Niye davul, zurnayla gelen tehlikeleri görmeyiz. Niye bu kadar operasyona açık taraflarımızı kapatmaktan beceriksiziz. Niye hala dünyanın en büyük milleti, en güçlü devletlerinden olduğumuzun farkına varmayız. Niye bize dayatılan kaderi yaşamak zorunda bırakılıyoruz, anlaşılır gibi değil…

Artık gün gibi aşikâr ki, Vatikan merkezli terör örgütleri ülkemiz, devletimiz ve milletimizin sosyolojik sınırlarında operasyonlarına hız kesmeden devam edecekler. En başta güvenlik bürokrasimiz ve tüm devlet aygıtlarımızda bilecek ki, Türkiye gelişmeye ve büyüme hedefli her yaptığı hamlede bu ve buna benzer vakalarla karşılaşacak.

Peki, çözümü yok mudur?

Elbette var hem de kalıcı ve kolay bir sürü metotla bu ve buna benzer olayları ve tehditlerin hepsinin akıllı planlamalarla erken alınacak önlemlerle sağlıklı istihbarat çalışmalarıyla önü alınır, ülkemizde bu ve buna benzer olayları yaşamaz.

Peki, nerden başlamalı?

Bir kere Türkiye öncelikle bilinen gerçeklikleri artık devlet politikası haline getirmelidir. Birinci yapılacak iş tehdit unsurlarının tespiti ve ifşasıdır. Türkiye’nin en büyük tehdit unsuru Vatikan ve Vatikan’ın da en büyük söz sahibi gibi davranan Almanya’dır. Bilgi kirlilikleri ile karartılan gerçekliklerin, algılarla yaratılan suni hedefler ideolojik saplantılar üzerinden oluşturulan hedef saptırmaların önüne geçilmesi birinci olmazsa olmaz iştir.

Elbette oluşturulmuş terör aygıtlarından her kesim, her güç dengesi faydalanmak isteyecek hedefleri gereği kullanacaklardır. Milletler mücadelesinde bunun kadar normal bir iş düşünülemez. Ama bileceğiz ki, PKK’nın da IŞİD benzeri inanç istismarcısı örgütlerinde soğuk savaş artığı marksist, komünist yapılanmalarında bugünkü en büyük sahibi ve kullanıcısı Vatikan ve Almanya’dır.

Yıllarca başınıza gelen her olayda Amerika’yı, İngiltere’yi, İsrail’i, İran’ı Rusya’yı suçlarken Almanya’yı hep gözden kaçırdık. Vatikan ve Almanya gerçekliğini bir türlü konumlandıramadık. Elbette diğer saydığımız devletlerin bölgede ve ülkemizde emelleri vardı. Elbette yaptıkları örtü faaliyetler büyük tahribata yol açıyordu. Tüm bunlar bizim Alman ve Vatikan körlüğüne kapılmamıza sebebiyet verdi. Tehdit algımızı ne yazık ki, tam oturtamadık.

Bugün devletimizin ve milletimizin bela olan örgütlerin Feto’dan PKK’ya, IŞİD’ den DHKPC, Dev sol, vs… örgütlerine kadar tüm örgütlerin merkezlerinin Almanya’da olduğu söyleyemedik. Belki de on yıllardır izlediğimiz Avrupa birliği hedefli dış politikamız buna engel oldu. Artık suyun bittiği yerdeyiz. Bir kere tehdit algımızı sağlıklı tespitlerle oluşturmalı bu gerçeklikler üzerine tedbir metotlarını konuşmalıyız.

Bütün kurumlarımızı da bu gerçeklik üzerine dizayn etmeliyiz. Türkiye’nin bu karşı karşıya kaldığı problemlerde yarın muhtemelen karşılaşacaklarımızda halledilmeyecek boyut değildir. Yeter ki, sağlıklı tahliller yapılsın popülist değil, realist tedbirler alınsın.

Türkiye’yi yönetenler, yönetmeye talip olanlar derslerini iyi çalışsın. Yapılmayanları düşünülüp uygulanamayan tedbirlerin sebepleri iyi araştırsın. Nelerle karşılaşabileceğimizi iyi tahmin edilsin görülecek ki, karmaşık gibi gözüken problemlerin halli kolay ve çözümü var problemler.

Bu vesileyle bir kere daha tüm şehitlerimize rahmetler diliyor, başta güvenlik mensuplarımız olmak üzere bu vatan, bu millet için gayret gösterenlere Rabbimden kolaylıklar ihsan ediyorum.

Mübarek Kadir Gecemiz ve Bayramımız hayırlar getirsin inşallah…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.