Bu günleri başımıza gelecekleri, yapmayı düşündükleri operasyonları, 4 yıldır yazdığım için, bugün olanlar için demiştik demeyi bile zulüm sayıyorum.

Adeta davul zurnayla gelen, ekonomik operasyon çok kolay metotlarla def edilebilinirdi. Ne yazık ki, ana sebebi sistemsel olan karmaşık ekonomi modeli ve ekonomi yöntemi sürecin adım, adım yürümesine bırakın engel olmayı, adeta davetiye çıkardı.

Bir kere altını kalın harflerle çizmek lazım ki, ekonomik sistemin böylesine manipülere açık olmasının en büyük sebebi, Türkiye’nin yıllardır yönetim şekli olan parlamenter sistemdir. Türkiye’ye dayatılan parlamenter sistem emperyalist güçlerin sömürgelere dayattığı sistemdir ki, bu başka başlıklı yazıların konusu olur.

Bir kere şunu anlamak lazım, bağımsız devletler para yönetimlerini başkalarının inisiyatifine bırakamaz. Parayı yöneten başta, merkez bankası olmak üzere parayı kontrol eden bankaların yönetimlerini de, başka güçlere bırakılamaz. Avrupa’ya gireceğiz diye, kabul ettiğimiz Maastricht kriterleri diye adlandırılan kriterleri bir cümleyle tarif etmek gerekirse; para yönetiminin ve sanayi üretimlerinin yönetim iradesinin bir başka güce devridir. Yani, ürettiğim malın ve mal karşılığı oluşmuş metanın (paranın) yönetiminin, iradesinin senden alınmasıdır.

Türkiye’nin başına gelen tamda budur ve yeni değildir. Kemal Derviş’le başlayan süreç, ikiz yasalarla kanunlaşan yönetim anlayışı, Kemal Derviş’in oluşturduğu kuralların kamuoyuna adeta tek kurtuluş reçetesi olarak verilmesi, ondan sonra gelen ekonomi yönetimlerinin de, bu kuralları adeta ilahi metinler olarak kabul etmesi bu günlerin yaşanmasının zeminini oluşturmuştur.

Türkiye meselelerini sadece yaşanmış kötü vakalarla tartışır ve oluşmuş vaziyete çözüm aramaya çalışırsa bu gidişatın önüne geçemez, geçse de bundan sonra yapılacak operasyonların önüne geçemez.

Türkiye’yi yönetenler yani iddialı bir milli eğitime spordan sanata, üretimden pazarlamaya kadar tüm toplumu var eden ve yaşatan unsurları

coğrafi gerçekliğimiz, bölge şartlarını göze alarak planlamalıdır. Geçici popülist insanı merkezine almayan, tüm dayatma modeller ve projelerin artık Türk milleti ve devletine bir yarar getirmemektedir.

Bugünlerde yaşananların bir sebebi de, on yıllardır örümcek ağı gibi ülkenin tüm yönetim ve işleyiş noktalarını saran çetelerin mensuplarının hala temizlenememiş olmasıdır. Bir ülkenin cumhurbaşkanı, başta merkez bankası olmak üzere, devlet bankalarına oluşturulmuş ekonomi ünitelerine (BDDK,TMSF) vs… gibi sözü geçmiyorsa, yeniden her şeyi dizayn etmek lazım değil midir?

Baştan beri bugün, Türkiye’yi manipüle edenlerin meclisteki siyasi iradenin içindeki unsurlar tarafından korunup kollanıldığı halan anlaşılamamış mıdır?

Bir büyük temizliğe girişilmişken, ekonomi bürokrasisi içine sızmış unsurların en önce temizlenmesi lazım değil midir?

Tüm bu unsurların, bizzat iktidar partisi içindeki milletvekilleri tarafından korunulduğu fark edilmiyor mu?

Türkiye bu operasyonu nasıl def edecek, bu süreç ne kadar zarar verecek göreceğiz.

Çözüm önerilerimizle devam edeceğiz…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.