GÜNÜN YAZISI:
Devlet, Bahçeli ve Kongre...
  Ey Ersagun; nasıl da bindirdin gemiye... 
 Ey Tarık; nasıl da yaktın o gemiyi...

***
Siz bakmayın tartışılmaz bilimsel gerçeklermiş gibi afilli laflarla pazarlanmış olmalarına... 
İdeolojiler insanoğlunun uçuk kaçık fantezilerinden, saçma sapan hayallerinden veya ütopyalarından başka birşey değildir aslında... 

En İdeloglar bile işin sadece demogogluğunu sevmişlerdir, konuşup durmuşlardır o yüzden. Yazımı felsefik bir tartışma boyutuna taşımayacağım tabiki!

"İdeolojiler insan zihnine giydirilmiş deli gömleğidir" diyen Üstad Cemil Meriç gibi düşünüyorum bu konuda... 

Mesela son iki yüzyıldır Dünya'yi kasıp kavuran ve insanlığın tarihini sil baştan yazacağını iddia eden sosyalizme bir bakın...

Sosyalizmin temeli Marks'ın safsataları yani Marksizmdir. (Bizim bazı arkadaşlarımız Das Kapital okumakla çok gururlanır, karşıt ideolojiyi biliyoruz bizde kültürlüyüz ayakları iki manita da biz yapalım...) 

Marksizm yoksa Sosyalizm de yoktur anlayacağınız...

Marksizm dediğimiz milyonlarca insani sürükleyen o muhteşem(!) ideolojinin sadece tek bir hikayesi vardır;  Marks'ın artı değer teorisi...

Sosyalizm de herşey ama herşey bu teori üzerinde karşılık bulur.. İnsanoğlunu aydınlatmayı çok seviyor ya sosyalist entelektüeller(!)O yuzden "artı değer" nedir diye binlerce cilt kitap yazmışlardır belki de... 
Ama aslinda tek bir cümleden ibarettir üzerinde bu kadar çok yazılan çizilen ve "artı değer" denilen o büyük ve şahane icat; "emegin karşılığı ücreti belirler."...

Sorsanız iki düşman ideolojidir Kapitalizm ve Sosyalizm...
Oysa Sosyalizmin tam karşıtı olduğu iddia edilen kapitalizm de aslında bu teoriyi kabul eder...
Amaaa bir farkla ;

"Madem emeğini satıyorsun senin ürettiğini satan tüccarın belirlediği fiyati kabul edeceksin" der..
Lafı uzatmaya gerek yok Sosyalizm iyi bir şey olsa sağlam temelleri olsa yıkılmazdı, Kapitalizm iyi bir şey olsa Dünya bu halde olmazdı...

Biz milliyetçiyiz, hem de Türk Milliyetçisi! 

Bizi bağlamaz bu saçma sapan laf ebelikleri, "it ürü kervan yürür " der, geçeriz...
Çünkü aslında "Milliyetçilik" bir ideoloji de değildir...

Hayatın gerçekliğinden/Dünya'nın pragmatizminden var olmuş ve insanoğlunun tarihin başlangıcından bugüne ulaşabildiği en nesnel düşünce sistematiğidir, disiplinidir Milliyetçilik...

Belki de sadece bir hissiyattdır ve sezgi ,bilgiden hep bir adim öndedir...

Ama altını çizmek adına tekrarlayalım; Milliyetçilik asla ve asla insan ruhunu bir şablona sığdırılma gayreti (ideoloji) değildir.

Sosyalizmin arti değer teorisine göre; "1 ekmek kaç paradır?" Sorusuna cevap verebilmek için; fırın işçisinin ne kadar saat çalışacağı, buğday eken köylünün ne kadar çalışacağı falan filan, bir dünya abuk sabuk hesap yapmak maliyet çıkarmak gerekir. 

Çıkan sonuçta hiç bir zaman kesin değildir zaten...

Çünkü bu tarla çorum da olursa başka, Edirne'de olursa başkadır o bir ekmeğin fiyatı...
Oysa milliyetçilik açısından aslolan o bir ekmeğin fiyati değildir...

Mesele her bir Türk evladının ekmek yiyebilmesidir! Hem de, her ne olursa olsun ve her şart altında yiyebilmesidir! 

İktisaden verimlilik, optimal kaynak dağılımı falan filan...
İktisad teorileri ile yormayın beni, zaten çok da anlamam!

Milliyetçilik budur; sonuç odaklıdır! Yani millete o bir ekmeği yedirebilmektir...
 
İster Sosyalizm ile ister Kapitalizm ile, farketmez, "doyurda nasil doyurursan doyur" Diye buyurur zaten Türklerin Orkun'da yazılı ilk kanunları...

Öyleyse sadede gelelim; Milliyetçiler bu toplumun en akıllı ve en zeki insanlardır, tırı vırı laflarla kandırılamazlar... Düşünürler, sorgularlar, tartışırlar eleştirirler. Milliyetçilik bunu gerektirir! çünkü hayatın ta kendisidir Milliyetçilik...

