzere...
Allah’a emanet olun!

 

                Hakkı Şafak SES

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ALİŞAN SATILMIŞ Haberhergün'de!
Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Alişan Satılmış yazılarıyla Habergün'de olacak... Alişan Başkan'ın...

Haberi Oku