***

Düşünelim öyleyse...

Birbiri ile alakasız bu kadar mevzunun iç içe geçtiği böyle bir yazıyı buraya kadar okuyan ve bu yazının sebebi hikmeti nedir diye düşünen varsa; üretim biçimlerinin tüketim şeklini daha doğrusu toplumun sosyal dokusunu belirlediğini ispatlamak üzerine İktisad Teorisinde dayanak arama çabası değil bu yazı... 

Hep yaptığım gibi; direkt Meral Akşener'e bildirme yazısı...

Yazinin girizgâhındaki "Ersagun" ve "Tarık " acaba kimdir merakının yazıya dökülmesidir aslında bu satırlar. Kimdir acaba onlar?

Milliyetçi olduğunuzu ve Milliyetçi olduğunuz için ne kadar zeki olduğunuzu anlatabilmek için uzun uzun yazdık! Zekisiniz, hadi bulun öyleyse...

***

Bence Türk Tarihinin belki de en ezoterik Teşkilatı İttihad ve Terakki! Çok haini vardı ama bir o kadar da kahramanı...

Hep en gizemli eylemlerle anılmıştır bu Teşkilat...
Öte yandan sembolizme de  çok merakli bir kadroydu İttihatçılar.
Elbette sloganları da bir o kadar anlamlıydı..." 

Hürriyet, Müsavvat, Adalet! 

***
Pek bilinmez Ersagun, her kahraman gibi! Oysa Sultan Alparslan kudretini ve bilgeliğini belki de Ersagun'a borçluydu...

Ersagun kadar kim fedakar olabilir ki zaten...
ve bence;

Ersagun olmasa Alparslan asla büyük bir hakan olamayacaktı...

***
Dedik ya Milliyetçiler zeki insandır! 
Doğruyu söylemek gerekirse de son derece Deterministtirler...
sebep  ve sonuç iliskisini didiklemekten hiç bıkıp usanmazlar...

***
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye yi kuran parti...
İşin doğrusu Enver, Talat ve Cemal den arındırılan İttihatçı kadrolarının devamıdır Chp!
Hal böyleyken, kimin aklına gelirdi ki Bülent Ecevit gibi yeni yetme bir Gazetecinin Milli Şefi devirip Chp'nin başına geçeceği...

Olacak iş miydi bu? Müesses Nizam bu kadar mı sahipsizdi? Elbette müdahil olunmalıydı...
"Birileri imza toplayacakmış ve devletin Mülkiyeti el değiştirecekmiş(!) Demokarsi de böyle bir şeymiş...
Dedik ya ideolojiler saçmadır diye; demek ki ideolojilerin en saçması da Demokrasiymiş!
Devlet işleri şansa birakılamazdı, bırakmadılar zaten... Şans'a bırakan Chp'nin durumu ortada! Bundan böyle atanmış Genel Başkanların seçtiği vekillerin sırtında "it ürüyecek kervan yürüyecek "dediler...

***

18 Mart'ta Partimizin Büyük Kurultayı var! Tek adaylı olacağı ve sonucu şimdiden belli olduğu için hiç bir heyecanı yok! Devlet Bey'in siyaset hayatındaki belki de en rahat Kongresi olacak. Oysa ki Devlet Bey'in daha önceki kongrelerde yaşadığı olayları çok iyi biliyoruz. Hele ki Başbuğ sonrası ilk kongre yok mu... 

Arınmak böyle bir şey olsa gerek, tertemiz oldu ortalık.. Kim nasıl temizlediyse artık...
Demek ki; bu işi iyi bilen birileri, Köklü bir komitacılık gelenekleri var...
Ve kabul etmek lâzım; O görünmez kahramanların Ersagun ve Tarık kadar kahraman olduklarını düşünelim hadi..

İster sonuçtan sebebe, isterse de sebepten sonuca. Netice ortada...
***

Ersagun isyancıları bindirdi...
ve uzak bir yerde
Tarık yaktı o gemiyi...

***

Hikâye burda bitti ama üzülmeyin;

Ablanıza kurban olmadınız, çünkü O sizi istemiyor! "O Abi'yi aday çıkartırız bunu aday çıkartırız Mhp Kongresini basarız " diyen Suriçi'nin o meşhuuur kolpacıları kendi kongre salonlarına bile sokulmadılar neyse, Devlet size müteşekkir...

Bazılarının da sadakati şeref bildiği,  benimise  bir türlü sevemediğim bazen de takdir ettiğim bir adam.

Amaaan zaten ben sevsem ne olur sevmesem ne olur... 
Anahtar Kelimeler
devlet bahçeli kongre
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yılmaz Özdil'den 'son anket'...
Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bidon kafa ve göbeğini kaşıyan adamdan sonra çirkin bir benzetmeyle...

Haberi Oku